Indie RPG korku oyunlarını seven oyuncuların ismine aşina olduğu, Steam üzerinden ücretsiz bir şekilde sunulmaya başladığı andan itibaren de oynayanların çoğunun kafasında soru işaretleri bıraktığı, kimisine de “oyun çok saçma” dedirtecek kadar kafa karıştırıcı bulunan oyun The Mirror Lied, basit bir oyunun aslında ne kadar gizem içerebileceğinin küçük bir örneği oldu. Bu yüzden de bugün sizlere bu soyut oyunun içeriği hakkında bilgi verirken, birkaç oyuncunun paylaşmış olduğu sağlam teoriler ardından kendi yazarlarımız tarafından kurulmuş teorilerimiz ile tekrar üzerinden geçeceğiz.

Oyunun ilk gözümüze ilişen özelliği, oyun, 2013 yılına damgasını vuran To The Moon yaratıcıları Freebird Games tarafından ortaya çıkartılmış olması. Böylesi muhteşem bir sanat harikası niteliğindeki pixel oyunun yaratıcılarının, söylendiği gibi The Mirror Lied’ı parça parça ilerleyen konusuz bir oyun olarak çıkarttıklarını düşünemiyoruz.

Yüzü olmayan bir kız, yüzü olmayan bir dünyada.

Oyunun bir diğer farkedilen noktası da, oynadığımız karakter olan küçük kız Leah. Kızın yüzü yok. Pixel bir oyun da olsa, oyunların çoğunda çizilen yüz vb. parçalar 7 yaşında olan bu küçük kızda bulunmuyor. Bunun öylesine yapılan bir şey olduğunu düşünmek doğru olmaz. Nitekim, oyun hakkında Freebird Games’in sitesine girdiğinizde vermiş oldukları bilgiler ise tamamen gizem içerisinde. Buna oyun özeti diye yazmış oldukları şiiri örnek gösterebiliriz.

Küçük bir kuş dün çatının karşısında uçtu.
Bugün buraya tekrar uçacağını söyledi.
Ama suya indi.
Merhaba küçük kuş.
Tik tak.
Tik tak.
BAM.
Yakaladım.

Birinci Teori: Dünya Savaşı

Çoğu oyuncu, oyunun asıl vermek istediği mesajın dünya savaşı hakkında olduğunu savunuyor. Buna en büyük kanıt örneğini de oyun içerisinde girdiğiniz çalışma odasında sürekli olarak değişen dünya haritasındaki kıtalar. Oynaların bazıları farketmese de, bizim gibi meraklı ve teori üretmeyi seven taraf, haritadaki kıtaların gittikçe azalmaya başladığını farketmiş.
Bir diğer aynı teoriyi savunan taraf ise oyunda Leah’I arayan Birdie tarafından söylenen sayı dizesinden yola çıkıyor. 61|5491.
Numara ters bir şekilde bakıldığında, yani 16.1945, doğrudan İkinci Dünya Savaşına denk geliyor. Bu tarihte dünyada bir çok olayın meydana gelmiş olması ve bazı bombaların da bu tarihte atılmış olması belki de oyunun bu olaylara gönderme olduğunu düşünmemize sebebiyet veriyor.

İkinci Teori: Banyodaki Küvetler

Oyunda, oyun sonuna kadar iki küvetin de ağzına kadar suyla dolu olduğunu görüyorsunuz. Oyunun sonlarına doğru ise ev yanmaya başladığında suyun bariz bir şekilde kırmızıya, daha çok bulanık bir kırmızı tonuna dönmeye başladığını farkediyorsunuz bir süre sonra ise tamamen kan kırmızı bir renge dönüşüyor. Bazıları bu küvetlerde birilerinin öldüğü ya da öldürüldüğü, Leah’ın ise bir şekilde bu cesetleri göremediğinden bahsetmekte.

Üçüncü Teori: Kuş Gribi

Bize göre belki de en çok çalışılmış teorilerden birisi olan, aynı zamanda yazarlarımızın da desteklediği teorilerden birisi, kuş gribinin oyun ile bağlantısına oyunun içerisinde bakmış olduğumuz mikroskopta görünen görüntüyle ulaşılmakta. Oyunda gösterilen virüsün kesinlikle Kuş Gribi Virüsüne ait olduğu savunulan bu teori telefonda verilen koda yani 61|5491’e farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyorlar. Hemen küçük bir özetini geçelim:
N5N1 = Orjinal kuş gribi virüsün bilimdeki adı.
Teoristlerin dediğine göre, bu virus dünya genelinde farklı kodlara sahip. Her ülkenin kendince başka bir virüsü olduğundan oyun içerisinde verilen kodu bu ülkelerden birisiyle bağdaştırmayı başarmışlar.
Yani, H6 + N1= H6 N1 (Almanya’nın kuş virüsü)
Oyunun kuş gribinin dünya geneline 2004 ile 2007 arasında yayılmasını konu aldığı düşünülüyor.

