Elvis Presley, 8 Ocak 1935’te Mississippi’nin Tupelo kasabasında dünyaya geldi. Aslında bir ikizi vardı fakat doğumdan 6 saat sonra hayatını kaybetmişti. Annesi bu olay üstüne Elvis’in çok güçlü olacağına çünkü kardeşinin gücünü de aldığına inandı. Ailesinin maddi durumu oldukça kötüydü. Annesi Gladys Love Presley dikiş makinesi operatörlüğü, babası Vernon Elvis Presley ise tarlalarda çalışıp zaman zaman da kamyon şoförlüğü yapıyordu. Babası çok konuşmayan, somurtkan ve sorumluluklarından kaçmaya çalışan bir insandı. Annesi Gladys ise hayat dolu, cesur ve konuşkandı. Elvis’e tapıyordu, ikisinin arasındaki ilişki babasıyla Elvis arasındaki ilişkiden daha iyiydi.

1938’de babası sadece 8 dolarlık bir borç yüzünden sahtekârlık yaptığı gerekçesiyle tutuklanmıştı. Elvis Presley ve annesi zor bir süreç geçirdiler. Bu süreçte borçlarla baş edemeyen annesi oturdukları 2 odalı evi kaybetti. 3 yaşındaki Elvis ile beraber doğu Tupelo’ya akrabalarının yanına taşınmak zorunda kaldılar. Elvis 1941’de okula başladı. 1943’te babası hapisten çıktı ve Memphis’e yerleşip iş buldu. Yalnızca hafta sonları ailesini görmeye gelebiliyordu.

Elvis bu yıllarda içe kapanık ve sessiz bir öğrenciydi ama öğretmenleri tarafından sevilirdi. Annesine çok düşkündü. 10 yaşına geldiğinde Mississippi’de yapılan “genç yetenekler yarışması“na katıldı. Henüz boyu mikrofona yetmediği için bir iskemleye çıkarak şarkısını söyleyen Elvis yarışmanın 2.’si oldu. Elvis 1946’da doğum gününde anne ve babasından bisiklet istemişti ama bisiklete parası yetmeyen Gladys ona 13 dolara gitar almıştı. Belki onu çok seven annesi yoksulluktan değil yeteneğinin farkında olduğu ve ona kendini keşfettirmek istediği için gitar hediye etmişti; ya da belki gitarı hediye ettikten sonraki tek düşüncesi bisikleti alamadığı için oğlunun üzüntüsünü bastırmaya yetip yetmeyeceğiydi. Her ne olursa olsun  Elvis’in Rock’n Roll Kralı olma yolunda muhtemelen en büyük adımı atmasını sağlamıştı. Oğlunun yetenekli olduğunu düşündüyse bile, hayatı yoksulluğun sınırında yaşamış biri olarak, dünyanın en iyi müzisyenlerinden biri olacağını büyük ihtimalle hayal bile edemedi. 1948’de Memphis’e babasının yanına taşındılar ve gitarıyla ilk performansını okulundan ayrılmadan önce arkadaşlarına veda etmek için “Leaf on a Tree” şarkısıyla yaptı.

Aile Memphis’te de maddi açıdan zor günler geçiriyordu. Elvis, Humes High School’a başlamıştı ve birkaç arkadaşıyla kurduğu grupta şarkı söylüyordu. O zamanki komşularından biri Elvis’in her yere gitarıyla gittiğini söylemiş.

Daha sonra, girdiği lisenin yetenek yarışmasında 1. oldu ve müziğine duyduğu güveni arttı. Memphis’in geleneksel blues müziğinden ve annesiyle sık sık gittiği için kilisedeki gospel korosundan çok etkileniyordu. Boş zamanlarını kentin Afrika kökenli Amerikalıların yaşadığı Beale Caddesinde geçiriyordu. Arada bir buradaki barlarda sahne alıyordu. Hatta söylentilere göre bu caddedeki siyahilerin barlarında sahne alabilen tek beyaz Elvis’ti.

1953’te liseden mezun oldu ve Parker Machinists Shop’ta işe girdi. Mesaisi bittikten sonra ise babasının yanına gidip Crown Electiric Company’de kamyon şoförlüğü yapıyordu. Daha sonraları imzası haline gelecek favorilerini buradaki kamyon şoförlerine uyum sağlamak için uzatmıştı. Şoförlere sık sık şarkılar söylüyor, dikkat çekici ve parlak kıyafetler giyiyordu. Tarzına o zamanlardan dikkat etmeye başlamıştı. 18 yaşına basınca hemen Memphis’teki tek plak şirketi olan Sun Studios’a gitmiş, 3-4 dolar gibi bir ücret ödeyerek “My Happiness” ve “That’s When Your Heartaches Begin” olan dönemin sevilen iki şarkısını okuyup demo kasetini doğum günü hediyesi olarak annesine verdi. Zaman zaman bu stüdyoda şarkılar söylemeye devam etti. 1954’te Sun Studios’un bağlı olduğu plak şirketi Sun Records’un sahibi Sam Phillips, Elvis’in kayıtlarını dinledi. Tam da bu dönemler yalnızca siyahilere kayıt yaptığı için, siyahiler gibi şarkı söyleyebilen bir beyaz arıyordu ve Elvis Presley’nin sesinden çok etkilenmişti. Aynı yıl Gitarda Scotty Moore, bas gitarda Bill Black ile birlikte ilk üçlü stüdyo kaydını yaptı. Şarkıların isimleri “That’s All Right” ve “Blue Moon of Kentucky” idi; country ve blues tarzında hareketli rock’n roll parçalardı. Bir süre sonra Sun Records ile yaptığı kontrat RCA Record’a satıldı ve yavaş yavaş kariyer basamaklarını tırmanmaya başladı. Bu sıralarda çıkardıkları 5 single gençlerin ilgisini çekerek müzik listelerinde ilk 10’a girmeyi başarmıştı. Bu 5 single içinde en çok ilgi çeken parça ise “I Forgot to Remember to Forget“ti ve Country listelerine 1 numaradan girmişti.

Başlarda Kilise tarafından tarzı hoş karşılanmadı ve ailelere çocuklarını isyankârlığa teşvik edeceği gerekçesiyle Elvis Presley dinletilmemesi gerektiği bile söylendi. Hatta dönemin FBI başkanı tarafından ‘Rock’n Roll’un komünizmden daha büyük bela olduğu‘ gibi açıklamalar yapıldı ama Elvis Presley’nin tarzından hiçbir zaman ödün vermemesi ve müziğine bağlılığını göstermesiyle zamanla birçok aile de onun müziğini dinlemeye başladı. İşte Rock’n Roll Kralı’nın ünlü olmadan önceki hayatı böyleydi. Bundan sonra şöhret basamaklarını hızla tırmanmaya devam etti fakat hiçbir zaman çocukluğunda yaşadığı sıkıntıları unutmadı. Servetinin yarısını hayır işlerine ayırdığı ve birçok insanın borcunu kapattığı bilinir.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here