Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
711

Bağımsız sinema ortaya çıktığından beri ona birçok misyon yüklendi. Kimilerine göre politik olmalıydı, kimilerine göre düşük bütçelerle yapılmalıydı, kimilerine göre ise sinema öğretmen rolünü alarak yeni akımlara yön vermeliydi. Aslında bağımsız sinema bu misyonların hiçbirini yüklenmek zorunda değil, bağımsız sinema, bir senaristin ya da yönetmenin; toplumsal kaygılardan arınarak, siyasi veya ideolojik baskılardan sıyrılarak kamerasını istediği gibi kullanma özgürlüğüdür. Bağımsız sinema, sadece ekonomik bağımsızlıktan ziyade, yönetmenin yapımcı baskısından da “bağımsızlığı” kavramını niteler. Dolayısıyla sanatsal fikrin özgürleşmesi anlamına gelir ki, gerçek sanat zaten odur.

1990’lardan bu yana Türk sineması, belli bir yapımcı şirketi olmaksızın bireysel filmler üretmeye başladılar. Tabii bunlara “bütçesiz” demek doğru değil. Sadece büyük yapım şirketleri yok olduğundan belli kaynakların desteklediği “bağımsız filmler” üretildi. Bu da sinemamızda bir “Bağımsızlar Çağı”nı başlattı. Böylece küçük ekiple büyük işler başaran Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz ortaya çıktı. Şimdi bu bağımsızlar dönemindeki önemli Türkiyeli yönetmenlere dair listeyi sizin için hazırladık.

Keyifli okumalar.

Zeki Demirkubuz

Sinemaya 1986 yılında Zeki Ökten’in asistanı olarak başladı. 1994 yılında ilk filmi “C Blok”u çekene kadar yönetmen yardımcılığı yaptı. Asistanlık döneminde Türk sinema sektörünü iyi tanıması ve deneyimleri sonucu, zor koşullarda ve de kısıtlı imkanlarda projeler oluşturmuştur. Demirkubuz, sinema izleği olarak Dostoyevski’nin kendisi için temel referans olduğunu belirtmiştir. İnsanın temel ahlaki sorunları olan; aşk, feragat, yenilgi, kötülük, absürt ve ölüm gibi temaları birbiri ardına işleyen senaryolarını sinemaya aktarmıştır.

Filmleri

-C Blok -Kader
-Masumiyet -Kıskanmak
-Üçüncü Sayfa -Yeraltı
-İtiraf -Kor
-Yazgı
-Bekleme Odası

Nuri Bilge Ceylan

1959 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Nuri Bilge Ceylan, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde sinema yüksek lisansı yaptı. Yaptığı dört filmin de yönetmenliğini, senaristliğini ve yapımcılığını üstlenen Ceylan, sinemaya “Koza” adlı kısa filmiyle adımını attı. Ardından 1997’de “Kasaba” filmini, 1999 yılında da “Mayıs Sıkıntısı”nı çekti. 64.Cannes Film Festivali‘nde “Bir Zamanlar Anadolu”da filmiyle Büyük Jüri Ödülü’ne layık görüldü.

Filmleri

– Koza – İklimler
– Kasaba – İklimler
– Mayıs Sıkıntısı – Üç Maymun
– Uzak – Bir Zamanlar Anadolu’da
– Kış Uykusu

Yeşim Ustaoğlu

18 Kasım 1960’da Sarıkamış, Kars’ta doğdu. Yönetmeni, senarist, yapımcı Ustaoğlu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümünden mezun oldu. Ödüllü kısa filmleriyle sinemaya adım attı. İlk çıkışını 1994 yılında çektiği “İz” filmi ile yaptı. Film, İstanbul, Köln, Nürnberg film festivallerinden En İyi Film ödülleri aldı. Ardından çektiği “Güneşe Yolculuk” filmiyle ulusal ve uluslararası alanda çok sayıda ödül aldı.

Filmleri

-Tereddut – İz
-Araf – Otel
-Pandora’nın Kutusu – Düet
-Bulutları Beklerken – Magnafantagna
-Güneşe Yolculuk -Bir Anı Yakalamak

Yılmaz Güney

Yılmaz Güney (1937-1984) Kürt kökenli aktör ve yönetmen. Çirkin Kral lakabıyla da bilinen sanatçı, 60’lı yıllarda birçok filmde başrolde oynadıktan sonra, 70’li yıllarla birlikte toplumsal içerikli gerçekçi filmler çekip yönetmeye başladı. Senaryosunu hapisteyken yazdığı ve Şerif Gören‘in yönettiği 1982 yapımı Yol filmi, 1982 Cannes Film Festivali‘nde Altın Palmiye kazandı. Ödülü Güney bizzat aldı. 1983’te “Duvar” adlı son filmini de Fransa’da çekti. Bu arada hapisten kaçması üzerine 22 yıl fazladan hapis cezasına çarptırıldı ve Türk vatandaşlığından çıkarıldı.

