Tam adı Uma Karuna Thurman olan oyuncu, 29 Nisan 1970 tarihinde Amerika’nın Boston kentinde dünyaya geldi. Anne-babası Budizm dinine inandığı için ona “kutsal bağışlayıcı” anlamına gelen ve Hintçe olan Uma ismini verdiler. Baba Robert Thurman’ın akademisyen olması nedeniyle hem Uma’nın hem de 3 erkek kardeşinin çocukluğu Hindistan’da geçti.

Uma tekrar Amerika’ya döndüğünde ilginç ismi ve yüz yapısı nedeniyle çocukların alay konusu olacaktı. Manken annesi de kızının burnunu beğenmiyor, 10 yaşında olmasına rağmen ondan estetik yaptırmasını istiyordu. Bunların hepsini bir araya getirince git gide kendisinden nefret etmeye başladı Uma. Ayrıca okuldaki notları da çok iyi değildi. Fakat tiyatro konusunda oldukça yetenekli bir profil çizerek hayata tutunmaya çalışıyordu. 15 yaşında olduğu sırada küçük bir oyunda yer aldı ve harikalar yaratarak New York’lu yapımcıların dikkatini çekti. Artık ne istediğini biliyor, onu yaşama bağlayacak olan hedefine doğru hızlı adımlarla yürüyordu. Oyuncu olabilmek için okulunu yarıda bırakıp Boston’dan New York’a taşınmaya karar verdi. Ama bu yeni hayat onun için hiç de kolay başlamayacaktı. Geçimini sağlayabilmek adına bulaşıkçılık ve zaman zaman da modellik yaptı genç kız.

Modellik kariyerini ilerleterek Glamour ve Vogue gibi ünlü dergilerin kapaklarında kendisine yer bulmayı başardı. Yavaş yavaş hayali olan oyunculuk alanında da bir şeyler yapmak istedi ve 80’lerin sonuna kadar bazı filmlerde küçük rollere hayat verdi. 1988 yılına gelindiğinde ise “Baron Munchausen’in Maceraları” filminde Tanrıça Venüs karakterini canlandırarak uluslararası arenada tanınan bir oyuncu oldu. Yine aynı yıl “Tehlikeli İlişkiler” filmindeki Cecile de Volanges karakteriyle eleştirmenlerden tam not aldı. Film büyük sükse yaparak Oscar Ödülüne aday gösterildi ve bu sayede Uma Thurman da şöhret basamaklarını hızla tırmanmaya başladı.

Devam eden süreçte 2 filmde daha yer aldıktan sonra esas patlamayı, 1994 yılında bir Quentin Tarantino başyapıtı olarak hayata geçirilen “Pulp Fiction” ile gerçekleştirdi. Film çok geniş kitlelere ulaşarak bir kült haline geldi. Uma Thurman ise canlandırdığı Mia Wallace karakteri ile Oscar adaylığı kazanıp adeta kariyerinin zirvesini yaşadı. En önemlisi de Tarantino gibi bir yönetmeni etkileyerek onun gözde oyuncularından biri olmayı başarmasıydı.

Pulp Fiction filminden bir sahne.

Pulp Fiction’dan sonraki dönemde büyük bir düşüş yaşadı Uma Thurman. “The Truth About Cats and Dogs”, “Batman and Robin”, “Gattaca”, “The Avengers” ve “Less Miserables” gibi filmlerde oynamasına rağmen ne yazık ki bu filmlerle gişede hüsrana uğradı. Kendisine yöneltilen kötü eleştirilerin de haddi hesabı yoktu artık. O da hem bu sinir bozucu başarısızlık hem de hamileliği nedeniyle sinemayı bir süre askıya alarak dinlenmeyi tercih etti. Birkaç yıl aradan sonra geri dönüşü ise kelimenin tam anlamıyla muhteşem olacaktı. 2002’de yer aldığı “Hysterical Blindness” isimli televizyon filmi ona Altın Küre Ödülü’nü kazandırdı. Devamında gerçek hayattaki eşi Ethan Hawke ile beraber “Tape” filminde oynayarak yine dikkatleri üzerine çekti.

Ethan Hawke ve Uma Thurman.

2003 yılında onu tüm sinemaseverlerin hafızasına kazıyacak olan efsanevi “Kill Bill” serisi ile çıktı karşımıza. Seri iki filmden oluşuyordu ve yönetmen koltuğunda, hikayeyi Uma Thurman’dan ilham alarak yazdığını söyleyen Quentin Tarantino oturuyordu. Uma film için varını yoğunu ortaya koyacak, Japonca ve dövüş sanatları dersleri alarak işine ne kadar saygı duyduğunu herkese kanıtlayacaktı. Filmde hayat verdiği “gelin” karakteri ile bütün dünya tarafından çok sevildi. Hatta giydiği o unutulmaz sarı eşofmanları ve sarı ayakkabıları ile bir moda akımı bile başlattı güzel yıldız. Korkusuzca oynadığı dövüş sahneleri nedeniyle derinden etkiledi izleyicileri.

Kill Bill filminden bir sahne.

Tarantino’nun Amerika’da gerçekleşen her katliam sonrası hedef tahtasına konulmasına sebep olan bu aşırı kanlı filmi, gelinin aldığı eşsiz intikam ile dimağlarda oldukça sağlam bir yer edinmeyi başardı. Ayrıca Uma Thurman’a; MTV “En İyi Kadın Oyuncu Ödülü” ve “En İyi Dövüş Sahnesi Ödülü”, Altın Küre Adaylığı ve “Saturn En İyi Aktris Ödülü”nü kazandırdı. Hala daha unutulmazlar arasında yer alıyor.

Kill Bill kamera arkası Uma Thurman ve Quentin Tarantino.

Empire Dergisi’nin “Tüm Zamanların En İyi 100 Film Yıldızı” listesine 99.sıradan giren Uma Thurman, yine aynı derginin oluşturduğu “Sinema Tarihinin En Seksi 100 Yıldızı” listesine de 20.sıradan girdi. Günümüzde 3 çocuğuyla beraber New York’ta yaşıyor. Önemli bir kadın hakları savunucusu olmasının yanı sıra silahsızlanma kampanyalarına verdiği destekle de tanınıyor başarılı oyuncu.

Kaynak: 1, 2

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here