Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
71

*Karl Marx, 5 Mayıs 1818’de Prusya’nın Ren bölgesindeki Trier kentinde doğdu. Marx, Bonn ve Berlin’de hukuk ve felsefe okudu. Hegel’in felsefesinin Hıristiyanlık ya da var olan devletle uzlaştırılamayacağını savunan Genç Hegelcilere katıldı.

Giderek felsefe çalışmalarında Hegel’in diyalektik yöntemiyle Feurbach’ın maddeciliğini birleştirmeye yönelen Marx çeşitli gazetelerde yazmaya başladı.

Akciğer iltihabı olduğu anlaşılan Marx bundan sonra ancak birkaç ay yaşayabildi ve 14 Mart 1883’te Londra’da yaşama veda etti.

**Friedrich Engels, 28 Kasım 1820’de Prusya’nın Ren eyaletinde, Barmen’de doğdu. Ilımlı liberal görüşleri ve Prusya devletine bağlılığıyla tanınan Protestan bir aileden gelen Engels’in babası, Barmen’deki bir dokuma fabrikasının sahibi ve Manchester’daki Ermen&Engels pamuk işletmesinin ortağıydı. Kültürlü bir kişi olan annesine karşı derin bir sevgi besleyen Engels, sonradan devrimci görüşleri yüzünden babasıyla çatışmaya düştüğü dönemlerde bile annesinin etkisiyle aileden mali destek görmeye devam edecekti.

Yaşamı boyunca Marx’la hep aynı safta yer alan, her zaman bir İngiliz centilmeninin inceliğine sahip, yaşama coşkusuyla dolu, keskin zekalı, neşeli bir insan olarak kalan Engels, kansere yakalanarak 5 Ağustos 1895’te Londra’da yaşama veda etti.

Günümüzde birçok siyasi, sosyal ve kültürel akım ile karşılaşmaktayız. Bunlardan bazılarının temeli bu eserle atılmıştır. Friedrich Engels ve Karl Marx bu eserde birçok sosyal, toplumsal ve idari soruna değinerek yaşanılan dönemi ve dünyanın yol alacağı yönü tüm çıplaklığıyla ortaya sermişlerdir. Manifestonun hazırlanma aşamasında Friedrich Engels tüm mütevazılığıyla Marx’a destek olmuştur. Sadece düşünsel yönüyle değil Marx’a maddi yönden de bir çok katkıda bulunan Engels kitabın tüm takdirinin Marx’a ait olduğunu vurgulamıştır.

Bu değerli tahlillere sahip manifestoyu okuduğunuzda günümüz işçilerinin, ezilmiş sınıflarının, sansüre baskıya maruz kalmış medyanın ve bir çok önemli meselenin temeline seyahat etmiş olacaksınız.

***Burjuvalar ve Proleterler arasındaki sınıf savaşımını aktardığı bu eserde günümüzde dahi kabul gören birçok tespit var. Kapitalizmi tüm vahşetiyle kaleme almıştır.

Fakirleşen, yaşayamayacak raddeye gelen proleterya, nüfustan da zenginlikten de daha hızlı büyür. İşte bu noktada, burjuvazinin toplumda egemen sınıf olamayacağı ve kendi yaşam koşullarını tartışılmaz bir yasaymışçasına topluma dayatamayacağı apaçık ortaya çıkar. Burjuvazi artık yönetmeye yeterli değildir çünkü kölesine bu kölelik koşullarındaki bir yaşamı bile sağlayamaz. Artık burjuvazinin varlığı toplumla bağdaşmaz.

Sanayide makineleşmenin doğurduğu sonuçlara göz gezdirelim.

Kol emeğini gerektiren işlerde beceri ve gücün gerekliliği ne kadar azalırsa başka bir deyişle modern sanayi ne denli gelişirse, erkek emeğinin yerini o ölçüde kadın ve çocuk emeği alır. Artık yaş ve cinsiyet farklılıklarının işçiler için hiçbir ayırt edici toplumsal geçerliği kalmamıştır. Bütün işçiler, kullanım fiyatları yaş ve cinsiyetlerine göre değişen birer iş aleti olup çıkmışlardır.

 

Kaynak: Komünist Manifesto – Karl Marx Can Sanat Yayınları

* Karl Marx Kısa Yaşamöyküsü (s.11)

** Friedrich Engels Kısa Yaşamöyküsü (s.18)

*** Burjuvalar ve Proleterler (s.49)

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
71

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here