Uzun zaman önce parayı keşfetmesiyle ve gelmiş geçmiş en zengin kişi olarak gösterilen Karun’un hazinesiyle meşhur olan Lidya Krallığı’nda en sevilen renkti Erguvan. Bu arada evet evet şu hazinesi Uşak’ta defineciler tarafından talan edilen Karun. Feodalite yıkılıp yerini burjuvazi almadan sınıf farkını temsil etmek amacıyla toplumdan topluma değişen simgeler vardır. Bazı toplumlarda giyilen kıyafet bazılarında şapka çıkarmak bazılarında ise sahip olunan köle sayısı gibi birçok değişik unsur soylu sınıfı ile halk arasındaki farkın simgesi olmuştur. Erguvan ise önce Roma İmparatorluğu’nda sonra Bizans döneminde çok önemli bir simge olmuştur. Sezar, imparatorluk için senato karşısına çıkmadan önce terzisine “Giysimin rengi koyu olsun ki imparator olmak istediğim anlaşılsın ama çok koyu olmasın ki kesin imparator olacağım anlaşılmasın.” demiştir. Terzinin mor ve eflatun arasında kalan erguvan seçimi senato karşısında Sezar’ın politik idaresini temsil etmiştir.

Karun Tasviri

Bizans’ta ise bambaşka boyutlara ulaşmıştır Erguvan. Erguvan ağacı soylular ağacı olarak kabul edilmiştir. İmparatorlar ve soylular kendilerini “Erguvan kanlı” olarak adlandırmış, Erguvan’ın hem ağacını hem de rengini halk ile soylular arasında sınıf farkının simgesi olarak görülmüştür. Bir Roma imparatorunun oğlu doğduğunda erguvani renkte bir beze sarılır ve bebeğe “Porfirojenet” yani “Erguvanlar içinde doğmuş” adı verilmiştir. Hatta Erguvan rengi o kadar sahiplenilmiştir ki Erguvan renkli pelerin sadece imparatorlar tarafından giyilebilmiştir. Sebebi ise tabi ki erguvanın göz kamaştıran renginden ziyade çok zor elde edilebilir olmasıdır. O dönemde kimyasal olarak erguvan rengini elde edebilmek için bazı yumuşakçaların soyunu tüketmek diğer bir deyişle kökünü kurutmak gerekmiştir.

Bizans’ta Giyim

Hristiyanlık’ta ise pişmanlığın rengidir Erguvan. Hz. İsa’yı o meşhur son akşam yemeğinde 30 gümüş karşılığı ele veren 12 havarisinden biri olan Yahuda, meclisin askerleri Hz. İsa’yı yakalamaya geldiğinden yanağına “ölüm öpücüğü” kondurmuş, yakalanmasına ve çarmıha gerilmesine sebep olmuştur. Bu olayın pişmanlığını üzerinden hiçbir zaman atamayan Yahuda kendisini bir erguvan ağacına asarak intihar etmiştir. Batı dillerinde erguvan ağacı Yahuda Ağacı anlamına gelen “Judas Tree” diye adlandırılmıştır ve bir efsaneye göre beyaz olan erguvan çiçeği bu ihaneti kaldıramayıp ölüm öpücüğü verdiği sırada Yahuda’nın yanaklarının aldığı erguvan rengine dönüşmüştür.

Kiss of Judas

Osmanlı’da ise 14. ve 19. Yüzyıllar arasında Erguvan ağaçlarının çiçek açması Sultan Yıldırım Beyazıt’ın damadı ve aynı zamanda İslam düşünürü Emir Sultan sayesinde Bursa’da bahar festivali olarak kutlanmıştır. Bu festival sıradan bir festival olmamıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde “Erguvan Cemiyeti Faslı” diye adlandırmış ve “Senede bir defa Emir Sultan Hazretlerinin Erguvan Cemiyeti Faslı olup her taraftan, deniz gibi insanlar toplanır ki, bu kalabalık cemiyeti anlatmakta kalem acizdir. Böyle bir topluluk anca Emir Sultan’ın şevkiyle olur.”  diye eklemiştir. Erguvan aynı zamanda Hürrem Sultan’ın en sevdiği renktir ve derler ki o dönemde erguvan rengi keselerin sarayda açamayacağı kapı yoktur.

Hürrem Sultan ve Kanuni Sultan Süleyman
Bursa Erguvan Faslı

Günümüzde ise hala Bursa Emir Sultan Meydanı’nda Erguvan Festivali erguvan dikilmesiyle kutlanırken Bursa, bunu dünyada adına bayram yapılan tek çiçek olarak adlandırmıştır. Diğer bir yandan Erguvan, İstanbul’un rengi olarak bilinir, nisan ayının sonu ve mayıs ayının başında yaklaşık üç haftalık bir süreçte açar ve boğaza eşsiz, nadir bir renk katar. Kimisi erguvan çiçekleri açtığında İstanbul’un en görülesi zamanı der, çok da haksız sayılmayacaklar ki “Erguvan Turları” düzenlenir boğazda, sırf rengi beton olmayan tek varlığı görmek için.

Rumeli Hisarı

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here