İnsanlar İsmet Özel ismini duyduğunda çoğu zaman onu ”ideolojisini değiştiren şair” olarak hatırlar,  İsmet Özel dünyaya bakışını değiştirmiş ama şiirini değiştirmemiştir. Aslında kendisi de pek değişmemiştir. Bahsettiği ve savunduğu şeylerin adları değişmiştir sadece.

Ben İsmet Özel, şair, kırk yaşında
Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar
Ben yaşarken koptu tufan
Ben yaşarken yeni baştan yaratıldı kainat
Her şeyi gördüm içim rahat
Gök yarıldı, çamura can verildi
Linç edilmem için artık bütün deliller elde
Kazandım nefretini fahişelerin
Lanet ediyor bana bakireler de.

İsmet Özel, şiirlerini kaleme alırken aynı zamanda bunlar üzerine fikir ileri süren; kendi şiir yazma geleneğinin sınırlarını ortaya çıkararak şiir sanatı üzerine açılımlarda bulunan ender şairlerden birisidir. Şiiri hayatının merkezine yerleştiren Özel, biyografisindeki serüveni şiir merkezli yaşamış, kendi varoluşunu anlamlandırmaya çalışırken şiire büyük önem vermiştir. Şiiri şiirden ötedir, progresif, muhalif, cesur, mağrur ve dramatiktir. İki dizesiyle dünyadan nefret ettirebilir.

”kimsenin uykusunun fesleğen koktuğu yok
altıkırkbeşte vapur ve sancı geç saatlerde”

Şiiri, “bizim neyi simgelediğini bilmeden de hayatımızın içinde anlamlandırabildiğimiz, neyi
simgelediğini bildiğimiz zaman da anlamlı oluşundan bir şey kaybetmeyen metin” olarak kabul eden şair, şiirin bünyesinde barındırdığı farklı farklı anlam değerlerinin olduğunu ve bunların kimi zaman “simgeler” halinde şiirde yer aldığını belirtmektedir.

”Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-Yaşama!
-Ya bileydim?
Yazar: Mıydım
Hiç: Şiir.” 

 Bu vapuru kaçırırsam beni belki de cinnet basar
Belki kanser olurum bu yıl sınıfta kalırsam
Nöbette uyursam eğer kitaplarımı yakarlar
Etimde şirpençe çıkar bu kızı alamazsam
Bu işi bitiremezsem şehirden beni kovarlar
İzin kağıdım yanar konuşacak olursam.
Özel’e göre şiirin ortaya çıkışındaki esaslı sebep “anlatılmaz bir şeyin anlatılmaya çabalanması, anlatılabilir bir şeyin yeniden anlamlı kılınması ve yeterince anlamlı kılınmayan bir şeyin etkili bir anlatıma kavuşturulmaya” çalışılmasıdır. “Şiiri de şiirsel olanı da doğrudan doğruya şiirin içinde, onun maddi çerçevesi içinde aramalıyız” der.

”Sebebini tam olarak kavrayamasam bile, insanların olağan buldukları şeyleri olağan bulmamaktan doğan bir tedirginlik vardı içimde. Hala var mıdır? Çok yaşadığım için o biraz törpülendi. Kendimi eskisine göre çok daha rahat hissediyorum ama eskiden çok gergindim. Ben 40 küsur yaşıma kadar tırnaklarımı ve bıyıklarımı yedim.”
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
Taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
Bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
Tütmesi gereken ocak nerede?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here