Filmleri

-Duvar -Yol
-Sürü -Zavallılar
-Endişe -Arkadaş
-İbret -Yarın Son Gündür

Reha Erdem

Sinemamızda sayısı bugünlerde artmaya başlayan “okullu yönetmen”lerden biri de Reha Erdem’dir. Erdem, ilk uzun metrajını 1988’de yaptı. Fazla göz önünde bulunan bir sinemacı olmasa da özellikle “Beş Vakit” ve “Kosmos” filmleri ile tanınır. Ayrıca bu yapımlar sadece kendi filmografisi için değil Türk Sineması için de çok değerli yapımlardır.

Filmleri

-Koca Dünya
-Şarkı Söyleyen Kadınlar
-JinJin
-Kosmos
-Hayat Var
-Beş Vakit
-Korkuyorum Anne
-Kaç Para Kaç
-A Ay

Derviş Zaim

Kıbrıs’ta dünyaya gelen Derviş Zaim, Boğaziçi Üniversitesi’nde İşletme üzerine eğitim aldı. Daha sonra ise sinema üzerine eğitim almak için Londra’ya gider. 1996’da “Tabutta Rövaşata” isimli filmi ile sinema kariyerinin en büyük adımını attı. Aynı zamanda Ares Harikalar Diyarında isimli bir roman yazdı ve romanı Yunus Nadi Ödülü’nü kazandı.

Tayfun Pirselimoğlu

Sinemaya senarist olarak giren Pirselimoğlu, çok vakit kaybetmeden yönetmenliğe de soyundu. Sinemacılığının yanında hikaye ve roman yazarlığı da bulunan Pirselimoğlu’nun neden senarist olarak sektöre girdiği herhalde çok açıktır. İlk uzun metrajı “Hiçbiryerde”den sonra neredeyse 15 yıl geçmesine rağmen yönetmenin hala net bir çıkış yakalayamaması ne yazık ki onun kariyeri açısından biraz üzücüdür. Ancak o kimse için film yaptığını belirterek çıktığı yolda memnun olduğunu da söylemektedir.

Semih Kaplanoğlu

SEMIH KAPLANOGLU / BAL FOTOGRAF MUHSIN AKGUN RADIKAL

Listenin en az eser veren sinemacısı olan Semih Kaplanoğlu, Türk Sinemasın’da yurt dışında alınmış en büyük ödüllerden birine de sahiptir. “Yusuf Üçlemesi”nin son filmi olan 2010 yapımlı “Bal” ile Berlin‘de Altın Ayı‘yı alan yönetmen, 1963’te Metin Erksan’ın Susuz Yaz’ından sonra bu ödüle layık görülen ilk yerli filmdir. Zaten Susuz Yaz’ın da yurt dışı festivallerinde ödül alan ilk yerli film olduğu düşünüldüğünde filmin ne kadar ehemmiyetli olduğunu fark edebilirsiniz. Belki Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiye’sinden sonra Semih Kaplanoğlu’nun Altın Ayı’sının pabucu dama atılmış olabilir. Yine de o çok değerli bir film ile Türk Sineması’na adını yazdırmıştır. Şimdilerde de yine öteki filmleri gibi “egzotik” bir film olan “Buğday”ı tamamlayan yönetmen, filminden çok şeyler bekliyor. Bize de ancak beklemek düşüyor.

Ümit Ünal

1986’da yazdığı ilk senaryosu Kartal Tibet tarafından filme alınan Ümit Ünal, uzun bir süre yoluna senaristlikte devam etti. Halit Refiğ, Atıf Yılmaz gibi ustaların filmlerinin senaryolarını yazarken Tunç Başaran, Tomris Giritoğlu gibi Türk Sinemasında yenilikçi olan isimlerin de senaristi oldu. İlk filmini ise 2002’de tamamladı. 9(Dokuz) isimli filmi, dünyaca ünlü Japon yönetmen Akira Kurosawa‘nın Rashomon’da ortaya attığı felsefeden etkilenen bir yapımdır. Gerçeğin göreceli olduğu Rashomon’dan seneler önce Einstein tarafından ortaya atılsa da bunu sinema haline getiren isim Kurosawa idi. Tabi ne Ümit Ünal ne de Kurosawa bir uzay filmi çekmedi. Sadece kendilerini, işin felsefesini beyaz perdeye yansıtmakla yükümlü sanatçılar olarak gördüler. Tek bir sorgu odasında geçen film, sinemamızın önemli yapıtları arasındadır.

Onur Ünlü

İlk sinema deneyimi olan Polis adlı ilk sinema filminin yapımcılığını, yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendi.
Leyla ile Mecnun dizisinin genel yönetmenliğini üstlendi. Dizi biɾçok başarıya imza attı. Sosyal medyada fenomen haline dönüşen dizi 3. sezon sonunda yayından kaldırıldı. Bu diziye devam ederken 2012-2013 yıllarında ise “Şubat” dizisinin genel yönetmenliğini yaptı. Daha sonra “Ben de Özledim” adlı dizinin yönetmenliğini üstlenmiş, aynı zamanda bu dizide Onur Ünlü rolü ile kendisini canlandırmıştır.

Kaynakça: 1

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
711

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here