Bilirsiniz gözler ne kadar kalbin aynası ise, müzik de o derece yansıtır sizi. Şimdi sizlere bu başlığın kısa bir özetini geçmek isterim ki kafanıza şekiller daha iyi otursun. Aksi, bir o kadar huysuz lakin kendisini bir kızıl gonca kadar çok sevdiğim “Zahterim” ile önümüzde kocaman engeller var iken tanışma şansı bulduk. Tabii o engelleri aşana kadar da birbirimizle münasebetimiz ya bir şarkı uzunluğunda ya da bir çalma listesinin açıklama kısmı kadar hislerimizi paylaşıyorduk. Biraz garip gelebilir ama bazı durumlardan ötürü birbirimizi takip ettiğimiz tek platform Spotify idi.

İnsanların birbirlerini tanıma dönemlerinde sohbet açmak için kullandıkları bir iletişim yöntemi de müzik zevkleridir. Bilirsiniz zevkler ve renkler de tartışılmaz. Çünkü insanların geçmişleri de izleri de birbirine benzemez. Sadece bir yapboz parçası gibi birbirini tamamlayabilir. Hatıramda kalan ve belki de sizin de farklı bir şekilde hatıranızda kalan bir kaç şarkıyı paylaşmak isterim. Paylaşacağım şarkıları o dönem içimi kanata kanata dinlerdim. Lakin şimdi dinlediğimde o kadar tatlı bir tebessüm ile anıyorum. Çünkü müziğin ve kokunun böyle bir gücü var. Aradan kocaman bir zaman dilimini devirsek de aynı şarkıyı tekrar dinlediğinizde aynı yaranın tatlı tatlı kaşındığını hissediyorsunuz. Doğum günü hediyesi olarak yapabileceğim en iyi şey ona şarkılarla dokunma fikri idi.”Seninle benim aramda ince bir buz var. Sen benim gençliğim, saflığım ve zamansızlığım. Burada kimsenin görmediği yerlerde keskin notaların üstünde dans edeceğim seninle.”

Hani bazı insanlar vardır yüz yüze olmasınız da sırt sırta verdiğiniz de aranızda kırmızı bir ipliğin sizi sardığını ve o kırmızı iplik ile konuştuğunuzu hissedersiniz ha işte biz o kırmızı ipliği o dönem şarkılarla sarmalıyorduk. Velhasıl durumun özeti budur. Şimdi sizlere o dönem aramızdaki duyguları anlatan şarkılardan bahsetmek istiyorum.

“Belki bir deniz kenarında,
El ele mâziyi konuşacağız..
Benim içimde yanan ateş var,
Sevgilim, ne zaman buluşacağız…”

Bu şarkının şöyle bir hatırası vardır; “Eğer ki gün gelir hasta olursam dermanım senden olsun” diye diye dinlerdim. Benim bu sözü yaşadığım dönemlerde o da kendini şu sözlerle telkin edermiş; “Gün gelir hasta olursan dermanın olmak için elimden geleni yapacağım.”

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey…
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.

Bakın biliyorum,insanlar aşık olduğunda ya da karnında kelebekler uçuştuğunda benzer şarkıları dinler. Listeyi görünce zaten sizinde duygularınıza tercüman olmuş ortak şarkılar bulacaksınız lakin yaşadığımız gerçekler farklı. Özel olan, kişisel hikayemizin başrol devi olmak zaten.

“Sen gidiyorsun imkân yanıyor
Bir dağ yıkılıyor ah içerimizde
Bir çiçek büyütmüşüz saksıya sığmaz
Ne sevmekten korkmak, ne zulümden korkmak
Bize yakışmaz”

“Dikeni batsa da çok kez elime
Uğrunda akacak kanı durdurma
Koyamam kimseyi bil ki yerine
Yüreğimde açan gülü soldurmam”

O dönemlerde bu şarkı daha gündemde değilken dinliyordum, sağolsun Sefa Doğanay çok güzel söyleyerek şarkıyı keşfetmemi sağlamıştı.

“Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni
Götür tozlarımı buradan uzağa
                                       Yarin çıplak ayağına sür beni…                                                                                    Kula değil yüreğine sor beni                                                                                      Leylim Ley…”

Sabahattin Ali’nin eşsiz şiirlerinden Zülfü Livaneli’nin kafamı okşayan bestesi. Kendisini daha önce de dinlemiştim ama sadece dinlemişim. Daha sonraları şarkının ne demek istediğini biraz olsun anlamak kaderimde varmış sanırım. Biraz ileri bir zamanda Zahter’e Leylim Ley kitabını almıştım.

“İnanamıyorum, bu hale nasıl düştük bilemiyorum
Sende mi bende mi
Her neyse, her kimdeyse neyse
Bilemiyorum”

Bakın bu parça en güzel vazgeçiş şarkısıdır bence. Her son yeni olaylara gebedir. O nedenle bırakmanın en güzel tanımıdır bu şarkı.

