Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
263

“Kendimden başka hiçbir eksiğim yok.”

Franz Kafka, hiç şüphesiz edebiyat tarihine damgasını vurmuş çok büyük bir isimdir. Onun büyük bir heyecan ve keyifle okuduğumuz eserlerinde ise yalnızlık ve hüzün temalarını yoğun bir şekilde hissediyoruz. Yaşamı boyunca kendisini dünyadan soyutlayan ve kalabalıklar içinde yalnız bir birey olan Kafka, bu yalnızlığını eserlerinin ana kaynağı olarak görüyordu. Aynı zamanda Kafka için edebiyat; var olmanın, kendini var etmenin ve mücadele etmenin bir yolu, bir sembolüydü. Kendini “güçsüz” ve “hayatın olağan akışının dışında” olarak gördüğü bu yaşamında yazarak güç buluyordu.

1883 yılında Prag’da dünyaya gelen küçük Franz için zorluklar daha o zamanlarda başlamıştı. Almanca konuşan Yahudi bir ailenin çocuğu olan Kafka; Almanca konuştuğu için Çekler tarafından, Yahudi olduğu için ise Almanlar tarafından dışlanıyordu. Bunun yanında iki erkek kardeşi küçük yaşlarda ölmüş ve üç kız kardeşini de Nazi zulmünde kaybetmişti.

Kafka’nın yaşadığı bu zorlu hayatın en büyük pay sahibi ise hiç şüphesiz ki gaddar ve sert bir figür olarak gördüğü babasıydı. Bu adam, çocukluğu boyunca Kafka üzerinde mutlak bir baskı kurarak onu adeta edilgen bir hale soktu. Annesi de ne yazık ki bu durumu kabullenmişti ve elinden hiçbir şey gelmiyordu. Bütün bu psikolojik baskıların yanında fiziksel olarak da çok güçlü bir adam olan babası Hermann Kafka, çelimsiz ve zayıf olan Franz için korkutucu bir figürdü.

“Asker selamı vermeyi ve asker gibi yürümeyi becerdiğim zaman desteklerdin beni, ama ben geleceğin askeri değildim ya da iştahla yemek yiyebildiğim, hatta yanı sıra bir bira da içebildiğim zaman desteklerdin ya da anlamadığım şarkıları tekrar edebildiğim veya senin en sevdiğin lafları senin peşinden geveleyebildiğim zaman, ama bunların hiçbiri benim geleceğimin bir parçası değildi. Ve aslında bugün bile, herhangi bir konuda, ucu ancak sana da dokunuyorsa, zedelediğim veya benim şahsında zedelenen (Örneğin Pepa beni azarladığı zaman) senin onurunsa destekliyorsun beni. O zaman destekleniyorum, bana değerim hatırlatılıyor, yapmaya hakkım olan hamlelere dikkatim çekiliyor ve Pepa mutlak bir biçimde mahkum ediliyor. Ama şimdiki yaşımda artık desteğine neredeyse hiç ihtiyaç duymadığımı bir kenara bıraksak bile, ancak öncelikle söz konusu olan ben değilsem, gelen desteğin bana ne faydası olacak?” *

Kafka’nın kişiliğini etkileyen en büyük faktör olan babası, eserlerinin de bir numaralı unsuruydu. “Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerinden uyandığında kendini yatağında kocaman bir böceğe dönüşmüş olarak buldu.” cümlesiyle tanıdığımız Dönüşüm, bu eserlerin en büyük örneği olarak verilebilir. Bu eserinde Kafka; babasının gaddarlığını, toplumsal ve ailesel baskı altında ezilen ve bu duruma tepkisini böceğe dönüşerek gösteren Gregor Samsa üzerinden anlatır. Bununla birlikte ise Kafka’nın babasına karşı duygularını tüm çıplaklığı ile yazıya döktüğü fakat babasına hiçbir zaman göndermediği “Babaya Mektuplar” adlı eseri de bu ikili ilişkinin gerçek yüzünü yansıtır.

kafka dönüşüm karikatür ile ilgili görsel sonucu

Kafka’nın yalnızlığını diğer eserlerinde de görmemiz mümkün. “Dava” adlı kitabında bir sabah uyandığında kendini tutuklamaya gelen memurları gören Josef K, büyük bir şokla karşılaşır. Tıpkı Gregor Samsa gibi ev-iş arasında gidip gelen çalışkan bir insan olan Josef K, bu suçlamalara anlam veremez ve durumunu sorgular. Fakat bu sorgulamalarından da sonuç alamadığı gibi kendini insanlara da anlatamaz. Bununla birlikte kendini anlam veremediği devlet işlerinin arasında kaybolmuş halde bulur.

Kendisi öldükten sonra yayınlanan kitabı olma özelliğini taşıyan “Şato“da ise; bir okula hademe olarak atanan K., terfi edebilmek için Dava‘da olduğu gibi bürokrasiye karşı bir savaş verir. Ulaşmaya çalıştığı kişilere bir türlü ulaşamaz ve hep bir sürü engelle karşılaşır. Bu yoğun bürokrasiyi ise şato simgesiyle tasvir eder.

Kafka’nın bir diğer şanssız olduğu konu ise aşktı. Önce 1912 yılında Felice Bauer ile tanışıp nişanlandı. Fakat 1919’a kadar üç kez ayrılmaları ile sonuçlanan bu ilişkiyi hastalığını gerekçe göstererek bitirmişti. Asıl sebep ise içinde bulunduğu yalnızlığına duyduğu bağımlılıktı. Bunun yanında ise edebiyat tarihine geçen aşkı Milena ile yaşadıkları, hepimizin aşina olduğu bir hikaye. Tanıştıklarında evli olan Milena’ya karşı her geçen gün bağımlı hale gelen Kafka, mektuplaşmaları ilk başlarda kendisini hayata bağlasa da ilerleyen zamanlarda bu aşkın imkansızlığı yüzünden derin acılar yaşamıştı.

*Franz Kafka-Babaya Mektuplar

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
263

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here