29 Aralık 2016 tarihinde siyah beyaz bir videoda elinde gitarı, önünde mikrofonuyla gencecik bir adam karşımıza çıktı: Baturalp Yılmaz.

İlk kez duyduğumuz sesiyle aşk için daha önce hiç söylenmemiş sözleri söyleyen Baturalp’in müzik geçmişi aslında çok daha önceye dayanıyor. Çocukluğunda halasının Bon Jovi, Guns N’ Roses ve Metallica kasetleri sayesinde rock müzikle tanışan Baturalp, 15 yaşında çalmaya başladığı gitarıyla müzikal yolculuğuna başlamış.

Gitar onun için bir tutku haline gelince müziğini daha fazla geliştirmek istediğine karar verip Yıldız Teknik Üniversitesi Caz Gitar Bölümü’nde eğitimine başlamış. Barlarda, gruplarda, İstanbul Gençlik Caz Orkestrası’nda yani çalabileceği her yerde gitar çalarak kendini geliştirmeye devam etmiş, Baturalp. Günümüzde de kuruluşundan beri yer aldığı Birileri’nde gitar çalmaya devam ediyor.

Yıllarca kendini gitarla ifade etmiş bir müzisyen olan Baturalp, gitarı güvenli alanı olarak nitelendiriyor. Gitar konusundaki yetkinliğine söz yazma ve şarkı söylemede sahip olmasa da bu konulardaki yeteneği sayesinde çok güzel şarkılar yazmaya başlıyor ve onlardan emin olmaya başlayınca da kendi şarkılarını yazıp söylemeye karar veriyor.

Baturalp’in şarkılarındaki güçlü ifadesi, şarkılarını ilk dinlediğimiz anda fark edebileceğimiz bir özelliği. Bunun sebeplerinden biri, sadece hissettiği ve düşündüğü şeyleri yazıyor olması. Bu samimiyete bir de zengin kelime dağarcığı ve sıra dışı zihni de eklenince oldukça etkileyici şarkıları ortaya çıkıyor.

 

2016’da yayınlanan Dumanından Bulutlar, Baturalp’in yayınlanan ilk ve yazdığı ikinci şarkısı. İlk denemeleri olmasına rağmen şarkının bu kadar etkileyici olmasının kaynağı da şüphesiz, sözlerin içten olması. Şarkıda anlatılan duygular o kadar derin ki ancak büyük kelimelerle anlatıldığında hakları verilebilir. Baturalp de kendini ifade etme konusunda oldukça cesur olduğu için böyle kelimeleri kullanmaktan kaçınmamış. Havada kalıp eğreti durma riski taşıyan sözcüklerin altını başarılı bir şekilde doldurmuş ve sözler, taşıdıkları anlamların ağırlıklarıyla ulaşmaları gereken yerlere ulaşmış.

“Rüzgarla yüzen solmuş bir yaprağım

Hikayem bir mevsim, o benim sonbaharım

Üşürsen çıplak vücudumda gezerken

Isıtır belki yarım kalan göz yaşlarım”

 

 

Takvimler 4 Ekim 2017’yi gösterdiğinde yeni bir şarkı daha dinledik Baturalp’ten, Ben Avare. Yağmurlar yeni yeni başlamışken, her adımımızda sarı yapraklar ayaklarımızın altında ezilirken kulaklarımızda tüm etkileyiciliğiyle Ben Avare çalıyordu. Baturalp’in yazdığı ilk şarkı olan Ben Avare’de, kendini kaybedecek kadar büyük bir aşkı dinliyoruz. Yine sadece gitarın eşlik ettiği bu “masum” şarkı, saf sevgiyi her hücremizde hissetmemizi sağlıyor.

 “Senleştim sana bakarken ben bir avare, kendimi hiç bulmasam

Her sebebimde gülüşün saklı, saklıdır en derinde

Her gülüşünde nedenim vardır, derinlerde bir yerlerde”

 

Dumanından Bulutlar’dan tam bir yıl sonra 29 Aralık 2017 tarihinde ilk albümü Çok Konuştum yayınlandı. Dumanından Bulutlar ve Ben Avare dahil 7 parçadan oluşan Çok Konuştum, Baturalp’in müziğini zamanın parametrelerinden bağımsız, “içinden geldiği gibi” yazdığı; kayıtlarına prova almadan girdiği cesurca ve kendine has bir albüm. Benim yaklaşık 2 senedir sürekli dinlediğim Çok Konuştum’dan birkaç parçaya göz atalım:

Kendine Superman

“Ben bir Superman’im, iki ters bir düz pelerinim…” sözleriyle başlıyor, Baturalp’in ilk albümünün ilk parçası. Müzik yolculuğunun başlangıcında, ona eşlik edecek dinleyicilerine bir Superman metaforuyla kendini tanıtmaya başlıyor.

