Tarihi milattan önce 6 binli yıllara kadar uzanan bir şehir Efes, 8 bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Türkiyenin en önemli açık hava müzesi niteliğine sahip olan bu antik kent bir bakıma Anadolu tarihinin bir fotoğrafı sayılır.

Binlerce medeniyeti ve milletleri misafir eden Anadolu; 8 bin yıl öncesine dayanan Efes’in izleriyle coğrafi ve kültürel mirasın büyüklüğünü ortaya çıkarabilen bir yapıya sahip olmuştur.

Antik dünyanın en önemli uygarlık, kültür, bilim ve sanat merkezlerinden biri olan Efes Antik Kenti, İzmir‘in Selçuk ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Her yıl ortalama 1,5 milyon kişinin ziyaret ettiği, Türkiye’nin en görkemli antik şehirleri arasında yer alan Efes Antik Kentinde kazılar 100 yılı aşkın süredir devam ediyor. Her biri görkemli mimari şaheser olan yapılarında bünyesinde bulunduğu görülmektedir.

Androklos’un Efes Antik Kenti Keşfetmesi (Efsane)

Keşif, insanlığın merakı kadar eski bir olaydır. Efsaneye göre, Atina kralı Kodros’un oğlu Androklos’ta bu keşif merakına düşkün olan, cesur bir prenstir. Bunun beraberliğinde Anadolu’nun sahillerine ve adalarına olan hayranlığı da onu bir hayalin peşine takmış; denizlere açılıp, ayak basmadığı yeni toprakları keşfetmek istemiştir. Androklos, vakti geldiğinde bu hayalini gerçekleştirip bir grup insan beraberliğinde yola çıkmıştır. Bir sürü koy, bir sürü ada dolaşıyor ve tutkusunun peşinden gitmek onu Efes’e kadar getiriyor. Tepecikler, kıvrılarak akan Küçük İskender ile sulanan düz vadiler ve adacıklardan oluşan bu koy Androklos’u bütün görkemiyle büyülüyor. Bunun sonucunda, Androklos’un o dönemlerde henüz adı konmamış olan Efes Antik Kent topraklarında bir yurt kurmaya karar vermiş olduğu görülmektedir.

Antik Yunan çok tanrılı bir dine sahipti. Olimpos tanrılarını memnun etmeye çalışmak ve onların gazabından korunmak önemliydi. Bu yüzden de özellikle devlet olaylarında kahinlere danışılırdı. Androklos da böyle yapıyor ve kahinlerden öğreniyor ki kurmak istediği yurt için ona balıklar ve domuzlar yol gösterecektir. Kahinlerin ne demek istediğini tam olarak anlayamasa da bir süre bekliyor. Sonunda bir gün avladıkları balıkları yemeye başlıyorlar ancak bir domuz gelip balıklardan birini kapıp kaçıyor. Androklos da domuzun peşinden gidiyor. Onu yakaladığı yerde de öldürüyor. O anda kahinlerin dilini yorumluyor ve efsaneye göre domuzun öldüğü yere kendi yurdunu kurmaya karar vermiştir.

 

Bilimsel Tarihi 

Bölgede M.Ö. 2000 yıllarının sonuna kadar yerlilerin izini görmek mümkündür. Bunun yanı sıra, Hitit İmparatorluğu’nun meskeni olmasına dayanan güçlü bulgular da mevcuttur. Yunanların ise, Küçük Asya kıyılarındaki var olma macerası Karanlık Çağ ile yani M.Ö 1100-800 arasında başlıyor. Bu sıkıntılı döneme büyük ölçüde, anakara Yunanistan’daki, Tunç Çağı’nın en önemli medeniyetlerinden olan Miken’lerin çökmesiyle giriliyor diyebiliriz. Şehir M.Ö 6. yüzyıl’da Persler tarafından, tıpkı Küçük Asya’da yer alan tüm şehir-devletler ve medeniyetler gibi ele geçiriyor. Bu gelişme, şehrin düşünsel ve ekonomik ilerleyişine uzun süreli bir set çekmiştir. Lakin, M.Ö 4. yüzyılın sonunda Büyük İskender’in İyonya’yı fethetmesiyle Efes’in talihi iyi bir yöne doğru dönmeye başlıyor. M.Ö 2. yüzyılın sonlarında ise Roma’lıların gelişiyle Efes, Pers istilası öncesi yaşadığı altın çağına kaldığı yerden devam ediyor. Şehir, tüm Küçük Asya’nın başkenti ilan ediliyor.

