Bir Roma inanışına göre, insanların isimleri kaderlerinde yazılıymış. Bu inanışı destekleyen en güzel örneklerden birisi şüphesiz Serenad Bağcan. ‘’Şarkıcı’’ ve ‘’Sanatçı’’ arasındaki farkı çok net bir şekilde görebilmeniz adına bu kocaman sesli kadını sizler için araştırdık.

Serenad Bağcan… Ankara doğumlu bu gizemli kadın 3 kardeşin ortancası. Soyadından da anlaşılacağı üzere herkesin yakından tanıdığı Selda Bağcan’ın ise yeğeni. Ankara’da büyümüş ve üniversiteye de yine bu şehirde gitmiş. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirmesine rağmen mesleğini hiç yapmayan Serenad Bağcan’ın hayatı sanat odaklı geçmiştir. ‘’Eczacılık okumak benim tercihimdi, sanırım aile geleneğini sürdürmek istedim. Babam makine mühendisi, halam (Selda Bağcan) fizik mühendisiydi. Sadece bunlar da değil, iktisatçı ve benim gibi eczacı da vardı. Ama yine hepimizin dönüp dolaşıp geldiği yer müziğin kapısı olmuştur.’’ Müzisyen bir aileden gelmesine ve sanatla bizim gördüğümüzden daha fazla ilgilenmesine rağmen Serenad Bağcan’ın yeni yeni tanınması ise ayrı bir ironidir.

Mandoline ve yan flüte ilgisi olan sanatçı, piyano derslerini halası Selda Bağcan’dan almıştır. Klasik Batı Müziği üzerine eğitim almış ve sonrasında Devlet Çok Sesli Korosuna katılmıştır. 2011 yılında Fazıl Say’ın Nazım Oratoryosu ve Metin Altıok Ağıtlarını söyleyecek solistin programa gelmemesi üzerine Serenad Bağcan bu görevi üstlenmiştir. Ve o günden sonra Fazıl Say ile birlikte çalışmıştır. Serenad Bağcan, Fazıl Say hakkında, ‘’Her zaman söylerim, onunla çalışmak çok onur verici, beni her zaman geliştirmeye ve daha fazla çalışmaya teşvik etti. Birlikte çalışmadan önce elbette Fazıl Say’ı takip ederdim ve konserlerine gitmeye çalışırdım. Ve her konser sonrasında kendi kendime ‘bir insan bir enstrümanı nasıl bir uzvuymuş gibi kolaylıkla ve yüreğiyle çalabilir’ diye düşünür belli bir süre kendime gelemezdim.’’ diyor. Fazıl Say ise Serenad Bağcan için, ‘’Yıllar sonra aradığım sesi sonunda buldum’’ demiştir. ‘’İlk Şarkılar’’ albümünün Fazıl Say tarafından tam 20 yıl boyunca bekletilmesi de işte bu yüzdendir.

Serenad Bağcan kendisi için, ‘’Mutluluk, yaşama sevinci ve huzur; hayatımda şarkı söyleyerek yol alırken, dinleyenlerime de aynı mutluluğu, yaşama sevincini ve huzuru aktarabilmektir amacım’’ demiştir.

Bu kocaman sesli kadının yetenekleri sadece müzikle de sınırlı değil. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi çeşitli müzik aletlerine ilgilidir. Masa tenisinde Türkiye birinciliği vardır. Spor yapmayı çok sever. Müziğin O’na kattığı disiplin ve tutku spor hayatında da etkili olmuştur. Yoga yapar, ruhsal danışmanlık ve Uzakdoğu şifa teknikleri üzerine eğitimler almıştır. Bu alanda eğitmen olma düşüncesi vardır. Dövüş sporlarıyla da çok ilgilidir. Şiire, tiyatroya… Kısacası her şeye elini atmıştır Serenad Bağcan. Hayatın her alanında aktif olmaya çalışmıştır ve halen de çalışmaya devam etmektedir.

Annesi ise O’nun gizli kahramanıdır. Üç kardeşinin yeteneklerini keşfetmesi annesinin sayesinde olmuştur. ‘’Bu başarının asıl mimarı annemdir’’ demiş ve hayatı boyunca hakkını ödeyemeyeceğini her fırsatta söylemiştir.

Yazımızı bitirirken Serenad Bağcan’ın vokalistliğinde bir parçayla veda edelim ve kocaman sesli sanatçılarımızın kıymetini daha iyi bilelim…