Başka parçalarında da kendini anlatan Baturalp, Kendine Superman’de geniş vizyonu ve büyük hayalleriyle uçmak için zaman kollarken sürekli “kafaları çok toy” insanların “toksik” etkilerine, engellemelerine maruz kalmasını anlatıyor. Bir noktada içindeki sesin yükselmesiyle, tabuları yıkacak kadar güçlü olduğunun farkına varan Baturalp, aynı sınırlamalardan muzdarip olan insanlara da bu parçayla içlerinden geleni yapmaları konusunda cesaret veriyor.

“Fizana kadar çektim sineye

İçimde cani var, oldu canavar

Dedi ki:

Uç buradan, vur tabuya

Koy çuvala, vur duvara”

 

 

Akşam Sefası

 

“Yollarım yokuş, sakız gibi uzar gider

Gözlerim vurgun yemiş biraz

Neler neler gördüler

Kazların işi ayak izi, oluştu şeritler”

 

Vurdu Kafama

Vokaliyle, sözleriyle, müziğiyle şu ana kadar dinlediğimiz tüm Baturalp şarkıları arasında en ilginç olana geldik. İvmesi sürekli değişen müziğiyle  nefes nefese bırakan, “cool” bir akışı olmasına rağmen heyecanlandıran Vurdu Kafama için “yaşayan” bir şarkı diyebiliriz. Dinleyenleri kendi içine çekip dış dünyadan izole eden bu şarkı, herkesi kendi zihninin en savunmasız haliyle karşı karşıya getiriyor.

“Hangisine girdik, hangisinden çıktık

Hangisinde seviştik biz

Bu barlar bizim, bu barlar benim evim”

 

 

Çok Konuştum yayınlandıktan hemen sonra yeni kayıtlar için stüdyoya koşan Baturalp, 2018’in Eylül ayından itibaren 4 yeni tekli yayınladı. Sonuncu teklisi Çok Konuştum Uyuşmuş Dilim (O Versiyon) ile diğer şarkılarından farklı olarak elektronik sounduyla ve “post-apokaliptik” klibiyle Baturalp, yeni şeyleri denemeye açık olduğunu bizlere göstermişti. Bu teklilerden kısa bir süre sonra, 29 Mart 2019’da ikinci albümü Karışık Bir Albüm, tüm dijital platformlarda yerini aldı.

 

İlk albümünden sadece 15 ay sonra yayınlanan Karışık Bir Albüm’de 14 parça yer alıyor. Bu kadar kısa sürede bu kadar fazla şarkı üretebilmiş olması gerçekten büyük bir başarı. Aralarında 15 ay olmasına rağmen iki albüm arasındaki bazı farklar oldukça dikkat çekici. Genel olarak Baturalp’in tavrı ve parçaların ruhu değişmemiş olsa da müzikal açıdan kendini geliştirmiş olduğunu rahatlıkla fark edebiliyoruz. İlk albümdeki heyecanlı müzisyenin daha profesyonel ve kendinden emin bir müzisyene dönüştüğünü görüyoruz.

Söz yazmaya ve şarkı söylemeye yeni başlamışken kısa bir sürede bu kadar gelişme göstermesi takdir edilmesi gereken bir durum. Ayrıca albümdeki 13 parçanın (Çok Konuştum Uyuşmuş Dilim’in bir punk bir de elektronik olmak üzere 2 versiyonu var) ve öncekileri de eklersek şu ana kadar yayınlanmış 20 parçasının hiçbirinde tekrara düşmemiş olması yaratıcılığının en büyük kanıtı diyebiliriz.

 

Önceden belirlenmiş kalıpları, etiketleri reddettiğini Çok Konuştum’la zaten göstermiş olan Baturalp, kendine özgü, alışılmışın dışındaki kelime grupları yaratmaya bu albümde de devam ederek tutarlılığını bizlere gösteriyor. Söz yazarlığı açısından ilk albümdeki heyecanını biraz törpülemiş ve kelimelerini kontrol altına almış olan Baturalp, bu albümde daha “dengeli” bir anlatıma geçmiş. Aynı zamanda sesini kullanma konusunda da kendini geliştirmiş olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz.

