Okuyan veya çalışan tüm gençlerin aklında mutlaka turistik veya eğitim amacıyla bir şekilde yurt dışına çıkmanın bulunduğu bir devirde yaşıyoruz. Gerek döviz kurları, gerek Avrupa’da hayatın pahalılığı çoğu zaman bu planları baltalasa bile, hala yurt dışına çıkmanın bazı kârlı yolları bulunuyor. Bu yazıda size Avrupa Gönüllü Hizmeti’nden, bu hizmeti Macaristan’a giderek nasıl gerçekleştirdiğimden ve deneyimlerimden bahsedeceğim.

EVS, bilinen adıyla Avrupa Gönüllü Hizmeti, 18-30 yaş arası gençlerin genellikle Avrupa ülkelerinde 2-12 ay arası değişen sürelerde kamu yararına hazırlanan projelerde gönüllü olarak çalıştığı, başka ülkelerden insanlarla tanışabildiği, dilini geliştirebildiği ve tecrübe edinebildiği bir AB Gençlik programıdır. Programın hesaplı olmasının sebebi ise; 1 kereliğe özgü olmak üzere gidiş-dönüş uçak bileti, proje boyunca program tarafından karşılanan ücretsiz konaklama, yemek ve sigorta giderleri ve gittiğiniz ülkeye göre miktarı değişen 50-120 Euro arası cep harçlığı verilmesi.

2 hafta –  2 ay arası projeler kısa dönem, 3 ay – 12 ay arası projeler uzun dönem olarak adlandırılıyor. Eğer önce uzun dönem bir projeye katılırsanız bir daha hiçbir Erasmus+ projesine katılamıyorsunuz. 

Öncelikle EVS’e nasıl başvurabileceğinizden başlayalım. Bunun için gönüllü açığı bulunan projelerin listelendiği birçok web sitesi bulunuyor. Son yıllarda Türk gönüllü alma oranları bir miktar düşse bile hala şansınız bulunuyor. Başvuru süreci uzun ve bazen sizi umutsuzluğa düşürecek bir süreç olabilir. Başvurduğu ilk 10 projeden birine kabul alan gönüllü de var, 1 yıl boyunca olumsuz geri dönüş alan gönüllü de.

İlk adımınız; bu siteye giriş yaparak Europass uygunluğu bulunan bir CV hazırlamak olmalı. Türkçe ve İngilizce olacak şekilde CV doldurmanızı tavsiye ederim çünkü başvurunuzu hem ev sahibi kuruluşa hem de sizi göndermesi için başvurduğunuz kuruluşa göndermeniz gerekebilir.

Önemli not: Ev sahibi kuruluş: Gönüllü hizmetini yapacağınız AB ülkelerinde bulunan ve sizi kabul edecek olan sivil toplum kuruluşu.

Gönderen kuruluş: Size bu süreç boyunca yardım edecek, belgelerinizi düzenleyecek, resmi işlemleri yapacak ve ev sahibi kuruluş ile aracılık sağlayacak, Ulusal Ajans tarafından akredite edilmiş sivil toplum kuruluşudur. Bu kuruluşlar dernekler, vakıflar ve belediyeler olabilir.

CV’nizi hazırladıktan sonra, neden EVS yapmak istediğinize dair açıklayıcı ve 3-4 paragraftan oluşan bir İngilizce motivasyon mektubu yazmanız gerekiyor. Bu mektup, neden sizi seçmeleri gerektiğini açıklayıcı olmalıdır. Yetkinliklerinizden bahsedebilir, varsa daha önceki gönüllülük projelerinizden bahsedebilirsiniz.

Açılan projelerin ne üzerine olduğunu sorarsanız; sivil toplum kuruluşlarında, kreşlerde, gençlik merkezlerinde ve yaşlı bakım evlerinde gönüllü olarak çalışma imkanı bulabiliyorsunuz. Motivasyon mektubunuzu başvurduğunuz projenin alanına göre ufak dokunuşlar ile değiştirmenizi öneririm.

Gelelim başvuruları yapma sürecine. Yukarıda da bahsettiğim gibi projeleri görebileceğiniz ve iletişime geçebileceğiniz bir sürü web sitesi bulunmakta. Sizler için aşağıya projeleri görebileceğiniz siteleri bırakıyorum.

https://europa.eu/youth/EU_en, https://www.abprojeyonetimi.com/kategori/genclikproje/

Bir sonraki aşamanız başvuru yapılacak doğru zamanı seçmek. Ortak kuruluşların seçtikleri gönüllüler hakkında bilgileri Ulusal Ajans’a iletmeleri için bir yılda 3 farklı dönem bulunuyor. Hangi tarihler arasında gitmek istediğinizi belirleyip o tarihten en az 6 ay önce projelere başvuru yapmaya başlamanız gerekiyor ki sizi projeye seçen kuruluş gerekli belgeleri toplayabilsin ve başvuruyu zamanında yapabilsin.

