Bugün dünyada bir pandemi krizi yaşanırken, geçmişe dönüp baktığımızda özellikle Amerikan Sinemasının bu konuda birçok eser ortaya koyduğunu görmek kimine göre şaşırtıcı, kimine göre yazılanı oynadığımız gerçeğini gözler önüne seren bir gerçek. Amerikan filmlerinde virüslerin çıkış noktası genelde uzay araçlarından kaynaklı olmakla birlikte bugün yaşadığımız Korona virüsü ise yarasalardan bulaşmış olduğu düşünülen bir virüs. En neticede ortak noktaları ise mutasyona uğramış virüsler ve siyasi bir savaş neticesinde insanoğlunun başına bela olduğu noktası.

Bu türün örneklerinden biri olan The Andromeda Strain, Michael Crichton’ın Andromede Strain romanından sinemaya aynı adla uyarlanan bir bilim kurgu filmidir. Oscar’lı yönetmen Robert Wise’ın yönetmenlik koltuğunda oturduğu senaryosunu Nelson Gidding’in kaleme aldığı filmin başrollerinde Arthur Hill, David Wayne, James Olson ve Kate Reid rol almaktadır. Uzaydan Amerika’nın bir bölgesine yayılan virüs hakkında bir filmdir.

Filmin kısaca hikayesine değinecek olursak; Ulusal güvenlik, Amerika’nın bir bölgesine düşen uydu sonrası bölgede yaşayan insanların öldüğünü görür ve buraya iki kişilik bir bilim adamı ekibi gönderir. Buraya giden ekip insanların kanını kuma çeviren bir virüsün ya da gazın olduğunu anlarlar. Kasabada  yalnızca yaşlı bir adam ve bir bebek bu durumdan etkilenmemiştir. Bunun üzerine yüksek teknolojik ve yüksek güvenlikli bir laboratuvar kurulur. Bu iş için de birkaç bilim adamı ve bir doktor görevlendirilir. Bu ekip çok geçmeden uzaydan dünyaya gelen, mutasyona uğramış bir virüsün varlığını kanıtlarlar. Ekibin bundan sonraki işi ise virüsün nasıl bulaştığını tespit etmek ve virüsün yayılmasını önlemek için yapısını çözmektir; ancak zamanla yarışmaktadırlar.

1971 tarihli film, günümüz teknolojisine birçok konuda ilham vermiştir diyebiliriz. Dokunmatik bilgisayar ekranları, görüntülü konuşmalar, bilgisayar ile iletişim kurmak gibi. Bunun yanında Stanley Kubrick’in 2001: Uzay Yolu Macerası gibi filmlere de dekor konusunda fikir verdiği bir gerçek. Yaratıcı kurgu anlayışına sahip film, kullandığı grafiklerle de özgünlüğü yakalamıştır. Bütün bunların dışında etkileyici, konuya uygun müzikleri de kesinlikle takdir edilmeye layıktır. Gil Mellé’nin imzasını taşıyan filmin müzik albümü, gençlere özel altıgen şeklinde plaklara, 10.000 adet basılmış ve epey rağbet görmüştür. Albüm bir süre sonra ise normal bir şekilde basılmıştır.

Film devletin uzayda biyolojik silah çalışması yaptıklarına atıfta bulunur. Anlayacağımız şudur ki bu belayı insanların başına saranın yine siyasetçiler olduğu gerçeğidir. Siyaset dünyası insanların hayatlarını tehlikeye sokarken, bilim insanları onların hayatlarını kurtarmak için kendi hayatlarını tehlikeye atarlar. Siyasetçiler ise hata yaptıklarını bilmelerine rağmen yine de bilim insanlarının sözünü dinlemezler ve kendi bildiklerini okumaya devam ederler. Bu bugün de yaşadığımız bir gerçek ve dünyanın hemen her ülkesinde bu durum mevcut.

IMDB puanı 7,2 olan filmin En İyi Kurgu ve En İyi Dekor dalında Oscar adaylıkları ve En İyi Müzik dalında da Altın Küre adaylığı bulunmaktadır.

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here