Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Eğer bu yazıyı bir bilgisayarda ya da akıllı telefonda okuyorsanız demektir ki elinizin altında mutlaka bir kulaklık var. Bu teknolojiyi kullanın ve kulağınızda en sevdiğiniz şarkılarla bu yazıyı okuyun!

Günümüzde büyük ve modern bir ofisi ziyaret etmek, aynı anda çalan ama hiçbirini duyamadığımız müziklerle dolu bir ortamda olmak demek. Genç yaştaki çalışanların en azından yarısı bütün mesaisini kulaklarında bir kulaklık ile geçiriyor ve bunun onları işlerini daha iyi yapmaya teşvik ettiğini düşünüyorlar. Defalarca yapılan anketler de bunu destekliyor; çalışma esnasında müzik dinlemek bizi daha mutlu, üretken ve konsantre hale getiriyor.

Kulaklıkların zaferi, toplum içinde kişiye bir mahremiyet alanı yaratmasıdır.

Bilimsel araştırmalara göre ise aslında müzik dinlemek, diğer uyaranları hatırlama yeteneğimizi zedeliyor. Özellikle herhangi bir pop şarkısını dinlemek genel olarak performans düşüklüğüne yol açıyor. Tayvan’da yapılan bir çalışmada öğrencilerin konsantre testlerindeki puan düşüklüğünün sebebi olarak şarkı sözleri gösterilmiş. Yine aynı çalışmada, şarkı sözlerinin beynimizin sözel işlem becerilerini karıştırdığı gözlemlenmiş. Çalışmanın raporuna göre sessizlik ve sessiz bir ortam, daha verimli çalışmak için insanlara verilebilecek en iyi tavsiye. Fakat bunun kişiden kişiye değiştiğini de unutmamak gerekir.

Peki kulaklıklar verimlilik açısından bu kadar kötü bir etki yaratıyorsa neden hala daha bu kadar çok insan kulaklık kullanıyor?

Buna farklı açılardan cevap verilebilir. Örneğin ekonomik açıdan bakacak olursak; Amerikan hükümeti tarım/üretim ekonomisinden hizmet ekonomisine geçiş yaptı ve “daha fazla iş, yüksek konsantrasyon ve yaratıcılık” talep ediyor. Bu bizi şöyle bir cevaba da götürüyor; ofis çalışanlarının %70’i, bu talebi karşılayabilmeleri için toplu çalışma ortamında kendilerine özel bir alan yaratmanın önemli olduğunu düşünüyor. Bu da bizi psikolojik bir cevaba ulaştırıyor; müziğin kaslarımızı rahatlattığına, ruh halimizi düzelttiğine ve hatta tansiyonu, kalp atış hızını ve kaygıyı azaltabildiğine dair kanıtlar var.

Tüm bu cevaplar ise bizi son olarak toplumsal ve kültürel cevaba ulaştırıyor; kulaklıklar bize kendi özel alanımızı yaratmamız ve onu kontrol etmemiz için bir şans veriyor. Bu da hizmet ekonomisine yönelen toplumlardaki ofis çalışanları için çok şey ifade ediyor.

Kulaklığın bilinen tarihine değinmek gerekirse, 1910 yılında ABD Donanması’nın radyo bölümü mor mürekkep ile pembe kağıda yazılmış çılgın bir mektup aldı. Mektubu açan kişi belki de tarihi değiştirecek bir buluşu okuduğunu muhtemelen bilmiyordu. Mektupta yazanlar, Edison’un en ünlü ve henüz eksikleri bulunan, tamamlanmamış olan buluşunun geliştirilmiş halini temsil ediyordu; elektrik sinyallerinden sesin yaratılması!

Mektup, Nathaniel Baldwin adlı bir mühendisten geliyordu. Baldwin, evinin mutfağında sesi güçlendiren bir “headset” icat ettiğini söylüyordu. Donanma, ses testi yapılmasını istedi ve sonuç bomba etkisi yarattı. Modern kulaklık bu şekilde doğdu.

Kulaklığın amacı, dinleyicinin kulağına dışarıdan kimsenin duyamayacağı şekilde ona özel bir ses vermesidir. Bu, müziğin tarihteki toplumsal amacından radikal bir ayrılış demek. Nils L. Willin ve Björn Merker, “Müziğin Kökeni” adlı kitaplarında şöyle yazmışlar; “Müzikle birlikte dans, biyolojik ve kültürel olarak bir sosyal bağlanma teknolojisi olarak işlev görmeye başladı.”

20.yüzyılda müzik dünyasında çok fazla değişim oldu ama kulaklıklar muhtemelen bir dönüm noktası oldu.

Kulaklıkların bizi antisosyal hale getirdiğini söylemek günümüzde çok kolay ve popüler.

Fakat kulaklıklar bize her zaman aradığımız o bağımsızlığı sunuyor. Aynı düşüncelerimiz gibi müziğimizi de özelleştirme kapasitesine sahip. Müziği, başka kimsenin duyamayacağı ve paylaşmayı seçebileceğimiz bir şey haline getiriyor.

Başka bir açıdan bakmak gerekirse; kulaklıklar, yani kişisel müziğimiz, hem kendimiz için hem de çevremizdeki insanlar için adeta bir kalkan oluşturuyor. Kulaklık takan birini gördüğümüzde o insanın o an kendi dünyasında olduğunu veya başka bir şeyle meşgul olduğunu anlarız. Bu sebeple artık insanlar sırf meşgul görünmek veya dokunulmaz olmak için bile müziksiz de olsa kulaklık takıyor.

Kulaklıklar artık amacını yerine getirmenin yanında sosyal bir aksesuar olma yolunda ilerliyor; buradayım ama şu an sizinle muhatap olamam. 

Bu kalabalık dünyada kendimize ait bir alanı zor bulurken kulaklıklar akıllarımızın etrafına örülmüş bir çit gibi adeta. Bize kendi alanımızı yaratıyor ve kendimizi dinlememize yardımcı oluyor. Bunun sonu bizi nereye götürür bilinmez ama yarattığı ayrıcalık hissini hepimizin çok sevdiği kesin.

Kaynak: 1

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here