Başvurular, başvuru kriterlerine göre proje koordinatörleri tarafından üç farklı tarihte sisteme yükleniyor. Bu tarihler; 15 Şubat, 26 Nisan ve 4 Ekim Türkiye saati ile en geç 13.00’e kadar.

  • 1 Mayıs – 30 Eylül tarihleri arasında başlayan bir projeye başvurmak istiyorsanız 15 Şubat tarihinden en az 6 ay önce bu projelere başvuru yapmaya başlamanız,
  • 01 Ağustos – 31 Aralık tarihleri arasında başlayan bir projeye başvurmak istiyorsanız 26 Nisan tarihinden en az 6 ay önce bu projelere başvuru yapmaya başlamanız,
  • 1 Ocak – 31 Mayıs tarihleri arasında başlayan bir projeye başvurmak istiyorsanız 4 Ekim tarihinden en az 6 ay önce bu projelere başvuru yapmaya başlamanız gerekmektedir.

Yani aslında yılın dilediğiniz zamanı başvuru yapabilirsiniz fakat yukarıda belirtilen son başvuru tarihlerini göz önünde bulundurmakta fayda var. Ne kadar hızlı davranırsanız projeye alınma ihtimaliniz o kadar artar. Bunun için EVS ile alakalı herkese açık Facebook gruplarına katılabilir ve orada bulunan proje yöneticileri ile direkt olarak iletişime bile geçebilirsiniz.

Başvurularınızı tamamladınız ve kuruluş tarafından size “projeye uygun adaylar” arasına sizi seçtiklerine dair bir mail aldınız diyelim. Bu sizin projeye kesin olarak kabul edildiğiniz anlamına gelmiyor. Uygun adayların sayısı 20-30 arası değişebiliyor ve bu adaylar arasından projeye 1 ya da 2 kişi seçiliyor. Mail yolu ile iletişime geçip, karşı tarafın size uygun bir Skype görüşme tarihi vermesini bekliyorsunuz. Proje koordinatörleri, seçtikleri adaylar ile ayarladıkları randevularda görüntülü görüşerek tanışma gerçekleştiriyorlar.

Görüntülü mülakat süreci için size rahat olmanızı, eğer İngilizce bilmiyorsanız ya da konuşmakta tereddüt ediyorsanız asla kendinizi gergin hissetmemenizi önerebilirim. Kendi deneyimimden örnek vermem gerekirse; daha önce bu mülakata giren bir arkadaşımdan aldığım tavsiyeler üzerine bir not kağıdına kullanma ihtimalim olan cümle kalıplarını, kelimeleri yazmış ve translate kullanmıştım. Size nerede yaşadığınızı, ailenizi, okuduğunuz okulu ve bölümü sorabilirler. Bu projeye neden gelmek istediğinizi ve geldiğinizde neler yapabileceğinizi anlatmanızı isteyebilirler. Görüşme başında eğer İngilizceniz yeterli değilse belirtmenizi öneririm.

Bundan sonraki adımları kendi deneyimlerime dayanarak aktarmaya çalışacağım. Ben 2016 yılının Ağustos ayında, Macaristan’ın Dombóvár kentinde bulunan, belirlenen kreşlerde 2-7 yaş arası çocuklarla çalışmak üzere gönüllü aranan bir projeye başvurumu gerçekleştirdim. Bu başvuruyu gerçekleştirdikten sonra hemen kendime bir pasaport çıkardım, çünkü geçerli bir pasaportunuzun olması mülakat esnasında muhtemelen size sorulacaktır, hazır olmasını öneririm.

Kasım ayında aldığım bir mail ile uygun adaylar arasına alındığımı öğrendim. Aralık başında yaptığımız Skype görüşmesinin hemen ertesi günü ise 1 Şubat – 1 Temmuz arası gerçekleşecek olan projeye kabul edildiğimi ve beni gönderecek kuruluş olan Çankaya Belediyesi ile iletişime geçmem için bilgilendirme bulunan bir mail aldım. Bundan sonraki süreç, beni gönderecek olan kuruluşun vize işlemleri için gerekli olan tüm belgeleri toplaması, uzun süreli projeler için bireysel olarak başvurmanız mecbur olan D tipi oturma vizesi belgelerini toparlamak ile geçti. Eğer 90 günü aşan uzun dönem bir projeye kabul aldıysanız oturma vizesi almanız şart.

Tüm belgelerim hazır olduktan sonra Macaristan Büyükelçiliği’ne bizzat yaptığım başvurudan yaklaşık 12 gün sonra vizemin hazır olduğunu öğrendim. Bu süre, başvurduğunuz ülkeye göre elbette değişiklik gösterecektir.

