Asırlardır varlığını sürdüren Antik Yunan mitolojisi, içerisinde oldukça enteresan hikâyeler barındırıyor. Tanrıların bitmeyen savaşları, aşkları, kıskançlıkları ve sürekli devam eden güç mücadeleleri her zaman ilgi çekmeyi başarmıştır. Açıkçası sözde her şeyi elinde bulunduran bu üstün yaratıkların bunca sorunla boğuşuyor olması bir hayli tuhaf. Ama emsalsiz gücün ve bir parça hırsın bulunduğu her yerde, yaşanan bütün o sıra dışı olaylar normal görünüyor. Çünkü tabiatın gereği bu. Hem yalnızca birbirleriyle değil insanlarla da pek çok yakın ilişki içerisinde bulundu tanrılar. Fakat maalesef ki bunlar iyi sayılabilecek, hoş ilişkiler değildi. Çok güçlü ve neredeyse yenilmez olmalarına rağmen insanlar tarafından zarar görmekten kurtulamadılar. İşte tam da burada talihsiz tanrıça Khione’den bahsetmek gerekiyor.

O, Kallirhoe ile Nil Nehri tanrısının kızı ve ilk titan Okeanos’un torunu. Bütün Yunan tanrıçaları gibi çok güzel ve uzun siyah saçlara, bembeyaz ipeksi bir tene, bakışlarıyla titreten mavi gözlere sahip. Genelde bencil ve kibirli olmasıyla tanınır. Hem karakter özelliği hem de vücut ısısı bakımından oldukça soğuktur. Rivayete göre ona beş adım kadar yaklaşıldığında bu soğukluk tam anlamıyla hissedilebiliyordu. Khione, tanrıları kıskanır ve babasını devirerek “Kuzey Rüzgarı Tanrıçası” olmak ister. Kardeşleri Zethes ile Calais’ten hiç hoşlanmaz. Hatta Olimpos tahtına bile göz diktiği söylenir. Çünkü onun düşüncesine göre kendisi de 12 Olimposlu Tanrı kadar değerlidir.

Khione’yi umutsuzca seven sayısız erkek bulunmasına rağmen o, gücün ve güçlü olanın peşindedir. Çapkın tanrı Poseidon’a aşık olur ve bu ilişkisinden dünyaya gelen çocuğu Eumolpos’u doğar doğmaz denize atar. Fakat Poseidon bu çocuğu kurtararak sahip çıkar ona. Ardından, yetiştirmesi için Amphitrite’ye teslim eder. Yaşamının ilk dakikalarında öldürülmek istenen Eumolpos, son derece iyi bir eğitim alacak ve ileride Herakles’in öğretmeni olacaktır.

Poseidon

Khinone, hikâyenin bu kısmına kadar kötü kalpli, çıkarcı ve kendisinden başka kimseyi düşünmeyen birisi olarak görünüyor. Ama durum tam olarak öyle değil. Evet, yaptığı çok büyük hatalar var fakat yaşadığı trajediyle bunun bedelini fazlasıyla ödemiş güzel tanrıça. Anlatalım…

Khione bir gün gezintiye çıktığı sırada bir çiftçiyle karşılaşır. Çiftçi görür görmez etkilenir onun eşsiz çekiciliğinden. Durumu hemen fark eden tanrıça kaçmaya çalışsa da başarılı olamaz ve ne yazık ki çiftçi tarafından tecavüze uğrar. Kendisini çok kötü hissediyor, yaşadığı acıya katlanamıyordur. Olayı öğrenen baş tanrı Zeus çok üzülür. Haberci tanrı Hermes’i yanına çağırır ve Khione’nin daha fazla zarar görmemesi, azabının dinmesi için onu bulutlara çıkarmasını söyler. Ardından da bir buluta dönüştürür bu acılı tanrıçayı.

Khione ismi Rumca’da “kar” anlamına geliyor. Bu nedenle kendisinden “Kar Tanrıçası” olarak bahsedilir mitolojide. Rivayet odur ki Khione her kızdığında, her öfkelendiğinde veya her üzüldüğünde kar yağarmış. Çünkü sonsuza kadar düşman olduğu çiftçilerden ancak bu şekilde alabilirmiş intikamını. Kar, çiftçilerin hasatına zarar vererek tek geçim kaynaklarını elinden alır. İşte güzel tanrıça ancak böyle hafifletebiliyormuş acısını.

Kaynak: 1,2,3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here