14 Eylül 1973’te Brooklyn’de doğan Nasir Jones yani bildiğimiz ismiyle Nas, kariyerinin başında hip hop tarihine Illmatic ve It Was Written olmak üzere üst üste iki klasik albüm kazandırdı. Geçenlerde yaptığı açıklamada, adının yalnızca Illmatic ile anılmasından bıktığını söyleyen Nas pek de haksız sayılmaz. Çünkü sanatçının üst üste sekiz albümü platinum satmış fakat Illmatic yüzünden hiç biri hak ettiği değeri görememiş durumda. Illmatic’ten iki yıl sonra yayınladığı albüm It Was Written, en az Illmatic kadar sağlam bir proje ve klasik albüm statülerine sahip. Bu yazıda ise hem yeterince konuşulmadığını düşündüğüm için hem de Illmatic hakkında yazıp Nas’ı kızdırmamak için sanatçının farklı bir özelliğine değineceğim.

Müzik, varoluşundan bu yana hep edebiyat ile iç içe olmuş bir sanat dalı. Fakat resim ile hiç bu kadar iç içe oldu mu? Yanıtınız hayır ise Nas’ın diskografisini dinledikten sonra tekrar düşünün. Çünkü Nas, çoğu kaynak tarafından hip hop tarihinde hikaye anlatım tekniğini en iyi şekilde uygulayan isimlerden birisi olarak gösteriliyor. Anlattığı çarpıcı hikayeleri, kafanızdaki tuvale harika kafiyeleriyle boyayarak çiziyor ve sizi anlattığı hikayenin içine sokup anlattığı her şeye birinci gözden tanıklık etmenizi sağlayarak bir süre sonra şarkı dinlediğinizi unutmanızı sağlıyor. Gelin bu şarkıların bazılarına beraber göz atalım.

1994’te çıkan Illmatic’te bulunan “One Love”, Nas’ın albümün yıldızlar geçidi prodüktör kadrosunda bulunan ve A Tribe Called Quest’ten de tanıdığımız Q-Tip işbirliğiyle yaptığı bir şarkı. Şarkı hapisteki dostlarına dışarıda dönen olaylarları anlattığı bir mektup. Son kısmında ise mahallesinden bir çocukla konuşmasını bulunduruyor. Resim çizmekte o kadar başarılı bir sanatçı ki, çocukla olan konuşması 1998 yapımı Belly filmine adapte ediliyor.

Illmatic seviyesindeki ikinci albümü It Was Written’ın öne çıkan parçalarından “I Gave You Power” da Nas karşımıza çalıntı bir silah olarak çıkıyor. Şarkı boyu bir silahın perspektifinden konuşan Nas, sürprizi sona bırakmaya bile ihtiyaç duymadan şarkının başında bunu bizlere belli ediyor. Bizleri şaşırtmaya ihtiyaç duymuyor çünkü şarkının kafiye şeması zaten şaşırtacak seviyede.

It Was Written’da bulunan başka bir şarkı olan “Shootouts” ise, Nas ve kardeşi Jungle’ın bir polisi tuzağa düşürdüğü ve öldürdüğü bir hikaye. Şarkının ikinci kısmındaysa bir mahalle partisinin nasıl kan gölüne dönüştüğünü anlatıyor.

Hala It Was Written’dayız. “The Set Up” bu sokak hikayeleriyle dolu harika albümden başka bir şarkı. Nas’ın harika anlatımıyla, iki kadından yardım alarak aldığı bir intikamın hikayesi.

Nasty Nas’ın 1999 çıkışlı albümü I Am…’den “Undying Love”, yürekleri burkan üzücü bir hikaye. Seyahatinden evine nişanlısına evlenme teklifi etme planlarıyla dönen bir adamın, nişanlısını başka bir adamla basması ve devamında gelişen olayları anlatıyor. Çarpıcı bir sonu var.

Nas’ın 1999’da çıkardığı başka bir albüm olan Nastradamus’un “Shoot Em Up” ı, bir cinayet hikayesi. Şarkıyı ilginç kılan ise altyapısının “Carol of the Bells” isimli bir noel şarkısından samplelanmış olması ve Nas’ın şarkıdaki flowun aynısını kullanması. Bir cinayet hikayesini hiç bu kadar masum bir havada dinlememiştiniz.

2001 çıkışlı Stillmatic albümü bizlere hip hop tarihindeki en ilginç şarkılardan birini verdi. İsminden de anlaşılacağı gibi “Rewind”, Nas’ın bir hikayeyi tersten anlattığı bir şarkı. Tersten anlatırken bile sizi o ortama anında ışınlayacağına emin olabilirsiniz.

“Fetus”, 2002’de çıkan Lost Tapes’te yer alan, henüz doğmamış Nas’ın annesinin karnından bizlere anlattığı bir hikaye. Rewind ve I Gave You Power ile birlikte, Nas’ın en yaratıcı şarkılarından birisi.

Yine Lost Tapes’ten bir parça olan “Blaze a 50”, Nas’ın beraber vakit geçirdiği bir kadının, Nas’tan kocasını öldürmesini ve mirasın yarısını teklif ettiği bir hikaye. Nas’ın bu şeytani plana tepkisi ve kendi planını uygulaması şarkıda bizlere harika bir plot twist veriyor.

2004’te çıkan Street’s Disciple albümünün Sekou Story ve ardından gelen Live Now şarkılarıyla iki parçalık bir hikaye oluşturan Nas, öldürülen bir tanıdığı olan Sekou ve Nas’tan yardım isteyen eşi Scarlett’le tanıştırıyor bizi. Şarkılarda konuk sanatçı olarak gösterilen Scarlett, Nas’ın kadın alter egosu. Bu durum hip hop camiasında çok nadir görülen bir şey.

Yine Street’s Disciple’dan bir şarkı olan “Getting Married”, isminden de anlaşılabileceği gibi Nas’ın düğün gününü anlattığı bir şarkı. Sonda bizi bi şaşırtır gibi olsa da…

Nas’ın gelmiş geçmiş en iyi ressamlardan biri olduğunu kanıtlayacak daha bir çok şarkı var. Umarım bu yazıyı bitirip, yukarıdaki şarkıların görsel estetiklerine kendinizi kaptırdıktan sonra, Nas’ın sadece Illmatic’ten ibaret olmadığını daha iyi görebilirsiniz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here