Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

Yıl 2010. Tüm rock/metal dünyası bir anda Ghost isimli yeni çıkış yapmış bir grubu konuşuyordu. Sert görünümlü kapaklarının altında daha soft bir albümle dinleyiciyi karşılayan Ghost, ilk albümleri ile karanlığın yeni efendileri olacağının sinyallerini vermişti. Opus Eponymous albümü sadece geleceğe bir mesajdı. Bu mesaj çok netti ”Biz geliyoruz!”. Ghost, ilk albümlerinden sonra verdikleri 3 yıllık ara sonrası çıkardıkları İnfestissumam isimli albüm ile de daha ikinci albümlerinden isimlerini kült metal grupları arasına kazımayı başarmıştı. Albüm; Year Zero, Pes Aspera Ad İnferi ve Ghuleh/Zombie Queen başta olmak üzere her şarkısı ile bir baş yapıttı. Sonrasında gelen Meliora albümü ise onları dünya çapında başarılı bir grup yapacak anahtar albümdü. Bu albümden sonra pek çok olay oldu ama geçtiğimiz aylarda çıkan Prequelle isimli albümleri ile ise Ghost geri döndü! Papa artık yok ancak göreceğimiz yeni çok şey var.

Artık karanlık dünyanın şimdiki efendisi olan Ghost’un karanlık dünyalarındaki korku tünelinin içindeki yolculuğumuza Cardinal Copia önderliğinde devam ediyoruz! Son olarak 2 yıl önce çıkardıkları Meliora albümü ciddi anlamda yükselen, hatta 58. Grammy Ödülleri’nde En İyi Metal Performansı dalında Grammy kazanan, tabiri caizse emeklerken bir anda koşmaya başlayan son 10 yılın en önemli metal grubu Ghost, bu peri masalının ardından çalkantılı bir döneme girmişti.

Grammy sonrası araları açılan grup üyeleri bir süre sonra gruptaki finansal karmaşalar ile birlikte kendi içinde yok olmaya başladı. Yani biz öyle zannediyorduk. Bir süre sonra grubun solisti Tobias Forge yani Cardinal Copia’ya grubun diğer üyeleri tarafından açılan dava ile birlikte Tobias dışında tüm üyeler gruptan ayrılmaya karar verdi. Böylece Ghost için bir proje grubu gözü ile bakılmaya başlandı. Ayrıca bu ayrılıkların da ilk olmadığı ortaya çıktı. Bu ayrılıklar sonrasında Tobias’a büyük iki yük düşüyordu. İlk olarak bu ayrılıklara rağmen ayakta kalabileceğini kanıtlamak. İkinci olarak şimdiden en efsanevi metal albümleri arasına girmiş Meliora’dan sonra çıkaracakları albüm ile beklentileri karşılamak.

Albüm orta çağ Avrupa döneminde gerçekleşen veba hastalığı teması üzerinde oluşuyor. Albümün müzikal içeriğine gelecek olursak eğer heavy metali korku öğeleri ile harmanlayarak 2010 yılında çıkardıkları Opus Eponymous albümündeki havadan pek fazla eser olmasada Ghost, bu albümde de karanlığın gizemli, ilahi ve mistik yönlerini farklı bir tarz ile tekrardan işlemek istemiş gibi gözüküyor. Metalden çok bir hard rock/arena rock albümü ile karşı karşıyayız. Daha akılda kalıcı sözler ve daha melodik bir tını havasının hakim olduğu albümde diğer albümlere göre daha hazmedilir ve basit satan öğeleri ile daha anlaşılabilir ve evrensel bir albüm oluşturulmuş. Buna rağmen klasik korku filmi klişelerinin harika bir adaptasyon ile albüme yerleştirildiğini söylememiz gerekli.

Müzikal anlamda bu albümde, Meliora’da olduğu gibi klavye kullanımından kısan grup onun yerine korolar, yükselen riffler ve synth-heavy, saksafon gibi yeni müzikal materyallerle bizi buluşturuyor. Agresiflikten diğer albümlere göre daha uzak daha melodik, herkese hitap edebilecek bir albüm.

Albüm Ashes isimli klasik bir korku filmi klişesi olan çocuk korosunun söylediği bir açılış ile başlıyor. Daha önceden de söylediğimiz gibi pek çok korku filmi klişesini albümlerinde ve görsellerinde kullanan Ghost, bu albümde de bunu iyi bir şekilde başarmış durumda.

Sonrasında albümün bel kemiğini oluşturan 3 şarkıdan biri olan Rats ile devam ediyoruz. Grubun albümde istediğini tam olarak verebildiği şarkılardan biri Rats. Şarkının gitar solosu diğer albümlerdeki Ghost sololarına yakın olduğundan eski albümlerdeki şarkılara benzer bir tat bırakıyor.

Rats’dan sonra ise tabiri caizse albümün ağır abisi ve ikinci bel kemiği Faith sahneye çıkıyor. Parçanın en fazla dini ögeye referans olması şarkının sözlerini daha ilgi çekici hale getirmiş. Şeytanın veba salgınında ölenleri izlemesi gibi pek çok gönderme bulunduran parça albümün konseptine tam oturmuş şekilde karşımıza çıkıyor.

See The Light ile geçmişte olan dava sürecine atıfta bulunan bir Cardinal mevcut. Daha kişisel bir şarkı olarak karşımıza çıkan bu yavaş şarkı albümdeki en düşük tempolu şarkılardan biri. Dinleyip güç almak için ise ideal bir şarkı. Zira şarkı kendinizi görebileceğiniz ya da Cardinal ile empati yapmanızı sağlıyor.

Albüm enstrümental olarak ise çıtayı aşmış durumda. Albümün en sağlam şarkılarından biri olan Miasma tek kelime ile mükemmel. Albümün üçüncü bel kemiği olan parçada bulunan üst düzey klavye kullanımının yanı sıra saksafon bölümü de insanı baştan çıkarıyor.

Miasma’nın arkasından ise albümün en pop şarkısı Dance Macabre geliyor. Parçanın Tobias yerine Vincent Pontare ve Salem Al Fakir isimli iki kişi tarafından yazılması da buna sebep olmuş olabilir tabii. Diğer şarkılara göre daha zayıf bir şarkı olsa da akılda kalıcı bir nakarata sahip. Çok dinlenince sıkabilecek ancak eğlendirebilecek bir şarkı.

Albümün en zayıf şarkısı ise Pro Memoria. Keman kullanımı dışında şarkıda kayda değer hiçbir öge bulunmuyor. Parçanın yavaşlığı ise zayıflığına zayıflık katıyor. Klavyenin öne çıkışı dışında bir artısı yok.

Albümün kapanış bölümü için ise kalan üç şarkıyı aynı paragrafa almak istiyorum. Witch Image, Helvetesfonster ve Life Eternal ayrılmaksızın albümün bitişini hazırlayan üç şarkı. Ghost şarkısı olarak hissettirmeseler de albümde sırıtmıyorlar.

Albüm hakkında son görüşlerim ise Meliora’dan sonra daha genele hitap eden ancak özlerinden hiç kopmayan bir Ghost gördüğümüz. Konseptten çok fazla sapmadan, her parçada az çok konsepte bağlanan bir konsept albüm. Miasma, Faith ve Rats ise albümün amiral gemileri konumunda. Albüm Ghost’tan bekleneni veremese de bize pek çok farklı lezzet sunarak işini çok iyi yapıyor.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
11

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here