Sanat ve felsefe alanlarında olduğu gibi edebiyat alanında da oldukça yerel bir kültüre sahip olan Japonya’da, korku ve yaygın inanç sistemlerinden biri olan Japon Budizm’ini kaynak alarak şekillenmiştir. Buna bağlı olarak Japon Budizm’i, Japon sinemasını Batı sineması karşısında farklı kılacak bir öge olarak karşımıza çıkmaktadır. Japon korku sinemasının kült yapımları arasında yer alan Onibaba ve Kuroneko filmlerinde Kaneto Shindo, geleneksel korku ögelerini kullanırken kadını bir alt kültür olarak değil toplumdaki konumuna eleştirel bir vurgu yapacak şekilde işlemiştir. Kuroneko filminde fantastik bir hikâyenin gerçekçi bir perspektif ile işlendiği tespit edilmiştir.

Orta Doğu ülkelerinde korku denildiğinde akla cinler, işlenen günahlar; Avrupa ve Amerika’da hortlaklar, felaket dolu dünyalar; Japonya’da ise ruhlar ve cehennem gelir. Aslında cin ve ruh gibi varlıklara duyulan korku duygusunda insanın korktuğu şey göremediği bir varlığın olması ihtimali değil, kontrol edemediği bir varlığın olması fikridir.

Kuroneko, Kaneto Shindo‘nun yönettiği ve doğaüstü bir halk masalının bir uyarlaması olan 1968 siyah beyaz bir Japon korku filmi. Kariyeri boyunca pek çok farklı türde film üreten Shindo, filmlerinde başrol olarak aynı zamanda eşi olan Nobuko Otawa ile çalışmıştır. Onibaba (1964) gibi bir korku klasiğini çeken Shindo yine kolları sıvayarak ataerkil toplum içindeki kadının çaresizliğini ve ‘cadılaşmaya’ dönüşünü acımasızca eleştiriyor.

Filmin içine biraz girersek, filmde kedi; Koruluğun Kara Kedisi filminin orijinal adı Yabu-no-Naka-no-Kuroneko olsa da ondan kısaca Kuroneko/Kara Kedi olarak bahsedilir.
Gintoki, derebeylerin savaşı için askere alınmıştır. Dönmeyi beklerken, annesi Yone ve karısı Shige, oradan geçen bir grup samuray tarafından tecavüze uğrar ve katledilir. Samurayların tecavüz edip, öldürdüğü ve intikam için geri dönen iki kadın şeklinde çıkar karşımıza. Bir kedinin ölü bedenlerini yalamasıyla Yone ile Shige, şeytan ile bir anlaşma yapmış olarak karşımıza çıkar. Kuroneko yani Black Cat, bu iki kadının intikam almaları için onlara el pardon pati vermiştir. Bir kedi gibi 9 canlı, çevik, kurnaz ve esnek olurlar. Kadınları kedilere benzeten düşünce bu filmde karşılığını bulur. Ruhlar, intikam dürtüsüyle oğullarına ve kocalarına duydukları aşk arasında trajik bir ikilemde kalırlar.

İnsanları bir elin parmaklarını sayısını geçmeyecek kadar korku filmi etkilemiştir bunlardan biri de izleyen için Yabu No Naka No Kuroneko. Normal korku filmlerinden farklı yönleri var. Etkileme açısı korku yönünden değil içerdiği sağlam trajedi açısından.

Korku sineması türü itibariyle bütün değişimlerin, toplumdaki değişimlerin, yeni akımların, ekonomik krizlerin, savaşların ve politik liberalizmin neden olduğu kaygı, gerilim ve korkuların kendine çıkış yolu bulduğu yer olarak tanımlanabilmektedir.

Japon toplumunda kadının konumu tarihsel süreçte pek çok kez değişmiş olsa da her zaman “anne” olması onun hayatının önceliği sayılmış, diğer vasıflarıysa arka plana itilmiştir. Japon kadını belli bir döneme kadar kültür içinde erkeğe bağımlı bir birey olarak varlığını sürdürmüş, Batılılaşma döneminde ise özgürlüğünü kazanmaya başlamıştır. Japon sinemasının ilk yıllarında kadın, geleneksel kültür içerisindeki rolü gereği filmlerde rol alamamış olsa da kimi feminist yönetmenler sayesinde sanat alanında aktif rol almaya başlamıştır.

Kaneto Shindo, filmlerinde kadını bir korku unsuru olarak değil, onun intikamını haklı çıkartacak şekilde işlemiş, hikâyelerinde erkeğin kadına yaşattığı zulmü gözler önüne sererek aslında korkunç olanın intikam almak için yaşayanlar dünyasına dönen kadının ruhu değil, her hâlükarda şiddete ve yıkıma sebebiyet veren erkek olduğunu vurgulamıştır.

 

Kaynakça: 1,

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here