Yazarlarımızdan AFurkanKızılay’ın Teorisi:
“Bana göre oyun temel hatlarıyla bir insan hayatını temsil ediyor. Oyunun başında “kuş uçtu” gitti şeklinde yazılarla başlarken, bize bir yandan da boş bir eve tek tek gelen eşyaları gösteriyor. Bu insan hayatındaki bilinçaltını temsil ediyor bence. Her şey sıfırdan başlar ve sonradan bazı gereksiz şeyler bilinçaltında yer ederler. Bunların birçoğu da istem dışı oluşur.

İlerledikçe karakterimiz Leah bir bitkiyi sulamaktadır. Evden çıkış yolu yoktur ve bitkiyi büyütüp onunla çıkabileceğini düşünür bu da insanın hayat boyunca içinde taşıdığı umuda bir atıftır. Başına yangın gibi farklı badireler gelse de ilk başta kullandığı suyun rengi değişse de bu umuttan vazgeçmez Leah. Bu bitki hayattaki amacı olurken diğer değindiğim badireler de hayatta karşısına çıkan engeller oluverir. Bu tür badirelerin yanında pek tabii hayatına neşe veren etkenler de vardır Leah’ın. Kitabı açtığımızdaki çalan müzik, elindeki ve yerdeki oyuncaklar gibi. Amacına odaklanmış bir hayatın zorlukları olduğu gibi bu tarz eğlenceleri de vardır çünkü her zaman.

Belki bir hastalığı vardır bu Leah’ın da. Çoğumuzun da hayatı boyunca türlü türlü hastalıkları olduğu gibi. Bu hastalık oyunda bize mikroskoptan da gösterilen H5N1 virüsünü işaret etmektedir. Bu virüs kuş gribi diye geçer. Bu sebepten ötürü oyun boyunca duyduğumuz “birdy” bu şekilde açıklanabilir. Telefonda konuştuğumuz ve bize mail atan kişi de aslında Leah’ın kendi içinde verdiği savaşı temsil etmektedir. Kendi içinde verdiği bir iç savaş veya karar verme mekanizmasına benzetebiliriz. Bu hastalıktan ötürü hayatı kötüleşen Leah çareyi birdy’i öldürmekte yani hastalığı ne olursa olsun yenmekte bulur.

Oyun boyunca eğer dikkat ederseniz, yer yer kaybolan veya şekil değiştiren objeler göreceksiniz. Küçülen dünya haritası ve kaybolan bazı tablolar gibi. Bunlar da bence insan hayatındaki değişikliklere birer atıftır. İnsanın amacı ne olursa olsun bazen dikkat çekmeyen değişiklikler olabilir hayatında.

Oyun sonunda amacına ulaşıp kurtuluş yolunu açan Leah, kendini yine kuşun elinde bulunca bu beladan hiçbir şekilde kurtulamayacağını fark edip kendi hayatına son vermeyi seçer. Kuşun kızı kolaylıkla taşıyabiliyor olması da bu şekilde açıklanabilir. Leah’ı istediği yere çeken bir bela gibi.”

Kendi Teorim:

Bana göre oyun pedafoli bir adamın, Birdie, hastalıklı düşünceleri ile küçük kız Leah’ı yalanların içine hapsetmiş bir şekilde başlıyor. Suyun son sahnede kırmızıya dönmesi, Leah’ın yatağının alt kata düştüğü sırada yatağın üzerinde bıraktığı peluş oyuncağının kızın uzanamayacağı kadar uzak bir tarafa düşmesi, bu konuda saplantılı düşüncelerini oyunun başlangıcından önce gerçekleştirmiş olduğunu temsil ediyor olabilir. Son sahnedeki alevlerin ise Leah’ın gerçeklikle karşılaşmasını ve bu gerçeklikle kendini öldürerek başa çıktığını gösteriyor olabilir. Tamamen uçuk bir teori ve numaraları göz ardı ederek oluşturulmuş bir şey olduğu için içinde hala bazı uyuşmayan yerler olduğunu düşünmekteyim.

Bonus Teori: Yapımcılar

Oyunun konusun ne hakkında olduğu sorusunu cevaplayamayan yapımcılardan sonra, aklımıza yatan bir diğer teori de, yapımcıların oyunun ne konuda olduğu hakkında hiçbir fikirlerinin olmaması.

Evet, The Mirror Lied hakkında hoşumuza giden teorileri derlediğimiz ve hatta kendi düşündüğümüz teorileri de eklediğimiz yazımızın sonuna geldik. Oyuna buradan ulaşabilirsiniz. Sizin de aklınıza gelen, düşündüğünüz farklı fikirler varsa lütfen paylaşmaktan çekinmeyin!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here