Oyunu oynamak isteyenler için biraz tanıtım yapmak gerekirse; Square Enix’in çıkarmış olduğu ve hikaye bazlı oyunların başında gelen ‘Life is Strange’, bölüm bazlı ilerliyor ve her bölümü yeni bir ruh halini yansıtmaktadır. Ona ithafen her bölümde daha sert veya daha dramatik müziklerle karşılaşmaktayız. İlk oyunda ana karakterimiz olan fotoğraf delisi (gerçekten bana göre çok güzel fotoğraflar yakalamaktadır) Max, büyüdüğü şehire zorla geri götürülmüştür ve bu duruma oldukça içerlenmiştir. Oyunun ilk sekansında müzikler ruh halini oldukça yansıtmaktadır. Çünkü büyüdüğü şehirde çocukluğunu çok güzel geçiren Max, hem geri döndüğü için kendini buruk hissetmekte hem de geçmişe özlem duymaktadır. Bölümler ilerledikçe mistik olayların yaşandığı oyun, birçok sona sahip. Birçok seçimi yaptığınız, seçtiğiniz seçimlerin neler doğuracağını merak ettiğiniz bir oyun türü.

Oyunun hikayesinden daha önce dikkatimi çeken müzikleri olmuştu. Oyunun müzik tarzı yoğunlukla Indie Rock, Pop ,Folk ve Country tarzında. Ana menüde bizi karşıyan Jonathan Morali’nin yapmış olduğu müzik oyunun içeriğini çok güzel yansıtıyor, gerçekten de güzel bir manzaraya karşı dinlenecek en dingin şarkılardan biridir kendisi.

Oyunun  ilk bölümü olan Koza’nın girişinde karekterimiz Max’in kulaklığını taktıktan sonra bohem ve sıkılmış ruh halini oldukça hissettiren ilk müzik Syd Matters-To All Of You parçası. Parçanın yine yazarlığını Jonathan Morali üstlenmiştir.

 

Max ile diğer ana karakterimiz olan Chloe arasındaki bağın kopukluğunu en iyi hissettiren sözleri kendilerine ait şarkı ise Angus and Julia Stone-Santa Monica Dream. Chloe’nin hırçın ama üzgün olması, içinden çıkılmaz bir hüzne sahip olmasını güzel tasvir etmiş.

 

Koza’nın sonunda çalan parçanın yansıttığı ise “Geliyor gelmekte olan,değişiyor değişmekte olan” parçasıyla Syd Matters-Obstacles

İkinci bölümün başında yer alan Alt-J-Something Good parçası Max’in biraz daha hevesli ve mutlu olduğunu gösteren bir parça.

 

Otobüs yolculuğunda şehri en iyi hissettiren şarkılardan biri ise 2005 yapımı sözü ve müziği yine kendisine ait Jose Gonzalez-Crosses. Gerçekten şehrin gri rengini şarkıda hissediyorsunuz.

 

İkinci bölümün sonunda yer alan parçamız ise Local Natives – Mt. Washington. Artık mistik doğa olaylarının iyiden iyiye kendini gösterdiği, insan ilişkilerinin belli bir hiddetten sonra yumuşamasını ve içe dönüklüğü güzel tasvir ediyor.

 

Üçüncü bölümün başında yer alan Bright Eyes-Lua, Max ve Chole’nin duygularını biraz daha özgür yaşamasını, birbirlerine daha çok yakınlaşmasını anlatıyor.

 

Bölüm dördün başında yer alan müzik ise Max’ın özel yeteneği olan zamanı geri almayı kullanması ve bundan pişman mı olsam mutlu mu olsam dediğini görüyoruz. Oyunun bir yerinde yeteneğiniz sayesinde kelebek etkisi yapabileceğiniz bir noktaya geliyorsunuz ve pişman olmanın ötesinde karmakarışık duygular yaşıyorsunuz. İşte Amanda Palmer – In My Mind parçası da hem hüzünlü hem de umutlu bir etki bırakıyor (Spoiler vermemek için oyunda geçen sekansı koymuyorum).

 

Belkide oyunun en vurucu sahnelerinden biri olan dördüncü oyunun sonunda yer alan Message to Bears- Mountains parçası. Çünkü geçmişimizi ne kadar değiştirmek istersek isteyelim geleceğimize vereceğimiz zararı asla değiştiremeyeceğimizi hatırlatan bu bölümde gerçekten bu parça, size hep umut vadetse de kaçınılmaz hüznü anlatıyor.

 

ve geliyoruz artık sona.Artık ne yaparsak yapalım geçmişi değiştirmenin bize hiçbir yararının olmadığını aksine zararlarının olduğunu, her şeyin olması gerektiği gibi kalmasını gösteren oyunun en vurucu müziği olan Foals-Spanish Sahara‘ya geliyoruz. Buraya hem spoiler bölümü hem de şarkının videosunu koyuyorum.

 

Ayrıca oyunu oynamak isteyenler ve daha önce oyununu oynayanlar için oyun sonunda yayıncıların neler hissettiğini gösteren bonus bir video koyuyorum.Bu başarı sadece hikayeden gelmediğini, oyun içi müziğin ne kadar etkili olduğunu gösteren de bir videodur.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here