Her yıl onlarca korku filmi çıkıyor ve herkes iyi veya kötü mutlaka bir korku filmi izlemiştir. Bazen daha hikaye ağırlıklı korku filmleri olurken bazen de sadece çirkin suratlar ve bağıran insanların olduğu kötü filmler çıkıyor karşımıza. Filmlerde gördüğümüz çeşitli konular var, insanların korkmasını sağlayacak. Dini olaylar, psikopat katiller, uzaylılar ve paranormal olaylar gibi. Korku filmlerinde bu tarz değişiklikler varken değişmeyen tek şey var “Ben olsam kesin kaçardım.” diyenler. Peki gerçekten korku filminin içindeki kişi biz olsak kaçar mıydık veya diğer korku filmi klişeleri başımıza gelse ne yapardık?

Klişelerin belki de en başında gelir “sesin geldiği yere doğru gitmek”. Çoğu insan da bu sahneyi izlerken “Gitme kardeşim niye gidiyorsun ben olsam çoktan kaçmıştım.” der. Filmi izlerken bu tarz bir şey söylemek kolay ama gerçekten başınıza gelseydi, büyük ihtimalle kaçmayacaktınız ve siz de filmdeki karakter gibi gitmemesi gereken yere gidecektiniz. Çünkü bu tarz bir olayda sadece korku duygusunu hissetmiyorsunuz, aynı zamanda bir merak duygusu içinde oluyorsunuz ve içten içe biliyorsunuz ki bu merak duygusuna yenilip harekete geçerseniz, o sırada sizi rahatsız eden o “korku” duygusundan kurtulma ihtimaliniz var. Örneğin; evde otururken birden evinizin elektriği gitti ve odanın birinden bir ses geldi. İlk yapacağınız şey, elinize hemen bir şey alıp sesin geldiği yere doğru gitmek olurdu. Çünkü o sırada bir belirsizlik içinde hissedeceksiniz kendinizi. “Tehdit gerçekten var mı? Varsa nasıl bir tehdit ve ne yapmalıyım?” gibi sorular kafanızın içinde dönüp duracak. Bu sorulara yanıt bulup, belirsizliği ortadan kaldırmak isteyeceksiniz ve korkularınızı göz ardı edeceksiniz. Ayrıca unutmayın ki siz korku filmine gittiğinizde, o filmin sizi korkutmak için olduğunu ve o karakter oraya giderse mutlaka korkunç bir şey olacağını biliyorsunuz. Ama filmdeki karakter, korku filminin içinde olduğunun farkında değil. Yani şöyle düşünün; evde ayarsızca koşan bir çocuk gölgesi gördünüz. Bu durumda vereceğiniz ilk tepki “Aman tanrım, evde bir çocuk hayalet var ve beni öldürmeye çalışıyor, hemen bu evden kaçmalıyım.” olmazdı, onun yerine “Çocuk muydu o? Yanlış gördüm herhalde.” olurdu. Çünkü her gün paranormal olaylar başımıza gelmiyor ve böyle bir durumda ilk yapacağımız şey durumu reddetmek ve bir mantık çerçevesine oturtmak. Her şeyi göz önünde bulundurduğumuzda, eğer siz o filmde olsaydınız, kesinlikle kaçmamıştınız ve garip yaratık tarafından öldürülmüştünüz.

Diğer bir olay ise, eve giren katilden kaçarken saklanmak için belki de en korunaksız yer olan “banyoya kaçma” eylemi. Mantıklı bir şekilde düşündüğünüz zaman böyle bir durumda yapacağınız iki şey vardır. Birincisi, mutfağa veya silahınız varsa sakladığınız yere gidip, silahınızı alıp size saldırmaya çalışan kişiye saldırmak. İkincisi ise direkt çıkışa yönelmek. Ama filmlerdeki insanlar bunları yapmak yerine direkt banyoya veya kendi odasına kaçmayı tercih ediyor. Bu tarz bir olay yaşandığında normal olarak, mantıklı düşünme gibi eylemler beyni terk ediyor. Beyin de direksiyona kendi geçip “Bu arkadaşı kendini güvenliği hissettiği bir yere göndereyim.” diye banyoya veya kendi odasına gönderiyor. Banyonun kapısını kapattıktan sonra kimsenin sizi görmesini istemeyeceğiniz şeyler yaptığınızı biliyoruz, herkes yapıyor. Bu durum aynı şekilde oda için de geçerli. Çünkü odanızda veya banyoda sizi kimsenin rahatsız etmeyeceğini biliyorsunuz. Kısacası sizin de evinize psikopat bir katil girse, büyük ihtimalle banyoya kaçmıştınız ve baltayla öldürülmüştünüz.

Bu yüzden size tavsiyemiz eski kiliselere, perili evlere, dağın başındaki korkunç evlere ve hiçliğin ortasındaki kulübelere gitmeyin ve evinizin kapılarını iyi kilitleyin. Oralara kadar gittikten sonra, sesin geldiği yere gitmeseniz veya banyoya saklansanız ne fayda? Zaten o sizi öldürecektir bir şekilde.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here