Legolar, hepimizin çocukluğunda büyür yer tutan oyuncaklar oldular. Sadece bizlerin değil dünyanın her tarafında neredeyse 100 yıldır bu böyle. Çünkü legolar ile oynarken ne sevdiğinizin veya neleri sevmediğinizin önemi yoktur. Legolar tamamen sizin yaratıcılığına kalmış, ne ile oynamak isterseniz onu inşa edebildiğiniz oyuncaklar. Eğer bir arabanız olsun istiyorsanız, bir eviniz olsun istiyorsanız, hayvanlarınız, çiftlikleriniz, uçaklarınız olsun istiyorsanız, aklınıza gelen her şeyi yapabiliyorsunuz. Yani bir çocuk için gerekli olan her şey aslında tek bir oyuncağın içinde bulunmuş oluyor.

Her ne kadar büyüdüğümüzde unutsak da çocukken hayal gücümüz şu anda tahmin edebileceğimizden bile geniş oluyor. Bir çocuk aynı anda aynı yerde telefon, bir inek, bir dolap ve bir spor aletinin bulunmasını isteyebilir(şu anda örnekleri birbirinden alakasız seçmek ve bir çocuğun hayal gücüne sığdırmak konusunda bile zorlandığımdan emin olabilirsiniz) ve bu çocuk inek spor yaparken onun dolabını yerleştirip telefonla süt sipariş edebilir 🙂 Şimdi bunu okurken bile “ne kadar saçma!” diyebilirsiniz ama emin olun ki çocukken hepimiz böyleydik. İşte lego tek başına bunları sağlayabilecek bir oyuncak çeşidi ve bu yüzden de oyuncak dünyasındaki en başarılı hikayelerden birine sahip. Adını sadece lego olarak bildiğimiz bu oyuncağın ismi aslında LEGO şirketinden geliyor. Düşünün LEGO o kadar markalaşmış ki oyuncağa başka isim verilemiyor ve hatta şu anda dünya üzerindeki her bir insan için 100 LEGO parçası bulunuyor.

Gelelim LEGO’nun Hikayesine

LEGO’nun hikayesi, Danimarkalı Ole Kirk Christiansen’in 1930’lu yıllarda bir fabrika kurmasıyla başlıyor. Bir marangoz olan Christiansen kurduğu fabrikada oyuncak yapmaya başıyor ve kamyon ve tekerlekli ördekleriyle ün kazanmaya başlıyor. Daha sonra Christiansen,  Danca “iyi oyna” anlamına gelen leg godt kelimelerinden LEGO ismini buluyor. Bu arada, Christiansen LEGO ismini bulduğu zamana kadar fabrikasının 2 kere yandığını ve 3.kez tekrar kurduğunu söylemek gerekir. Çünkü Christiansen’in inadı sayesinde şu anda dünyada milyonlarca insan legolar ile oynayabiliyor. Hatta 1969 yılında bu yangınlardan çok sonra da fabrika bir kez daha yanmış (sanırım oyuncakların verdiği bir çocuk sakarlığı hakim olmuş bu fabrikalara). Bu geçen zaman zarfında fabrikadaki sistemlerini geliştiren LEGO, üretimini çok büyüttü ve dünya çapında bir tekel halini geldi. LEGO’nun alametifarikası ise parçaların birbirine kenetlenmesindeki kalite ve güç, tema oyuncaklar ve son olarak da mini figürler oldu. Günümüzde hepimizin hayranlıkla yaptığı-izlediği Yıldız Savaşları, Yüzüklerin Efendisi vb. temalı legolar giderek artan bir ilgiyle takip ediliyor. Bu ilgi çekici parçaların ve tasarımların arkasında ise hala birer çocuk olduklarını söyleyen çok kapsamlı bir ekip var. Aslında bu ekip çocukken yaptıkları şeyi yapmaya bir şeyler hayal edip legolarla bunları tasarlamaya devam ediyor. Ancak onlar da kabul ediyor: “aslında tamamen parçalara bağlıyız“. Bu bağlılığı duyduğunuzda “doğru, sonuçta ne kadar farklı şey üretilebilir ki?” diye düşünüyorsunuz. Buna cevap vermek için şirketin yaptığı bir hesaplamayı sizlere aktarmak çok yerinde olur diye düşünüyorum. 6 parça(brick) LEGO ile 950.103.765 adet farklı tasarım inşa edilebiliyor. Şu anda değeri 8 Milyon Dolar civarında değeri olan LEGO şirketinin kesinlikle büyük bir başarı olduğunda sanırım hemfikiriz.