 

Müzik konusunda zaten başarılı olan Baturalp, bu albümde de bunu göstermiş. Aldığı caz gitar eğitimiyle grunge ve rock kültürünü harmanlayarak yarattığı özgün soundu, hiçbir parçada ağırlaşmayan, devinimine sürekli devam eden müziğinin kilit noktalarından birini oluşturuyor. Kendi enerjisini çok iyi yansıtan bu müzik tarzı, 14 parçadan oluşan bu albümde genel dinamiği koruyarak parçaların su gibi akıp gitmesini sağlamış.

 

 

Hastalıklı Beyin ve Paslanmış Kalp

Hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkan Hastalıklı Beyin ve Paslanmış Kalp, albümden önce yayınlanan teklilerin ilkiydi. Baturalp’in gelmekte olan albümünün ilkinden daha farklı olacağının sinyallerini veren tekli, özellikle grunge aurası ve çiğköfteli klibiyle dikkatleri çekmişti.

Hayatının farklı dönemlerinde etkilenip sakladığı minik detayları, daha sonra yaşadığı olayları anlattığı şarkılarının temel taşı olacak şekilde kullanan Baturalp için derinliği uzaya benzeyen zihni önemli. Hatta buna küçükken plajda görüp etkilendiği kumdelen de denilen kum zambağını yıllar sonra hazinesinden çıkarıp “Kumdelen” adlı şarkıyla bu albüme eklemesini örnek gösterebiliriz.

Tabii ki bu kadar çok şeyin biriktiği yere büyük bir kaos hakim olur ve bu kaos, klipteki karmaşa ve pusla çok iyi bir şekilde yansıtılmış. Şarkılarının bu “anahtarı kayıp kilidi açık” zihninde hayat bulduğunu bildiğimizden bu karmaşa için Baturalp’e teşekkür ediyoruz.

“Tek göz odalı, yamalı çatılı bir ev gibi içim

Ama perdeleri sonuna kadar çekik

Şımarık bir çocuk gibi

Hiç durmadan konuşuyorlar içimde

Ediyorlar beni deli”

 

Ölü Balık

Günlük hayatımızdan, toksik insanlardan bıktığımız zamanlar olur. Bulunduğumuz yere ait hissetmeyiz, o akışta oradan oraya savrulur gideriz. Her şey üstümüze gelmeye başlayıp bizi sıkıştırırken ruhumuz da yavaş yavaş siliniyor gibi hissederiz. Ölü Balık, tam olarak bu durumu ve ruh halini anlatan bir şarkı. Bir savunma mekanizması gibi oluşturduğumuz kayıtsızlığı, havalı bir şekilde yansıtan “chill” müziği, sözlerin “mavi” aurasının çok iyi bir şekilde geçmesini sağlıyor.

 

“Yürüyorum ellerim ceplerimde

Düşünüyorum üstümde zamansız ve yıpranmış paltom

Göğsümün üstünde iç cebi yutuyordu kalbimi

Soluyor rengim biraz uzay gibi derindi

Bu şehir yapıyor beni bir zombi”

 

Herkese Eyvallah

Karışık Bir Albüm’ün çıkış şarkısı olan Herkese Eyvallah, albümden 25 gün önce klibiyle birlikte yayınlanmıştı. Bu parçayla Ben Ben Olamadım’da dinlediğimiz çocuğun büyümekte olduğunu görüyoruz. Şu zamana kadar yaşadığı her şeye “eyvallah” diyecek kadar olgunlaşmış ama sesindeki küskünlüğü gizleyemeyecek kadar da kırılmış bir çocuk…

Oldukça sade olan klip ilk bakışta bir yol hikayesi izlediğimizi düşündürse de biraz dikkatli izlediğimizde içerdiği birçok değerli detayı görebiliyoruz. Klipte, yolda tek başına ilerleyen Baturalp’in hayatını gözden geçirmesini izliyoruz. Elinde tuttuğu fotoğraflara sevgiyle bakarken Baturalp’in hissettiklerini biz de hissediyoruz.

Fotoğrafları savurup anılarını ortaya dökerken hayatına giren, hayatından çıkan insanlara; üzüldüğü, sevindiği anlara; her şeye, herkese eyvallah diyor. Bunu yaparsa ilerlemeye devam edebileceğini bilen Baturalp, yaşadığı her şey için “Bunlar benim!” deyip geçmişini bağrına basıyor.

İlerlerken önceden geçtiği yolların çamurlarının ayakkabısına yapışmış olması, geçmişinin ruhunda bıraktığı izleri temsil ediyor; yürürken dönüp arkaya bakması da güvenli bölgesine bakıp cesaret almasını… İzlemeye başladığınızda kolaylıkla içselleştireceğiniz bu klibi farklı pencerelerden değerlendirdiğinizde birçok tatlı detayı fark edeceksiniz ve kurduğunuz bağ daha da güçlenecek.

