Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
52

Hayallerimizi süsleyen yazar J.K. Rowling’in 1999 yılında yayımlanan üçüncü kitabı Azkaban Tutsağı, Meksikalı usta yönetmen Alfonso Cuarón tarafından 2004 yılında beyaz perdeye uyarlandı.

Dilerseniz lafı hiç uzatmadan serinin üçüncü uyarlamasında göze çarpan detaylardan ve farklılıklardan söz edelim.

Lumos Maxima 

Kitapları okuyanlar, Genç Yaşta Büyücülüğün Makul Kısıtlanması Kararnamesi’ni (1875) biliyorlar. Burada yer alan bir maddeye göre 17 yaşından küçük cadıların ve büyücülerin okul dışında büyü yapmaları yasaklanıyor. Öte yandan filmin açılışında 13 yaşına basmak üzere olan Harry’yi yaz tatilinde eniştesinin evinde, güçlü aydınlatma büyüsü olan Lumos Maxima’yı denerken izliyoruz. Bu durum akıllarda soru işaretlerine sebep oluyor.

Harry’nin Çatlak Kazan’da Geçirdiği Günler

Filmlerin belki de en büyük eksikliği, bizi büyücülük dünyası konusunda ”doyuramamaları” olarak ön plana çıkıyor. Hogwarts Treni’nden öncesinin yeteri kadar ele alınmamış olması bu filmde de göze çarpıyor. Ortalama iki saatlik filme, kitaptaki tüm detayların sığdırılmasının mümkün olmadığı konusunda hemfikir olduğumuzu söyleyebiliyoruz. Ancak Harry’nin Çatlak Kazan’da konakladığı günler, Diagon Yolu’nda turladığı ve Florean Fortescue’nun Dondurma Dükkanı’nda oturduğu sabahların filmde ucundan da olsa yer alması fena sayılmazdı doğrusu diyebiliyoruz.

Hermione’nin Harry ve Ron ile Olan Anlaşmazlığı

Şüphesiz ki 1993 yılı, Hermione’nin Hogwarts’ta geçirdiği en zor ve yorucu yıl. Tüm dersleri alabilmek için bakanlık izinli bir zaman döndürücüye sahip olan Hermione, derslerden kalan boş vakitlerini de ödevler ile dolduruyor. Kütüphanelerde sabahlayan Hermione, uykusuzluktan dolayı yıl boyunca yorgun ve gergin olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum en yakın arkadaşlarıyla olan ilişkisine de yansıyor. Ron, 12 yıllık aile yadigarı faresi Scabbers’ın bir anda kaybolmasının suçunu, Hermione’nin yeni kedisi Crookshanks’e atıyor. Bu nedenle sürekli olarak kavga eden ikili, haftalarca konuşmuyor.

Öte yandan Harry’ye bilinmeyen biri tarafından gönderilen Ateşoku süpürgenin ”onu öldürmek isteyen” Sirius Black tarafından gönderilmiş olabileceği ihtimalini göz ardı edemeyen Hermione, bunu Mcgonagall’a anlatıyor. Bu durum, Harry’nin de Hermione’ye tavır almasına sebep oluyor. Ancak bu üçlünün arasındaki gerilimi filmde görmek mümkün olmuyor. Scabbers’ın kaybolması, Ron’un Hermione’ye bir iki laf sokmasıyla geçiştiriliyor. Kitapta yer alan bu gerilim sayesinde, üçlünün aralarındaki ilişkinin ne kadar kuvvetli ve önemli olduğunun altı çiziliyor.

Bağıran Baraka’daki Yüzleşme

Harry’nin babası James’in (Çatalak) Hogwarts’taki en yakın arkadaşları olan Sirius Black (Patiayak), Remus Lupin (Aylak) ve Peter Pettigrew (Kılkuyruk)’ün bir araya geldiği ve eski defterlerin açıldığı bölümde, Pettigrew’ün aslında animagus halinde 12 yıldır Weasley ailesinin faresi olduğu ve Harry’nin ailesinin ölümünden sorumlu kişi olduğu ortaya çıkıyor. Filmde sadece bunları öğrenebiliyoruz.

