2007 tarihli ilk uzun metrajlı filmi Polis’le sinema dünyasına iddialı bir giriş yapan Onur Ünlü hiç şüphesiz sinemamızın en tartışmalı isimlerinden birine dönüştü. Filmlerinde her daim yeni arayışlar peşinde olan yönetmenin bu arayışları birkaç yıl öncesine kadar taktirle ve sempatiyle karşılanıyordu.

Sinemacı ilk filminin ardından çektiği Beş Şehir (2009), Sen Aydınlatırsın Geceyi (2011) ve İtirazım Var (2014) gibi filmleriyle sinema çevrelerince kucaklanıyordu. Daha sonra bu rüzgar tersine dönmeye başladı. 2015 tarihli yenilikçi yerli müzikal Kırık Kalpler Bankası’yla başlayan eleştiriler, yönetmenin dört film çektiği 2017 yılında iyiden iyiye alevlenmeye başladı. Yönetmene artık yenilikçilik yerine egoistlik etiketine layık bulunuyordu.

Bu yazıda yönetmenin o yıl çektiği dört film arasında en iyisi olduğunu düşündüğüm Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’u inceleyeceğim. Senaryosu Onur Ünlü’nün kaleminden çıkan yapımın oyuncu kadrosunda ise Demet Evgar, Fatih Artman, Ezgi Eyüboğlu, Hare Sürel, Özgür Emre Yıldırım ve Ayşenil Şamlıoğlu gibi isimler yer alıyor.

Filmde cinayet masası dedektifi Salim’in hikayesini izliyoruz. Salim küçük bir kızı olan boşanmış bir babadır. Gözündeki sorun nedeniyle yakında kör olacak olan genç adamın zaten pek yerinde olmayan psikolojisi daha da kötüleşecektir. Bütün bunların yanı sıra araştırdığı cinayet olayının maktulünün karısı Handan’dan etkilenmeye başlar. Handan’ın da görme engelli birisi olması olayları daha da ilginç bir noktaya taşır. Cinayet dosyasında ilerledikçe olaylar daha da içinden çıkılmaz bir hal almaya başlar.

Onur Ünlü imza attığı hemen hemen her yapımda olduğu gibi sinemamızda örneğini pek görmediğimiz ilginç bir hikaye anlatıyor seyircilere. Sinemacı aynı sene çektiği piyasa işi açıkça kötü polisiye uyarlaması Cingöz Recai kazasını çabuk atlatmış. Filmde esas olarak körleşen bir dedektifin araştırdığı cinayetin ipuçlarını çözmeye çalışırken her anlamda kendini kaybetmesine tanık oluyoruz.

Ünlü daha önce imza attığı işlerde de kör karakterlere yer vermişti. Fakat senaryosunu yazdığı Acı Aşk (2009) dışında bu karakterleri hikayenin merkezine oturtmamıştı. Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’ta ise ana karakteri hızla körleşen genç bir erkek. Hayatını bir türlü rayına oturtamamış olan Salim için işler daha da karmaşıklaşmaya başlıyor. Adeta feleği şaşan dedektif cinayet kurbanının oldukça garip tavırlar sergileyen kör bir piyanist olan eşine tutuluyor. Demet Evgar’ın çok başarılı bir oyunculukla canlandırdığı karakter adeta hikayenin Femme Fatale’ine dönüşüyor. Ve dedektifimizin dibe doğru çöküşünü hızlandırıyor.

Nostaljik Yeşilçam filmlerinde sıkça rastlanan ‘kör olma’ durumu genellikle bir kaza sonucu masum bir karakterin başına gelir. Ve hikayenin melodram yükünü taşıyan karakterle özdeşlik kurarız. Buradaysa sinemacı kendisinden beklendiği gibi Salim’e empatiyle yaklaşmamıza pek izin vermiyor. Bir türlü hayatta dikiş tutturamamış karakter cinayet vakasının sanığı konumundaki ‘masum’ kadınların hayatlarını engelliyor. Bunda elbette Salim’in annesiyle kurduğu sorunlu ilişkinin de etkisi var.

Onur Ünlü bu karanlık ve mizahi polisiye hikayesini klasik kara filmlerin yapısından etkilenerek biçimci bir yaklaşımla perdeye aktarmış. Bu başarı da yönetmenin daha önce de pek çok kez birlikte çalıştığı deneyimli görüntü yönetmeni Vedat Özdemir’in de payı büyük. Baş rollerdeki Fatih Artman ve Demet Evgar’ın müthiş performanslarına yan rollerdeki oyuncular da başarıyla eşlik etmiş.

‘Bağımsız’ ve ‘popüler’ olmak üzere iki uçta toplanarak kendini sınırlayan sinemamızın pek başarılı örnekler vermediği polisiye türünde yenilikçi ve taze bir eser olan Aşkın Gören Gözlere İhtiyacı Yok’u farklı lezzetlere açık sinemaseverlere önerebilirim.

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here