Kerouac efsanesini duymayan yoktur. Beat Generation, On The Road ve birçok nesli etkilemiş akımlar ve kitaplar…

Özgürlük ruhuna yansımış ama bir o kadar da kapalı olan bir yazar. Amerikan Rüyası‘nı farklı açıdan kalemine alıp farklı dünyadan insanlarla tanıştıran Kerouac.

1922 yılında doğan ve 1969’da aşırı alkol kullanımının yol açtığı bir iç kanamadan ölen Jack Kerouac, dindar ve katolik bir anne ile alkol bağımlısı bir babanın çocuğudur. Kerouac, annesine olan bağlılığını her defasında “aşık olduğum tek kadın” olarak dile getirmiştir.

Kerouac, arkadaşlarıyla birlikte otostopla ülkeyi gezip caz müzikten ilham alarak etkisi hala devam eden birçok akım ve kitap bırakmıştır. İnsanları özgürlüğe davet eden, insanı olması gerektiği kalıplara bırakan bu akım nesilden nesile hala aktarılmaya devam ediyor.

Jack Kerouac denilince akla elbette hiç şüphesiz On The Road romanı gelir. Kaleminin büyüleyici olması ve bunu aktardığı kitabı birçok senarist ve yönetmene de ilham kaynağı olmuştur. Jack Kerouac, tam yedi yıl boyunca Amerika’yı doğudan batıya, batıdan doğuya defalarca kat etmiş. Otostopla, kiralık araçlarla, çoğu zaman beş parasız halde. Kerouac, On The Road romanını, günlerce başka hiçbir şey yapmadan daktilosunun başında, sadece 3 haftada yazmıştır. Öyle ki satır başı, kelime aralığı bırakmadan, aklındakileri bir bir yazmıştır.

1951 yılında yazılan roman, 1957’de Viking Yayınevi tarafından yayımlanır. Bir anda romanın ve Kerouac’ın ünlü olması alışılagelir bir durum değildir. Beat kavramı bir anda insanlar tarafından tanınmış ve yaşam tarzı haline gelmiştir.