Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

Katherine Anne Porter, 15 Mayıs 1890 Texas doğumlu Amerikalı gazeteci ve kısa öykü yazarı. İş hayatına Chicago’da bir gazeteci olarak başladı. İlk eseri Maria Concepcion 1922 yılında basıldı ve ilk kitabı Flowering Judas 1930’da yayımlandı. İtibarı iyice büyüdüğü halde kitapları bir şekilde satılmadı. İlk ödülü ise 1962 yılında “Holiday” adlı kısa öyküsüne verilen O. Henry Ödülü oldu. Bu ödül, bir hayran kitlesi kazanmasına yardımcı oldu. Popülerlik kazanmaya başladı. Aynı yıl, 1941’den beri yazdığı romanını yayımladı ve büyük miktarda okuyucu kazandı. Ayrıca 1965’te “The Collected Stories of Katherine Anne Porter“i yayımlayarak Ulusal Kitap Ödülünü ve Pulitzer Ödülünü kazandı.

The Collected Stories of Katherine Anne Porter kitabında yer alan Theft kısa öyküsünün temaları reddediş, yalnızlık ve depresif duygulardır. Bu konuların, Porter’ın Matthew Josephson’la olan ilişkisinin karısı tarafından fark edilmesiyle alakalı olabildiği hala günümüzde de hala tartışılmakta. Josephson’ın karısı seçim yapmasını isteyince Josephson karısını seçerek Porter’i reddeder. Sadece aşağılanmamış, aynı zamanda da reddedilmiş olur Porter ve onun bu hikayesi, hikayenin kahramanına yansır. Hikayeyi özetlemek gerekirse, baş kahraman Büyük Buhran döneminde bir New Yorker’dır ve bu hikaye kahramanın yaklaşık iki gününden bahseder. İlk gün kendisi ve arkadaşı Camilo, bir partiden istasyona gitmek için birlikte ayrılırlar. Yağmur yağıyordur ve sarhoş olduklarından, Camilo’nun kendine dikkat etmesini istediğinden gitmesini ister. Camilo ayrıldıktan sonra, kahramanın diğer bir arkadaşı Roger gelir ve üşümesinler diye taksi çağırır. Yolda giderken havadan sudan konuşmaya başlarlar. Kahramanımızın evine geldiklerinde Roger taksi ücretini ödemek için 10 sent ister. Kahramanımız parayı verince Roger onun altın çantasını övüp uğurlar. Kahramanımız dairesine gider ve çantasında bir zarfı olduğunu hatırlar. Okuduktan sonra mektubu dikkatlice keser ve yakar. Ertesi gün kahramanımız banyodayken, kadın çalışan dairesine girer ve kahramanımızın altın çantasını çalar. Kahramanımız banyodan çıkınca bunu fark eder. İlk olarak, kahramanımız hiçbir şey yapmaz ama biraz düşündükten sonra kadın çalışanı bulmak için çıkar. Kadın çalışan ile karşılaştıktan sonra kadın bir şey çalmadığını söyler ve kahramanımız dairesine geri döner. Bir süre sonra, kadın çalışan onun dairesine gelir ve neden çaldığını anlatmaya başlar. Sonrasında ise çantayı ona fırlatır. Kadın çalışanın bahanesi, çantayı kahramanımızın değil de güzel yeğeninin hak ettiği düşüncesidir. Kısa bir düşünme süresinden sonra ona hak vererek kahramanımız çantayı ona vermeyi teklif eder ama bu sefer de kadın çalışan onu reddederek yeğeninin zaten güzel olduğunu ve böyle şeylere ihtiyacı olmadığını söyleyerek aşağılar. En başta hırsız konumunda olan kadın çalışanın bu konuşmasından sonra kahramanımızın düşüncesi değişerek aslında kendisinin hırsız olduğunu fark etmesiyle kısa hikaye biter.

Sembolizm, fikir ve nitelikleri, onların gerçek anlamlarından farklı sembolik anlamlar vererek simgeleyen sembollerin kullanımıdır. Katherine Anne Porter, Theft hikayesinde sembolizmden fazlasıyla yararlanmıştır. Bu konu ile ilgili bir röpörtajında şöyle demiştir: “Sembolizm kendi benliğinden meydana gelir ve kendi bilincinizdeki o kadar derin bir şeyden ve kendi deneyimlerinizden ortaya çıkar ki, çoğu yazarın sembol kullanımının farkında olduğunu düşünmüyorum. Kullandığım semboller kendiliğinden oluşuyor çünkü bana aitler ve benim için anlamları var, ama kendileri geliyorlar. Onları açıklamamın yolu yok ve sanırım sembolizmi icat etmiyorsunuz.”

Katherine Anne Porter’in kısa hikayesi Theft’in mekanı, Büyük Buhran dönemindeki Amerika’nın New York’udur. Theft’ın havası karanlık ve yağmurludur. Bir nevi iç karartıcı ve melankoliktir, bu da zaten zorlu ve sert olan Büyük Buhran atmosferine gönderme yapmak içindir. Hikayenin zamanının Büyük Buhran dönemi olması, materyalizmin ön planda olduğunu ve yoksulluk oranının fazla olduğunu gösterir. Bu yüzden altın çantanın para için bir metonim olduğunu söyleyebiliriz. Bu, çanta çalındığında kahramanımızın bütün parasını kaybettiği anlamına da gelir. Ayrıca maddi anlamı olan bazı semboller de vardır. Örneğin, şapkalar insanların toplumdaki yerini simgeler. Bir şapkanın şekline göre, insanların üst, orta ya da alt sınıflara ait olduğu belli olur. Örneğin, Camilo’nun şapkası bisküvi şeklindedir, bu yüzden iyi bir şekilde şekillendirilmemiş olduğu için toplumun alt sınıfındadır. Öte yandan Roger’ın şapkası iyi biçimlendirilmiş ve daha elit gibi görünüyor olması onun Camilo’dan daha üst bir sınıfa ait olduğunu gösterir. Her iki cinsiyet için de kıyafetlerin kullanımı önemlidir. Bir kadın ya da erkek için bir çanta ya da şapka kullanmak hala önemlidir. Bu şeyler finansal olanaklarını ve yaşam tarzlarını yansıtır.

Yazarın hayatını ve yazma stilini bilmeden önce yazdığı eseri, karakterlerin arasındaki ilişkiyi anlamamız zordu. Ama sonrasında Porter hakkında bilgi sahibi olarak her karakterin sembolik bir işlevi olduğunu anlamış oluruz. Semboller sadece karakterleri değil, aynı zamanda eşyaların da sembolik işlevlerini göstermiştir. Kahramanımızın aslında maddi olarak kötü durumda olmasına rağmen altın çantayı taşırken duyduğu özgüven, çantaya sembolik anlamlar yüklemiştir. Katherine Anne Porter’in yazım stilini incelemek, hikayesinin analinizini yaparak metnin altında yatan metin çözümlemesini yapmak bize bayağı keyif verdi. Eğer siz de okumak isterseniz kaynaklar bölümünde İngilizce veya Türkçe olarak esere ulaşabilirsiniz.

“Kendimden başka bir hırsızdan korkmamakta haklıymışım, eninde sonunda elimde hiçbir şey bırakmayacak hırsızdan.”

Kaynak: 1, 2, 3, 4, 5

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here