Öte yandan bu dörtlünün aralarındaki bağa yer verilmiyor. Okuldaki maceralarını, arkadaşları Lupin’e destek olabilmek için yıllarca çalışıp animagus olduklarını ve Severus Snape ile aralarındaki husumeti bilmiyoruz. Perili ev olduğu söylenilen Bağıran Baraka’nın asıl işlevinin kurtadam olan Lupin’in her ay dönüşmesi için Dumbledore tarafından ayarlandığını, Şamarcı Söğüt’ün ise Bağıran Baraka’ya giden geçidi korumak için oraya dikildiğini filmde göremiyoruz.

Yeni Karakterler

Serideki kilit karakterler olarak karşımıza çıkan Sirius Black ve Remus Lupin ile bu filmde tanışıyoruz. 12 yıl boyunca Azkaban’da ruh emicilerin işkencesine uğrayan, intikam duygusuyla yanıp tutuşan ve Harry’nin koca yürekli vaftiz babası Sirius Black karakterine hayat veren Gary Oldman’ın, rolünün hakkını verdiğini rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Diğer bir yandan Hogwarts’ta Karanlık Sanatlara Karşı Savunma dersinin yeni hocası, kurtadam Remus Lupin’i İngiliz oyuncu David Thewlis başarıyla canlandırıyor.

Dumbledore karakterini serinin ilk iki filminde canlandıran Richard Harris’in vefat etmesi sonucu, üçüncü filmde yola Michael Gambon ile devam ediliyor. Kitaplarda Dumbledore, biraz ”çatlak” ve renkli bir karakter olarak geçiyor. Ancak Harris’in hayat verdiği Dumbledore, oldukça oturaklı, ciddi bir mizacı olan ve bilge bir kişi olarak ön plana çıkarken Gambon’ın hayat verdiği Dumbledore ise kitaplarda yer alan aslına daha yakın bir çizgide ilerliyor.

Evrenin Genişlemesi

Rowling, üçüncü kitapta hızını alamayıp bize evrenle ilgili birçok detay sunuyor. Azkaban Hapishanesi’ni, Hagrid’in Sırlar Odası’nı açmakla ihtam edilmesi yüzünden gittiğini hatırlıyoruz. Ancak üçüncü yılda, oldukça sık sözü edilen bu hapishanenin gardiyanları olan ruh emicilerle tanışıyoruz. Aynı zamanda insanların içindeki ”iyi”ye dair her şeyi emen bu gardiyanları püskürtme büyüsü olan ”Expecto Patronum”u da öğreniyoruz. Ayrıca evrene Bağıran Baraka ve büyücü köyü Hogsmeade gibi yeni mekanlar da ekleniyor. Film, genişleyen bu evreni bize hakkını vererek tanıtıyor.

Üçlünün Ergenlik Dönemi

Film, 13 yaşına basan bu üç karakterin ergenliğinin zirvede olduğu bu dönemi, gerek karakterlerin iç çalkantılarına gerekse öfkeli ve ani çıkışlarına yeteri kadar yer veriyor.

Cuaron’un Başarısı

Göze çarpan birkaç eksiklik olsa da tartışmasız birçoğumuz için serinin en iyi filmi olarak öne çıkıyor Azkaban Tutsağı. Abartıya ve ajitasyona kaçmayan incelikli anlatımı, kamera açıları ve oldukça özenli mizanseni sayesinde büyük bir işe imza atan Meksikalı yönetmenin, seri için mükemmel bir potansiyelinin olduğu ve şimdikinden çok farklı filmler izliyor olacağımız aşikarken, sadece Azkaban Tutsağı ile yetiniyor olmasının hayal kırıklığı olduğunu söylemeden geçmeyelim.

 

Kaynak: Rowling, J. K. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı. (2016). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları

 

 

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
52

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here