Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

I. Kural: Bir robot, bir insana zarar veremez veya eylemsizlikle bir insanın zarar görmesine izin veremez.

II. Kural: Bir robot, ilk kuralla çelişen emirler hariç insanların verdiği emirlere itaat etmelidir.

III. Kural: Bir robot kendi varlığını korumalıdır ancak bu koruma, I ve II. kural ile çelişmemelidir.

Bilim kurgu edebiyatının altın çağında, en büyük ustalardan biri olarak anılan Isaac Asimov’un kaleminden çıkan Ben, Robot | I, Robot, dokuz öyküden oluşan bir antoloji olarak karşımıza çıkıyor.

Asimov, 1950’de – henüz 20 yaşındayken – kaleme aldığı bu öykülerde yer alan ve bilim kurgu edebiyatında çığır açan ”Üç Robot Yasası”, ”uzaydaki güneş enerjisi istasyonları”, ”bilinç sahibi ve konuşan robotlar” gibi kavramlar ilk defa bu kitapta yer alıyor. 1950’li yıllarda düşünen robotların tasarlandığı bu kitap için ne söylense az kalır.

Kitabın beyaz perde uyarlaması ise Knowing (2009) ve God’s of Egypt (2016) filmlerinden bildiğimiz Amerikalı yönetmen Alex Proyas tarafından 2004 yılında, kitaptaki son öykü olan ”Önlenebilir Kaçış”tan esinlenilerek çekildi.

Bu öyküde Üç Robot Yasası’na göre üretilen yeni nesil robotlar, bağımsız bir bilinç kazanıp var olan robot yasasına uyup uymamayı seçer hale gelmişlerdir. Bu nedenle sahiplerine hizmet etmek üzere tasarlanan bu robotlar, tek bir insanı korumaktansa tüm insanlığı korumanın daha iyi bir seçenek olduğunu ve bunun  mevcut yönetimi ele geçirmekle sağlanabileceğini düşünürler.

Filmde gözümüzü 2035 yılının Chicago’sunda açıyoruz. Üç katlı otobanların, iğne atılsa yere düşmeyecek derecede kalabalığın bulunduğu caddelerdeki billboardlarda uzaya seyahat ile ilgili reklamlar görüyoruz. İnsanlığın güneş sistemindeki diğer gezegenlerde de hakimiyet kurmaya başladığını anlıyoruz. Caddelerde robotların varlığına tanıklık ediyoruz. Kimi poşet taşıyor, kimi FedEx için çalışıyor, kimi köpek gezdiriyor. Tüm bunları, Chicago Polis Departmanı’nın cinayet masasında dedektif olarak görev yapan Del Spooner’ın (Will Smith) evindeki penceresinden izliyoruz.

Spooner, robotlara şiddetli antipatisi olan, eski kafalı bir dedektif olarak çıkıyor karşımıza. Bunun temel sebebi ise yıllar önce yaşadığı trafik kazasında bir robotun onu kurtarıp diğer insanları geride bırakması olarak gösteriliyor.

İnsanların hayatlarının her alanına dahil olan bu robotların üreticisi ”U.S Robotics”, geliştirdiği yeni nesil robotlarla (NS-5) her 5 insana 1 robot düşeceği bir döneme geçiş yapılacağını duyurur. Bu yeni çağın arifesinde, Üç Robot Kuralı’nın yaratıcısı ve şirketin önde gelen doktorlarından biri olan Alfred Lanning’in intiharı tüm şirketi sarsar. Doktorun şüpheli intiharının araştırılması işini Spooner üstlenir. Bu soruşturmada Lanning’in sağ kolu, robopsikolog Susan Calvin (Bridget Moynahan) ve kendine özgü özellikleri olan robot Sonny de yer alır. Üçlü, intihar vakasını derinlemesine araştırdıkça olayların hiç de düşünülen şekilde gelişmediği ortaya çıkar.

Yazının bu bölümü, filmi henüz izlemeyenler için sürpriz gelişmeler içermektedir.

Proyas’ın yönetmenliğini üstlendiği bu uyarlamanın daha ilk dakikalarında robotlara olan bakış açısını görebiliyoruz. Asimov’un yarattığı robot evreninin aksine bir seyir izleyen film, bize karanlık bir gelecek vadediyor. Yazarın özüne aykırı bir yolda, gelişmeye ve teknolojiye karşı bir tavrın sınırlarında geziyor film. Kitapta zekice işlenen olaylar, uyarlamada yerini tipik bir kahraman filmine bırakıyor.

Yazarın yarattığı evrende insanlar her alanda gelişme gösteriyorlar ve değişiyorlar. Ancak 2035 yılını aktaran filmde, gerek insanların 2000’lerin başındaki giyimlerini gerekse plazma televizyonların yer aldığını görüyoruz. Robotların dışında herhangi bir gelişimi görebilmek mümkün olmuyor.

Kitapta U.S  Robotics’in tartışmasız en ünlü çalışanı ve ”robotların annesi” olarak görülen robopsikolog Susan Calvin’i, filmde oldukça zayıf, alanına hakim olmayan ve filmin sonunda kahramana aşık olan, sıradan bir karakter olarak izliyoruz. Filmin cinsiyetçi tavrı, bize her geçen yıl bir önceki için ”Neler izlemişiz?” dedirten yapımların arasında yer almasına sebep oluyor.

Asimov’un son öyküsünü ve ”Üç Robot Kuralı”nı esas çıkış noktası olarak temeline alan film, silahların konuştuğu sıradan bir aksiyon filminin ötesine geçemiyor.

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here