En başta belirttiğim gibi, gidiş-dönüş uçak biletleriniz, yemek ve sigorta ücretiniz kuruluşlar tarafından karşılanıyor. Vizemin başlama tarihine göre aldığım bileti (genellikte proje başlama tarihinizden itibaren veriliyor) proje koordinatörümün bana verdiği adrese fatura kestirmem gerekiyordu ki gittiğimde bana uçak biletimin ücretini geri verebilsinler.

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye iniş yapmadan 2 gün önce, proje koordinatörüm, bana havalimanından tren istasyonuna nasıl gitmem, bilet alırken nelere dikkat etmem ve nerede ineceğime dair detaylı bir rehber hazırlamıştı. Bu yüzden projemin gerçekleşeceği şehre gitmem oldukça kolay oldu.

Kabul edildiğim projede 6 gönüllü olarak çalıştık ve hepimiz bize verilen 2 katlı, müstakil, kendi bahçesi olan bir evde 5 ay boyunca konakladık. Konaklama her zaman bu kadar güzel olamayabiliyor. Öğrenci yurtlarında, apartman dairelerinde ve projeniz kısa dönemse otelde bile kalma ihtimaliniz var. Bu konuda ben biraz şanslı bir deneyim geçirdim.

2 Türk, 2 İspanyol, 1 Portekizli, 1 Litvanyalı olarak katıldığımız projede hepimiz görev yeri olarak belirlenen çevre köylerdeki kreşlerde çocuklarla çalışma olanağı bulduk. Ben, Bikal adlı küçük bir Alman köyünde 20 kadar 2-7 yaş arası çocukla her gün 08.30 – 13.00 saatleri arasında vakit geçirdim. Çalışma saatlerimiz dışında tamamen serbesttik ve hafta sonları da tatildi. Benim gittiğim döneme denk gelen Paskalya tatili, ulusal günlerinde verilen tatil ve projede yasal olarak bulunan 10 günlük izin ile çok fazla yer gezme fırsatı buldum.

Oldukça ucuza bilet bularak trenleri, low-cost olarak adlandırılan Ryan Air, Wizz Air gibi firmaları kullanarak uçağı ve Flix Bus gibi otobüs firmalarını tercih ederek size yakın olan ülkeleri verilen cep harçlığı ve ailenizden aldığınız destek ile gezme fırsatı bulabilirsiniz. Ben bulunduğum süre boyunca tüm bu imkanları değerlendirerek 6 farklı ülkeye gitmeyi başardım.

Ülkeler arası bu kadar kolay şekilde seyahat edebilmeniz D tipi oturma vizesinin size kazandırdığı serbestlik ile mümkün oluyor. Göçmen bürosunun size verdiği “Residence Permit” kartı, Schengen ülkeleri arasında serbest dolaşma hakkı sağlıyor. 

Projeye gittiğim dönemde o tarihlerde Macaristan’da bulunan ve benim gibi EVS projelerine katılım sağlayan 30 gönüllünün çağrıldığı EVS Training’e katıldım. Birçok farklı milletten insanla beraber 6 gün boyunca Budapeşte’te konaklama, şehir turlarına katılma ve eğlenme fırsatı buldum. Bu uygulama, gittiğiniz ülkeye ve şartlara göre farklılık gösterebilir. 

5 aylık bu deneyim, beni çok daha sabırlı, daha eğlenceli ve daha olgun bir insan haline getirdi. Farklı kültürleri tanımak, alışkanlıklarını görmek ve aynı evde vakit geçirmek muhteşemdi. Aynı evde kalmak gittiğim ilk gün beni çok korkutsa da şu an baktığımda hayatımda hiçbir keşkenin bulunmadığı bir dönem olarak yer alıyor. Gitmeden önce konuşma cesareti gösteremediğim İngilizceyi, bir ay geçtikten sonra akıcı bir şekilde konuşmaya başlamıştım. Kendi kültürümü insanlara tanıtma fırsatı buldum ve az da olsa insanın Türkiye’ye bakış açısını değiştirebildiğimi umuyorum.

Bu yazı ile yurt dışına çıkmak için cesareti ve soru işaretleri olan herkese bir umut olmayı istiyorum. Bulunduğumuz şartlarda gerek maddi gerek manevi olarak bu tip deneyimleri yaşamak göz korkutsa ve imkansız gibi görünse de, EVS gibi Erasmus+ programları hala daha bizim için bir fırsat olma özelliğini taşıyor.

Aşağıda bu yazıda kullandığım kaynakları bulabilirsiniz. Umudum, bu yazıyı okuduktan sonra hemen harekete geçmeniz.

Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here