1. Woody Allen

Listemizin en başındaki isim olmayı sonuna kadar hak eden Woody Allen, son dönemde yönetmenliği ile ön planda olsa da oyunculuk sayfasını da tam olarak kapatmamıştır. 1935 yılında doğan sinema dehası, oyunculuk ve yönetmenliğin yanında yazarlık, müzisyenlik gibi alanlarda da kendini göstererek sanatın her dalında aktif olabileceğini sevenlerine kanıtlamıştır. Yazdığı ilk senaryo What’s New Pussycat adıyla sinemaseverlerle buluşmuş, adını duyurması ise yazıp başrolünde oynadığı Take the Money and Run film ile gerçekleşmiştir. 1977 yılında izleyenlere sunulan Annie Hall ise Allen’ın kariyerinde bir dönüm noktası olmuş, gelecekteki kariyerinin köşe taşlarından birini oluşturan film, bolca ödül toplayarak başarısını perçinlemiştir. Allen’ın kendine has sinema dilini görmek isteyenler için Manhattan Murder Mystery, Midnight in Paris, The Purple Rose of Cairo, Cafe Society ve daha pek çok film seçeneğine sahibiz.

2. Clint Eastwood

Akademi Ödüllü oyuncu ve yönetmen Clint Eastwood, 1959 yılında yayınlanmaya başlayan Rawhide dizisindeki rolü ile adını duyurmaya başlamıştır. Oyunculuk kariyerinden önce yüzme öğretmenliğinden keresteciliğe apayrı işlerde çalışan Eastwood’un Western türünün en tanınmış isimlerinden Sergio Leone ile birlikte çalışması ise başarılı kariyerinin en büyük adımı olmuştur. Özellikle Spagetti Western filmlerinden olan The Good The Bad And The Ugly, Eastwood’un dünya çapında ünlenmesini sağlamıştır. Ardından Play Misty For Me, The Beguiled, Dirty Harry gibi pek çok yapımda gördüğümüz Eastwood oyuncu olarak kariyerini sürdürmüştür. 1992 yılında yönetmenliğini üstlenmenin yanında başrolünde de bulunduğu Unforgiven ile iki alandaki yeteneğini aynı filmde ispatlamayı başarmıştır. Oyunculuk ve yönetmenlik kariyerinde pek çok başarı sağlayan Eastwood’a ait Million Dollar Baby, Changeling, Gran Torino, Mystic River gibi muhteşem filmlerin başarısı tesadüfi olamaz herhalde.

3. Ben Affleck

Amerikalı aktörün kameralar ile tanışması The Voyage of The Mimi adlı belgesel ile olmuş. Matt Damon ile tanışmasının ardından birlikte yazdıkları Good Will Hunting’te aynı zamanda oynamış ve bu filmle En İyi Senaryo dalında Akademi Ödülü’nü de kazanmıştır. İlk yönetmenlik deneyimini 2007 yılında Gone Baby Gone adlı filmle yaparak dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Ardından Argo ve The Town ile başarısını sürdürmüştür. 2016 yılında Batman karakterini canlandırması ile tekrardan ismi gündem olan Afflect’in oyuncu olarak yer aldığı Gone Girl, He’s Just Not That Into You, Hollywoodland gibi ses getiren işleri bu alanda da ona izleyenlerin takdirini kazandırmıştır.

4. Jodie Foster

Asıl ismi Alicia Christian Foster olan ünlü oyuncu, ilk olarak reklam filmleri ile kamera karşısına geçti. Napoleon And Samanta adlı filmle 1972 yılında beyaz perdede izleyici ile buluşan Foster, Taxi Driver ile oyunculuğunu farklı bir noktaya taşıdı. Robert De Niro ve Martin Scorsese gibi isimlerle çalışma fırsatı bulduktan sonra The Accused, Candleshoe gibi filmlerle ara vermeden kariyerini sürdürdü. Asıl yükselişini ise Anthony Hopkins ile başrolleri paylaştığı The Silence Of The Lams adlı film ile yaptı. 1991 yılını kasıp kavuran film, Foster’a En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandırdı. Panic Room, Inside Man, Nim’s Island gibi daha pek çok filmde izlediğimiz Oscarlı oyuncunun yönetmenlik tecrübelerini ise Home For The Holidays, The Beaver, Money Monster ve Little Man Tate filmleri ile görebiliriz. Bunun yanında Black Mirror, Orange Is The New Black, House Of Cards , Tales From The Dark Side isimli tv dizilerindeki birkaç bölüm Foster’ın perspektifinden izleyenlere sunulmuştur.

5. Mel Gibson

Mel Columcille Gerard Gibson, New South Wales Üniversitesi drama bölümünü okumaya başlayarak beyaz perde yolculuğunun temellerini attı. The Sullivans adlı tv dizisi peşinden Summer City adlı film ile ilk oyunculuk tecrübelerini kazanan Gibson bir dönem oyunculuğunu tiyatro sahnesinde sürdürdü. 1979 yılında çekilen Mad Max 4 filmlik bir seri halini aldı ve Mel Gibson adını geniş kitlelerin duymasını sağlamış oldu. Sinemadaki aksiyon yolculuğunu sürdüren Gibson, Lethal Weapon serisinde de oldukça başarılı bir oyunculuk performansı göstererek bu alandaki yerini tescilledi. Yine bir aksiyon yapımı olan Braveheart’ta ise hem yönetmenlik hem oyunculuk performansı ile göz doldurdu. Blood Father, Get The Gringo ve daha pek çok filmde oyuncu olarak izleyebileceğimiz Gibson’ın aynı zamanda The Man Without a Face, Apocalypto ve Hacksaw Ridge adlı filmlerde de yönetmenlik alanındaki yeteneğini görme şansına sahibiz.

6. Charlie Chaplin

Siyah beyaz film denince akla ilk gelen isim Charlie Chaplin, elbette ki listemizin en başarılı üyesi olacaktır. Küçüklüğünden beri ailevi problemlerle uğraşan Chaplin’in etkili kariyerini bu yaşantısı çokça beslemiştir. Charlie Chaplin 5 yaşında ilk kez sahnelerle buluşmuş, yaşamına 89 filmde oyuncu ve 72 filmde yönetmenlik sığdırmıştır. 1914 yılında Making a Living adlı film ile sinema yaşamına başlayan Chaplin ardından The Kid, The Golden Rush, City Lights, Modern Times ile izleyicisinin gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Bıyığı, bastonu, şapkası ve yürüyüşleri ile akıllara kazınan Şarlo karakteri ile sessiz sinemada fırtınalar estirmiştir. Sinemanın her alanında başarı gösteren isim, Caught In The Rain adlı filmde başrol oynamasının yanında ilk yönetmenlik deneyimini de gerçekleştirmiştir. Bunun yanında The Great Dictator, A Dog’s Life ve daha pek çok ses getiren filmin de oyunculuğu yanında yönetmenliğini de yapmıştır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here