Kent huzurlu yaşantısına devam ederken bilimsel, kültürel ve sanatsal açıdan da zenginleştiği görülmektedir. Herakleitos, Zenodotos, Soranos ve Rufus gibi Antik zamanların önemli isimleri bu topraklarda yetişiyor. Sonunda kent, geldiği nokta ile dönemin zirvesi olarak görülen Milet şehri ile yarışacak düzeye geldi. Ancak, bu bollu bereketli zamanlar çok uzun süremedi.

Çok fazla kirlenen ve çamur, pislik içinde nefes alamayan liman bir süre sonra ticarete elverişsiz hale geldi. Efes halkının ise limanı temizletecek kadar paraları yoktu. Ancak, General Lsymakhos’un vardı. General ise kent limanını temizlemektense yeni bir kent inşa etmeyi tercih ediyor. Artemis Tapınağı’ndan 2 km kadar uzak olan bu yeni kent ise Efesliler önce taşınmak istememişlerdir. Ancak, başka bir çare kalmadığında da bunu yapıyorlar. Bin yıl ayakta kalan kenti ise ilk istila edenler M.Ö. 190 yıllarında Romalılar oldu. Hâl böyle olunca onları başka bir istila kurtarıyor; Pontus Kralı Mithridas sayesinde ağır vergiler ve baskılar son bulmuştur. M.Ö. 87 yılında bu kez de halk ayaklanır. Pontus egemenliği son bulur ve başa tekrar Romalılar gelir. Bu dönem zarfı içerisinde en parlak, en ihtişamlı dönemler yaşanır. Bizans İmparatoru Justinyen tarafından şehrin yeri ilk kurulan Ayasulağ Tepesi’ne geri taşındı. 1130 yılında ise sahneye Türkler çıkıyor. Ayasuluğ, Aydınoğlulları’nın merkezi yerleşim hâline gelerek, zaman içerisinde de küçülmüştür.

Efes Antik Kent İçeriği

Efes Antik Kent Tiyatrosu,  günümüze kadar yapısını bozmadan ayakta kalmış en güzel eserlerinden bir tanesidir. Dünya’nın en büyük açık hava tiyatrosu olma özelliği taşımaktadır. Efes antik tiyatrosundan tüm Efes gözükmekte ve bu manzara insanı o dönemin yaşayan Efes kentine bir yolculuk yaptırmaktadır.

Celsus Kütüphanesi, Efes harabeleri içerisinde günümüze ulaşmayı başarmış en göz alıcı yerlerden biridir. Tüm ihtişamıyla yükselen dış duvar üzerinde dört kadın heykeli bulunmaktadır. Romalı senatör Celsus’un ölümünden sonra anısına yaptırılan kütüphane aynı zamanda anıt mezar niteliği taşıyor. Yapının batı duvarının altında Celsus’un lahdi var.

Efes’e gelen denizcilerin gözde mekânı Aşk Evi, Kuretler Caddesi ile Mermer Cadde’nin kesişiminde yer alıyor. Evin hem Celsus Kütüphanesi’ne hem de Skolastika Hamamı’na gizli bir geçiti yer almaktadır.

Kuretler Caddesi, Herakles Kapısı’ndan Celsus Kütüphanesi’ne uzanan şehrin en işlevsel caddesidir.

Skolastika Hamamı, girişi Kuretler Caddesi üzerinde bulunan 3 katlı bir yapıya sahiptir. Yoksullardan ücret alınmaması ve onun dönemine göre çok daha ileri bir teknolojiye sahip işlevselliği olması önemli özelliklerindendir.

Hadrian Tapınağı, Roma İmparatoru Hadrianus’u onurlandırmak için inşa edilmiştir.

Meryem Kilisesi, Liman Caddesi’nin kuzeyinde bulunuyor. Dünyada Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri. Aynı zamanda Katolik mezhebinin doğduğu yerdir. Meryem, bu kilisede “Tanrı Annesi” olarak kabul edildiğinden Hristiyanlar için büyük önem arz etmektedir.

Odeon, döneminde kent meclisi toplantıları, tiyatro ve yarışmaların yapıldığı alandır.

Ve kediler… Efes Antik Kenti’nin koruyucu melekleri sıfatında yeni ev sahipleridir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here