Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

Kral Midas, Anadolu’nun batı bölgesinde yaşamış, efsaneleriyle ünlü Frigya kralıdır. M.Ö. 738-696 yılları arasında Gordios’ta yaşayan Midas, bilgeliği ile bilinmekle birlikte tarihe kendini hırsıyla kazımış bir karakterdir. Sanata ve kültürel etkinliklere olan düşkünlüğünün yanı sıra dünyevi zenginliklere sahip olma hırsını da içinde barındıran kral, yaşadığı dönem boyunca Gordion’u da olduğundan çok daha güçlü görmüştür. Bu yüzdendir ki kibir, önlemlerin alınmasını geciktirmiş hatta engellemiş ve Gordion’un birtakım yaralar almasına sebep olmuştur.

Günümüzde Ankara Medeniyetler Müzesi‘nde bulunan Midas’ın kafatası üzerinde gerekli araştırmalar yapıldığında efsanelere kanıt niteliğinde olmasa da normalden daha büyük kulaklara sahip olduğu anlaşılmaktadır.

İlk efsaneye göre Yunan tanrısı Dionysos, dağ tırmanışı yaptığı sırada akıl hocası olan satir Silenus’u kaybeder. Sarhoş olduğu için tekrar Dionysos’un yanına dönemeyen Silenus, Frigyalılar tarafından bulunarak Midas’a götürülür ve büyük bir misafirperverlik ve hoşgörüyle karşılaşır.

Satire yaptığı büyük iyiliklerin sonucunda Midas, Dionysos’un takdirini kazanır ve istediği bir şeyin gerçekleşeceği vaat edilir. Bunun üzerine Midas, hırsının bir göstergesi de sayılabileceği üzere, dokunduğu her şeyin altına dönmesini diler. Tanrı, Midas’ın bu isteğini gerçekleştirir ve Midas mutlu bir şekilde evine döner.

Kral, ev ahalisine yeteneğini göstermek ve biraz da keyif çatmak üzere bir ziyafet hazırlanmasını emreder fakat bu emri onun keyfini değil ne yazık ki pişmanlığını besler. Ziyafetin ilk dakikalarında eline aldığı her yemek altına dönüşür ve bu sebeple yemek yiyemez. Pişmanlığını çığ gibi büyüten bir diğer olay ise kızını sevmek isteyen Midas’ın kızının da altına dönüşmesidir. Bunun üzerine Midas büyük bir telaşla Dionysos’un yanına döner ve bu laneti ondan alması için tanrıya yalvarır. Dionysos, kralın bu durumuna acıyarak ona Paktalos ırmağında yıkanmasını söyler. Midas, tanrının söylediği şeyi hemen uygular ve altına dönüştürdüğü her şeyin tekrar eski haline geldiğini görür. Diğer rivayete göre ise kralın kızı eski haline dönmemiştir ve kral açgözlülüğünün bedelini en ağır şekilde, kızının canıyla ödemiştir. Aristotales’e göre ise hikaye Midas’ın açgözlülüğünün bedelini hiçbir şey yiyemez hale gelerek kendi canıyla ödemesiyle son bulur.

İkinci efsane ise Kral Midas’ın kulaklarıyla ilgilidir. Rivayete göre Kral Midas tuttuğunu altına çevirme lanetinden sonra daha mütevazı bir hayat yaşamaya karar vermiş ve Pan’ın yanında kalmaya başlamıştır. Pan bir gün ateşin, ışığın, müziğin ve şiirin tanrısı Apollon’a müzik konusunda meydan okur ve aralarında bir yarış başlar. Tanrı Pan flüt çalar, Apollon ise lirini. Yarışma sonucunda seçilen hakem Apollon’un kazanan olduğunu söyler ve halk da bunu destekler. Bu fikre katılmayan yalnızca Kral Midas’tır. Bunun üzerine Apollon çok sinirlenerek böylesine güzel bir çalmayı bir insan kulağının beğenmemesinin mümkün olmadığını öne sürerek Kral Midas’ın kulaklarını eşek kulağına çevirir.

Lanetlendikten sonra Kral Midas kulaklarını şapkalar takarak halktan ve tanıdığı tek bir kişi dışında herkesten saklar. Bu sırrı onunla paylaşan tek insan berberidir fakat sırlar kimi zaman insanlara ağır gelir. Berberi Midas’a verdiği sözü çiğnemek istememenin yanı sıra sırrı da daha fazla içinde tutamayacağının bilincine vararak bir tepede salık verir bu sırrı. Doğa bir olur ve Midas’ın kulakları herkesçe duyulur. İnsanların hoşgörüsüzlüğü Midas’ı artık dayanamayacağı bir noktaya getirir ve Midas Apollon’un affına sığınır. Tanrı onu affederek kurallarını geri bahşeder fakat bunun yanında Midas’ın da canını alır.

Kaynak:1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here