Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

“Son kraliçe Leyla Gencer’in vefatıyla opera tarihinde bir dönem sona ermiştir. Kesin bir biçimde.”
La Scala 

Batı ülkelerinde La Diva Turca, La Gencer, La Regina olarak ün yapan Leyla Gencer, 20. yüzyılın en önemli sopranolarından birisi olarak tanınır. Hayatında edindiği bütün başarılarını, hiç durmadan ve yorulmadan çalışarak elde etmiştir. Hayatını hayallerinin merkezine: La Scala’ya adamış sanatçımız tüm gücüyle, geride kalmış, bir yerlerde onu beklediğine inandığı bütün besteleri seslendirmiştir.

Gencer, 10 Ekim 1928 yılında, İstanbul Polonezköy’de dünyaya geldi. İstanbul İtalyan Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Devlet Konservatuvarı‘nda şan eğitimi aldı. Ünlü orkestra şefi Muhittin Sadak ve besteci Cemal Reşit Rey‘in öğrencisi oldu.

Cemal Reşit Rey ve Leyla Gencer

Giannina Arangi-Lombardi’nin İstanbul’a geldiğini duyan Gencer yanına gitti. Leyla’nın sesindeki tiz tonları duyan Lombardi tatilini Gencer’in evinde geçirdi ve ona hocalık yaptı. Sonrasında Gencer, İstanbul’daki eğitimini bırakarak Lombardi ile Ankara’ya gitti. Şan eğitimine Ankara Devlet Tiyatrosu’nda, İtalyan soprano; Giannina Arangi-Lombardi ve Apollo Granforte ile devam etti. 1946 yılında varlıklı bir bankacı olan İbrahim Gencer ile evlendi. Kocası erken yaşta vefat ettikten sonra bir daha evlenmedi. 1950 yılında Ankara Devlet Operası sahnesinde Mascagni’nin, Cavalleria Rusticana, eserinde Santuzza rolünü yorumlayana dek Ankara Devlet Opera ve Balesi Korosu’nda görev aldı. ABD devlet başkanlarından Harry S. Truman, Dwight Eisenhower, Yugoslavya’nın kurucusu Mareşal Tito, İran Şahı Rıza Pehlevi ve eşi Prenses Süreyya, Ürdün Kralı Hüseyin, huzurunda resitaller verdi. Ancak Devlet Sanatçısı ünvanına 1988’de, 60 yaşındayken kavuşabildi.

Cavalleria Rusticana, 1950 (İlk sahneye çıktığı opera)

Gencer’in İtalya sahnelerine adım atması Napoli’deki San Carlo Tiyatrosu’nda yine Santuzza rolüyle oldu. İlk defa 1953 yılında, Türkiye ile İtalya arasında imzalanan Kültür Anlaşması çerçevesinde bir radyo konseri vermek için Roma‘ya gitti. 1953’te La Scala’ya çıkan ilk ve en uzun çalışan Türk sanatçı olarak tarihe geçti ve “La Diva Turca” olarak anıldı. Bir yıl sonra, 1954 yılında, Madame Butterfly ve Yevgeni Onyegin temsillerini gerçekleştirdi. Madam Butterfly ile ününe kavuşmasının asıl nedeni ise temsilden sonra Leyla Gencer’i tebrik etmek için gözyaşları içinde onun yanına koşan Ingrid Bergman ile fotoğraflarının, ertesi gün İtalya basınında ilk sayfada yer almasıydı: “Ingrid Bergman’ı derinden sarsan soprano: Leyla” olarak İtalyan basınını süsledi.

1957 sezonunda San Fransicso Operası’nda sahnelenen La Traviata operasında başrolü Leyla Gencer, Lucia di Lammermoor operasında ise dünyaca ünlü soprano Maria Callas üstlenmişti. Callas’ın gelmemesi üzerine Lucia rolünü de Gencer üstlendi ve büyük başarı kazandı. O günden başlayarak ABD’de sayısız opera temsili, resital, konser gerçekleştirdi. 26 Ocak 1957’de La Scala Tiyatrosu’nda ilk kez sahneye çıkarak Poulenc’in Les Dialogues des Carmelites operasının dünya prömiyerinde Lidoine rolünü yorumladı.


Yevgeni Onyegin temsili sonrası Italo Tajo ile birlikte, Napoli

Şubat 1957’de, Milano’daki Duomo Katedrali’nde düzenlenen Toscanini’yi anma törenlerinde, şef Victor De Sebata yönetimindeki La Scala Tiyatrosu Koro ve Orkestrası eşliğinde, Verdi’nin Requiem’inin final bölümünü yorumlayan Gencer, yine 1957 Temmuz’unda, La Scala Tiyatrosu’nun Köln turnesinde La Forza Del Destino operasında başrolü seslendirdi.

