Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

Pol Pot, asıl adı ile Saloth Sar, 19 Mayıs 1925 yılında o zamanlar Fransa sınırları içinde bulunan Kompong Thom şehrinde dünyaya geldi. Pol Pot, genç yaşından itibaren siyaset konusuna oldukça ilgiliydi. Zaten ülkenin içinde bulunduğu siyasi durum gençleri bir taraf tutmaya zorluyordu. Pol Pot, tercihini komünizmden yana kullandı. 1949 yılında Radyo Mühendisliği okuduğu Paris’ten, 1953 yılında mezun olarak Kamboçya’ya döndü ve burada öğretmenlik yapmaya başladı. Bu sırada ise Maocu adındaki gerilla örgütünde aktif rol oynuyordu. Pol Pot’un önderliğindeki, sayıları 100.000’i aşan gerilla ordusu, kendilerine has kıyafetleriyle halkın arasına girmeye başlamıştı.

Bu sırada ise Kamboçya’da yaşanan ihtilal sebebiyle kral sürgün edilmiş ve başa general Lon Nol getirilmişti. Kendilerine Khmer Rouge (Kızıl Kmerler)  adını veren Maocu örgüt, bunu fırsat bilerek askeri idareye baş kaldırdı ve bu baş kaldırı Kızıl Kmerlerin zaferiyle sonuçlandı. Böylelikle devletin başkanlığına örgütün lideri Pol Pot getirildi.

Kızıl Khemerler, Phnom Penh kentine girdiğinde uzun süredir savaş halinde olan halk, huzura kavuştukları düşüncesiyle Kızıl Kmerleri alkışlıyordu. Fakat başına gelebilecekleri tahmin bile edemezlerdi. Halk yeni başkanları Pol Pot’u tanımıyordu ancak iyi bir başkan olabileceğine inanıyorlardı. Pol Pot’un en önemli amacı Kamboçya’yı ütopik bir tarım ülkesi haline getirmekti. Çünkü ona göre çiftçilikten başka hiçbir meslek kabul edilemezdi.

 

Tüm halkına, hiçbir malını almadan şehrin dışındaki tarlalara gitmelerini emretti. Gerekçe olarak Amerika’nın bombardıman yapacağını gösterilince zengin fakir herkes şehrin dışındaki tarlalara yürüdü.

Pol Pot’un asıl amacı tarlaya gelindiğinde anlaşıldı. Amerikan bombardımanı olmayacaktı. Gelmelerinin tek sebebi Pol Pot’un hastalıklı düşünceleriydi. Tüm yaşantısı boyunca modern hayatın, paranın ve eğitimin zararlı olduğuna inanan Pot, Kamboçya’da sıfır yılını başlatacaktı. Tüm halk şehrin dışındaki tarlalardayken o tüm hastaneleri, eğitim veren binaları, tiyatroları, tapınakları bombalayarak yerle bir ediyordu. Çiftçilik dışında her mesleği, paranın kullanılmasını, ibadet etmeyi, gazeteleri, dergileri, kalemi, kitabı her şeyi yasaklıyordu. Doktorları, avukatları, sanatçıları, öğretmenleri, yazarları, din adamlarını, diplomatları tutuklattırıyor işkence odalarına çevirdiği binalarda işkence ederek ölmelerine sebep oluyordu.

Ayrıca öldürdükleri kişilerin çocuklarını ileride ondan intikam almamaları ve rejime karşı gelmemeleri için ağaç gövdelerinde kafalarına vurdurarak öldürtüyordu. (Ona göre silah ile öldürmek tamamen mermi israfiydı.) Şehrin giriş çıkışlarına ve yasaklı bölgelere mayınlar döşeniyordu. Halk zorla kırsal bölgelerde çiftçilik yapmaya zorlanıyordu.

Artık halk düşünmekten korktuğu için beynini kullanamaz hale gelmişti. Çünkü düşünürse, içinde bulunduğu durumu sorgularsa ve bunu belli ederse Pol Pot rejimi tarafından öldürüleceğini biliyorlardı. Bu yüzden ne emredilirse onu yapıyorlardı.

Kamboçya’da böyle bir insanlık ayıbı yaşanırken tüm dünya üç maymunu oynuyordu. Üstelik Birleşmiş Milletler o yıllarda düzenlediği ve Kamboçya’nın da katıldığı toplantıda başkan Pol Pot’a bu konuyla ilgili tek bir şey söylemedi. Çığlıklara cevap veren tek ülke, daha yeni Vietnam savaşından çıkmış ve ağır hasarlar almış Vietnam oldu. 1979’da ülkeye girerek Kızıl Kmerleri kısa sürede yenilgiye uğrattı. Şehir eski haline döndürüldü, yeniden eğitim verilmeye başlandı, meslekler serbestleşti, para kullanılabilir hale geldi, hastaneler ve tapınaklar açıldı. Ancak düzeltilemeyen bir şeyler vardı: Düşünmeye ve sorgulamaya korkan koca bir halk ve Kamboçya’ya sinmiş kan kokusu.

Pol Pot ve örgütün diğer liderleri Çin’e ve Tayland’a kaçarak hiç ara vermeden Kızıl Kmerler hareketine devam etti. Ayrıca İngiltere tarafından eğitilerek tekrardan Kamboçya’yı ele geçirmeleri destekleniyordu. Tayland’da olduğu bilinen Pol Pot, hükümet tarafından iç işlerine karışmamak gerekçesiyle tutuklanmadı. Ancak ABD Bill Clinton’ın emri ile derhal Pot’u yakalatma emri çıkardı.

Killing-Fields

1997 yılında Pol Pot, Kızıl Kmerler ile birlikte Kamboçya’nın başkentini ele geçirmeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Bu girişimde tutuklanarak 35 yıl ev hapsine mahkum edildi. 15 Nisan 1998 yılında ise kalp krizi geçirerek öldü. Bazı iddialar ise uzun süredir sıtma ile uğraşan Pot’un daha fazla dayanamayarak ilaçlarla intihar ettiği yönündedir.

Ölümünden birkaç ay önce Amerikan basını tarafından evinde yapılan bir röportajında: ”Milyonlarca kişinin öldüğü açıklamasının abartılı olduğunu, vicdanen rahat olduğunu ve bunları tek başına yapmadığını” söyledi. Oysaki ölüm tarlalarında, Tuol Sleng hapishanesindeki bir metrelik hücre odalarında, çocukların öldürüldüğü ağaç altlarında, toplu mezarlarda ve en önemlisi bugün hale suratlarında korkuyu taşıyan insanlarda yapılan insanlık ayıbı açıkça görülüyor.

Günümüzde S-11 hapishanesi müze haline getirilmiştir. Ölüm tarlalarında yapılan kazılarda bulunan 9000 kafa tası Choeunug Ek müzesinde sergilenmektedir. Kimliği belirsiz olarak onlarca kişinin gömüldüğü toplu mezarlarda ölenler anılarak dua edilmektedir.

İzlenebilecek belgesel önerisi:

KAYNAKÇA:1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9,10, 11

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here