 

“Gidene, gelene

Sevene, sövene eyvallah

Yanana, bitene

Sözünden dönene eyvallah

Herkese eyvallah”

 

Ufak Ve Uzak

Hazırsanız çıldırıyoruz! Çok özlediğimiz 90’lar sonu 2000’ler başı rock soundunu taşıyan Ufak ve Uzak,  başlangıcından sonuna kadar enerjisi düşmeyen bir parça. Konserlerinde yerinde duramayan Baturalp’in bir festivalde, dev bir sahnede yüzlerce ruhla, bir ağızdan bu şarkıyı söylediğini hayal edebiliyorum. Bir marş gibi inanarak söylediğimiz sözler, gizlenmiş hüznümüzü ortaya çıkarsa da hep birlikte dans ederek o hüznü dışarı atıyor olacağız. Sondaki gitar solosuna geldiğimizde saatlerce ağlamış gibi yorgun ama rahatlamış bir halde yüzümüz gülüyor olacak.

 

“Ellerim sana bağımlı

Gittin, bir daha da tutmadı

Gözlerimin de kalmadı hayrı

Kendimi terk ettim, geriye de dönmedim

Yıkıldı köprülerim sana uzanan”

 

Hiç Karat Bir Adem Elması

Baturalp’in “fikir beyan ettiği” Hiç Karat Bir Adem Elması, diğer parçalarından farklı olarak politik sözleriyle öne çıkıyor. Dünyadan izole olmayan, olup biteni takip eden Baturalp’in adaletsizlikler, susturulmaya çalışılan insanlar, kısıtlanan, bastırılan düşünceler hakkında elbette düşünceleri var. Ve her şeyin düzeleceğine dair umudu da… Nota sehpasına sabitlenmiş bir telefonla çekilen klibi de sözlerin ruhunu başarılı bir şekilde yansıtıyor.

 

“Yoktan düştüm kanadım yara, beni vurdular, beni vurdular

Vicdanlıymış bunlar hepsi, yeri nerededir orası neresi?

Kafaları ardında sırtların, gözleri yerde ayağıma bakar

Ben düşündükçe var olanlar, beni yargılar, beni yargılar”

 

Ölü İhtimal

Ölü İhtimal’i çizerek anlatsaydım Baturalp’in çok güzel bir bahar gününde bir sepet dolusu çiçeği etrafa saçarak yürekleri eze eze ilerlediği bir resim çizerdim. Çünkü gözyaşı döktürebilecek kadar vurucu sözlerin uçarı bir müzikle birleştiği Ölü İhtimal, tam olarak bu tezatlığı içinde barındırıyor.  Baturalp’in bu parçadaki en büyük başarısı da sözlerin ve müziğin uyandırdığı karşıt hisleri birbirini besleyecek şekilde yönlendirmesi olmuş.

Baturalp, sözlerdeki kırık umudu ve hüznü sesine o kadar iyi yansıtmış ki müziğin pozitif havasına rağmen kalbimizin kırıldığını hissedebiliyoruz. Bu duygu yoğunluğuyla benim albümdeki en sevdiğim parçalar arasında yer alan Ölü İhtimal, Baturalp’in köyde gitarı ve ses kayıt cihazıyla samanlıkta, tarlada, hayvanların arasında şarkılarını çalıp söylediği “Köyümden Akustik” serisinde de yer alıyor. Albümdeki versiyonundan çok daha farklı olan akustik versiyonuna da bir bakmanızı öneririm.

 

“Tehlikeli bir maceraydı, kalpler sağ yanımızda kaldı

İn artık göğsümden, koş başka kollara

Sen de suçlusun, ben de suçluyum

Of bebeğim birbirimize göre değilmişiz”

 

 

 

Sürekli üretim haline olan Baturalp’in anlatacak daha çok şeyi var. Bizim de onunla gidilecek uzun yollarımız… Eğer hala dinlemediyseniz sizi de bir an önce bu şarkıları keşfetmeye davet ediyoruz. İçlerinden biri muhakkak ruhunuzda derinlerde bir yerlere değecek.

Sahne performansı da çok başarılı olan Baturalp’in 7 Aralık’taki İstanbul konserine gün sayarken size de konserlerden haberdar olmanız için Baturalp’i Instagram’dan takip etmenizi öneririz.

 

 

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here