La Forza Del Destino, Köln, Leyla Gencer’ başrol  (Photos: Erio Piccagliani)

Ünlü soprano 1957 ile 1980 seneleri arasında La Scala Tiyatrosu’nda, Verdi’nin Don Carlos, La Forza Del Destino, Aida, Macbeth, Simon Boccanegra, I Vespri Siciliani; Bellini’nin Norma; Donizetti’nin Poliuto ve Lucrezia Borgia; Mozart’ın Idomeneo; Monteverdi’nin L’Incoronazione di Poppea; Gluck’un Alceste; Çaykovski’nin Maça Kızı; Britten’in Albert Herring ve Pizzetti’nin L’Assassinio nella Cattedrale eserinin 1958 yılı dünya prömiyeri de dahil olmak üzere birçok başrol yorumladı. Gencer, 1960’larda mesleğinin doruğuna çıktı. Hiç bilinmeyen operaları seslendirmeyi sürdürdü. 1963’te Verdi‘nin unutulmuş operası Kudüs’te başrolde Elena’yı oynadı. Bunu Donizetti‘nin hiç bilinmeyen operası Robert Devereux’daki Kraliçe Elizabeth rolü ve Bellini‘nin 130 yıldır sahnelenmeyen Beatrice di Tanda operası takip etti.

Kariyerinin başlangıcından kısa bir süre sonra uluslararası bir üne kavuşan Gencer, Vittorio Gui, Tulio Serafin, Gianandrea Gavazzeni ve Riccardo Muti gibi büyük İtalyan şeflerle çalıştı. Donizetti’nin unutulmuş operalarını başarılı bir şekilde yorumlayarak Donizetti Rönesansı’nın gelişmesine büyük katkıda bulundu. Leyla Gencer’in geniş repertuarı; Monteverdi, Gluck ve Mozart’ın eserlerinden neo-klasik döneme; Cherubini, Spontini, Mayr ve romantik dönemden Puccini, Prokofyev, Britten, Poulenc, Menotti ve Rocca gibi sanatçıların eserlerine; lirik sopranodan dramatik koloratüre uzanan bir yelpazede 72 rolü kapsar.

1985 yılında Venedik’teki La Fenice Tiyatrosu’nda Francesco Gnecco’nun La Prova di un’Opera Seria adlı yapıtıyla opera sahnelerine veda eden Leyla Gencer, 1992 yılına dek konser ve resitallerine devam etti.


1985, Venedik La Fenice Tiyatrosu, La Prova di un’Opera

1982’den itibaren, seminer ve yorum kurslarıyla kendini genç opera sanatçılarına adayan Gencer, 1983-88 yılları arasında As.Li.Co. di Milano’nun sanat yönetmenliğini üstlendi. 1997-98 yılları arasında ise şef Riccardo Muti tarafından La Scala Korosu’nun genç sanatçılar okulunda yöneticiliğe atandı. Vefatına kadar La Scala Tiyatrosu’nda opera sanatçıları için kurulan akademinin sanat yönetmenliğini üstlenen Gencer, aynı zamanda İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Mütevelliler Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor ve opera yorumu üzerine dersler vermeye devam ediyordu.

Leyla Gencer, La Scala

Opera dünyasında bulunduğu yeri, yalnızca repertuarının çeşitliliğiyle değil, canlandırdığı karakterlere kattığı dramatik nüanslarla da sağlamlaştıran Gencer, araştırmacı kişiliği ve iyi bir eğitimci olmanın verdiği sorumlulukla romantik dönemin unutulmuş birçok eserini günışığına çıkartmıştır. 50’li ve 60’lı yılların en iyi sopranoları: Maria Callas, Renata Tebaldi gibi efsane isimlerle aynı dönemde var olmayı başarmış ve Avrupa sahnelerini fethetmiş soprano, klasik müziğin mabedi sayılan La Scala’da 25 yıl boyunca primadonna olarak söyledi. 2008 yılında aramızdan ayrılan Leyla Gencer’in olağanüstü kariyeri için Opera dergisi eleştirmeni Michel Parouty’nin “O, çağımızın son divası, kusursuzluğun bir simgesiydi.” der.

Leyla Gencerin gırtlağını kullanma tekniği opera literatürüne “gencerate” olarak geçmiştir. Gencerate, Leyla Gencer stilinde okuyabilmek anlamına geliyor. İstanbul’da 1995 yılından beri düzenlen, kendi adını taşıyan Uluslararası Şan Yarışması’nın kurucusudur. Zeynep Oral’ın Tutkunun Romanı isimli kitabı Leyla Gencer’in biyografisini anlatmaktadır. 2004 yılında Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından 1000 yılın Türkleri özel koleksiyonunda adına 15.000.000 TL değerinde 0.999 ayar gümüş hatıra para basıldı.

4 Mayıs 2010 tarihinde, Leyla Gencer’in Milano’daki evi, İKSV binasında yer alan Salon’da düzenlenen özel bir geceyle açıldı.

Leyla Gencer, 10 Mayıs 2008 tarihinde Milano’daki evinde kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle 80 yaşında vefat etti. Cenazesi 12 Mayıs günü Milano’da La Scala Operası’nın Santa Babila Kilisesi‘nde düzenlenen kalabalık bir törenden sonra vasiyeti gereği krematoryuma götürülerek yakıldı. Külleri İstanbul’a getirildi. Kendi vasiyeti gereği küller, 16 Mayıs günü Dolmabahçe Sarayı ile Dolmabahçe Camii arasındaki yapılan bir törenden sonra, Dolmabahçe açıklarında boğaz sularına döküldü.

Leyla Gencer, 1974 – Istanbul Music Festival, ITÜ Concert Hall

Leyla Gencer 1977, Anna Bolena – Gaetano Donizetti, 

 

Kaynakça: 1, 2,

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here