Isle of Berk, Alice Finch

LEGO, yıllar geçtikçe kendisine çok geniş ve sıkı bir hayran kitlesi oluşturmuş ve bu hayranlar evlerinde basit modeller yapmaktan çok daha ileriye gitmişler. Günümüzde bu hayranların ve LEGO yapımcılarının katılımıyla yapılan çok büyük dünya çapında etkinlikler düzenliyor. Bunlardan bazıları; Brick World, Brick Con, BrickFest, Brick Fiesta ve Brickfete.

Alice Finch, Hogwarts

Brick World

Brick World Chicago için dünyadaki en büyük LEGO etkinliği denilebilir. Dünya çapındaki en büyük, gösterişli ve detaylı LEGO çalışmalarının yer aldığı etkinlikte katılımcılar LEGO şirketinden tasarımcılar ile de tanışması fırsatı buluyor. Etkinliğin muhteşem LEGO tasarımlarından sonraki en ilginç yanı ise lego yapan ve etkinlikle legoları gösterilen insanlar arasında ilgi çekici bir dil var. Bu kategorilerin ve dilin FOL’s (Fan of Lego’s) denilen LEGO hayranları isimli bir grup ile başladığını söyleyebiliriz. Bunun ardından da; Genç LEGO hayranları olarak TFOL’s (Teen Fan of Lego), Yetişkin LEGO hayranları olarak AFOL’S (Adult Fan of Lego), çocuk LEGO hayranları olarak KFOL’s (Kid Fan of LEGO), lego sevmeyen sevgili anlamında NLSO (Non LEGO Significant Other), benim tasarımım anlamında MOC (My own Creation), LEGO kullanıcı grubu anlamında LUG (LEGO User Group), LEGO tren klubü anlamında LTC (Lego Train Club), büyük top mekanizması anlamında GBC (Great Ball Contraption), vidalar üste gelmez anlamında SNO (Not on Top), parçalardan çıkan parçalar anlamında POOP (Parts Out of Other Parts), büyük çirkin kaya parçası anlamında BURP (Big Ugly Rock Piece) ve son olarak da 1×5 kullanılıyor. Aslında hepsi bu kadar değil ancak yazıyı sadece bunlarla doldurmak istemedim.

1×5’in ise hikayesi bir hayli ilginç. Geçmişte LEGO oyuncuları çevresinde kadın sayısı çok az olurmuş bu yüzden de fuarlara ve etkinliklere katılan kadın LEGO oyuncusu gördükleri zaman ondan bahsetmek için erkekler bir kod geliştirmiş. LEGO’da 1×5 parça üretilmediği için ve o zamanlar da kadın oyuncu çok olmadığı yani ortamın dışında oldukları için onlara “1×5” ismi verilmiş.

Brick World’de gösterim yapılmasının dışında; görmeden yapma, poşetin içinde yapma, hızlı yapma ve araba-gemi yarışları gibi birçok yarış yapılıyor.

MIT, LEGO ve Çalışan Oyuncaklar

Yukarıya koyduğum videoda Brick Con’da yapılan LEGO robotların savaşlarını izleyeceksiniz. Yani LEGOlar sadece yüzlerce saat inşa edilmesiyle uğraşılan ve sonrasında büyük bir hazla izlenen oyuncaklar değil. Artık LEGO tasarımlarına motorlar takılıp hareket eden oyuncaklar yapılabiliyor. Robotlar, arabalar, uçaklar, helikopterler vb. bir sürü aktif oyuncak yapmak ve bunlarla oynamak mümkün olabiliyor. Bunun arkasında ise LEGO’nun, MIT (Massachusetts Institute of Technology) ile yaptığı çalışmalar yatıyor. Çünkü, LEGO şirketi kendini geliştirmek için çalışmalar yaparken MIT ile birlikte LEGO’ların çalışan aktif mekanizmalar haline getirebileceğini ve böylelikle tasarlanan oyuncakların çok daha eğlenceli olabileceğini fark etti.

Bu videoda ise MIT’nin LEGO parçalarını kullanarak interaktif bir şehir inşa ettiğini ve bizlere “City of Skylines” oyununa benzer bir deneyim sunduğunu görüyoruz.

Eğer sizler de birer LEGO oyuncusuysanız, inşa ettiğiniz LEGOları sosyal medya hesaplarımıza gönderin ve hepimiz görme şansı bulalım.

Instagram: Wannagate

Twitter: @Wannagate

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here