“Gönül hırsızı diyorlar
İnkar et yeter bana
Gözlerindeki cevaba
Korkuyorum bakmaya”

 

“Gözlerim yoldadır kulağım sesde
Seni unutmaram (unutmam) ben son nefeste
Ey ceyran (ceylan) bakışlım ey boyu beste (küçük boylu)
Ey taze ter gülüm yadıma düştü
Nazende sevgilim yadıma düştü”

“Her şeyi gören sen
Göremedin mi beni?
Her şeyi duyan sen
Duyamadın mı beni?
Her şeyi bulduysan
Bulamadın mı beni?
Her şeyi bilen sen
Bilemedin bir beni!”

Zahter’in o dönemlerde dinlediği şarkılardan bir tanesi. Aramızdaki komplike durumdan ötürü ikimizinde duygularının katili olmaya meyilli olduğu dönemde, kafamıza vura vura bu sözleri kalbimizi dizginlemeye çalışıyorduk. Gelin görün ki gönül ferman dinlemiyor.

”Bakarsam bakar mısın?

Gülersem güler misin?

Söylersem dinler misin?

Seversem…”

Şarkının sözleri de müziği de gerçekten ağır. Ben şarkıyı ilk çıkış yılı olan 2010’da deli gibi dinlerdim. Daha sonraları böyle karşıma çıkması gerçekten ironik geliyor.

Ve geliyoruz efendim asıl parçalara. Bu parçaların bu kadar önemli bir temele sahip olmasının nedeni; yıllar geçse dahi her dinlediğimde kekremsi bir tat bırakması. Şarkı her açıldığında emin olun tüylerim diken diken oluyor. Şarkılar bir iskeletten ve etten oluşuyor, onları ruha sokan ise bizim yaşadıklarımızla onlara anlam yüklemek. İşte bu olduğunda ne zaman dinlerseniz dinleyin her seferinde farklı bir tat duyacaksınız.

“Gelmedi elimden
Dökülemedi inan dilimden
Susuyorsam bir bildiğimden
Sevdiğimden, gördüğümden
Tutuşmuş beraber ellerimiz yangın ezelden
Gidiyorsam çok sevmekten
Yanmaktan, ölmekten…”

“Şimdi burdan bakınca
Bir sızı konmuş yanıma
Bir soru var dönüyor başımda
Ben kimin ızdırabından geçtim?
Bir soru var dönüyor başım da
Ben kimin ızdırabından geçtim?”

Benden size naçizane bir tavsiye; ilişkinizde gerçekten çıkmaza girdiğinizi hissettiğiniz de ilk tanıştığınız da dinlediğiniz parçaları dinleyin ve ilk fotoğraflarınıza bakın. Gerçekten nerelerden geçtiniz, neleri aştınız, ne emeklerle birbirinizi ilmek ilmek ördünüz de siz oldunuz. İnsan bunların farkına varınca tutunacak gücü kendinde biraz olsun buluyor.

“Sürgün bana
Pencereler
Bekler seni gelincikler
Sürsün bahar
Sen gelirsin diye”

“Keşke uyuyabilsem bugün
Keşke uyuyabilsem
İçimin bağırtısı yoğun
Zihnimin zaten freni yok
Yoruldum”

Boyun büküp önünde, ağlasam sessizce
Şu garip gönlüm, affolur mu?
Bu fırtına durulur mu? benden adam olur mu?
Korkarım aşka zararım dokunur mu?

Bazı şarkılar böyle ilk notasında sizi gülümsetir. Böyle hınca hınç dolmuş ruhunuz o ilk gülümsemede bir bakmışsınız sizi ısıtan bir ateşe dönüşmüş. Hiçbir şeye umudumun kalmadığı o günlerde ruhumun kırık kısmını alçıya almıştır. “Güzel günler bizi bekler, eyvallah dersin geçer gider, alınacak dersler var, sorulacak sorular, bu da geçer gülüm.”

Eğil salkım söğüt eğil
Bu benim ki sevda değil
Eğil yağmur rüzgar eğil
Bu benim ki sevda değil

Bu şarkının hissini daha çok eminim ki Zahter yaşamıştır. Çünkü ben aşk, eş, sevgili gibi olguların güneşini çoktan batırmış iken kendisinde daha yeni gün doğuyordu. Bana sevgiyi tekrar öğreten, gömdüğüm duyguların tekrar filiz vermesini sağlayan Zahter gerçekten de şu şarkıyı bana yaşatıyordu.“Bu benim ki sevda değil.”

Bir kenti böylece bırakıp gitmek
İçinde bin kaygı, bin bir soruyla
Bitmeyen bir şarkı, dudağında bir yarım ezgi
Sığınmak şarkılara sığınmak bir ömür boyu

bir salkım söğüdü altında
sen bana ben sana kavuşalım
bedenimi ruhumu al
al ki kurtulsun bu can
benliğimi her şeyimi
al ki kurtulsun can

                                       Daha gidecek yolumuz var güzel yarim                                                                              Daha gidecek yolumuz var …

Bu parça Zahter ile bir çok engeli aştıktan sonra ilk buluşmaya gittiğimde yolda defalarca dinlediğim bir parçadır. Geride bıraktığım yüklerin hafifliğinden sonra kendimi daha güçlü hissettiğim, bir zamanlar yerde toz toprak yalarken şimdi dik bir şekilde aksak da olsa koşarak gittiğim yolda bana eşlik etmiştir.

“Seni göremiyorum bana gözlüğümü verir misin?”

 

 

 

 

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here