Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

1593’te Roma’da dünyaya gelen Artemisia, barok bir ressam olan Orazio Gentileschi‘nin kızıdır. Annesini 12 yaşındayken kaybeder ve çocukluğunun çoğunu babasının atölyesinde geçirir. Kız çocuklarının sanat okuluna gitmesinin yasak olduğu bir dönemde büyüdüğü için ilk eğitimini babasından almıştır. Resime çok yetenekli olan Artemisia 16 yaşına geldiğinde babasıyla birlikte siparişleri hazırlayacak kadar iyi duruma gelir. 17 yaşına geldiğinde  babasının arkadaşı olan manzara ressamı Agostino Tassi‘den perspektifini geliştirmesi için ders almaya başlar. Ardından; hayatını, düşüncelerini, ruhunu, dolayısıyla da sanatçı kimliğini etkileyecek olaya kurban gider ve onun için çok zorlu bir süreç başlar. Tassi’nin tecavüzüne uğrar. Adamın Artemisia’yı bir süre şantaj yaparak ve evlilik vaadinde bulunarak kandırdığı söylenir.

Babası bir şekilde durumu öğrenir ve olayı mahkemeye taşır. O dönemde şikayetçi olunan ilk tecavüz davalarından biridir. Bu yüzden kısa bir sürede kamuda duyulur. Günümüze kadar gelen mahkeme kayıtlarına göre dava 7 ay sürmüş, heyet Artemisia’ya güvenmemiş, hatta genç kadın erkil bir zihniyetle yönetilen mahkemenin aşağılamalarına maruz kalmıştır. Bununla da kalmayan mahkeme heyeti genç kadını erkekleri baştan çıkarmakla suçlamış ve bekâret kontrolüne zorunlu kılmıştır. Suçlamalarını geri çekmediği için büyük bir baskı altında olsa da, Artemisia vazgeçmemiştir. Tassi ise o durumdaki çoğu erkek gibi suçlamaları reddetmiştir. Hatta Artemisia’nın birçok erkekle ilişkisi olduğunu söylemiş ve savunmalarını yalancı şahitlerle desteklemiştir. Davanın bir türlü sonuçlanmamasını kabullenemeyen genç kadın durumu hazmedememiş ve doğruluğunu ispat etmek için isterlerse işkence bile edebileceklerini, işkence halinde bile suçlamasından vazgeçmeyeceğini söyler. Ve evet, mahkeme bunu kabul eder. Artemisia hiçbir şekilde şikayetinden vazgeçmez ve Tassi’nin biraz olayı itiraf etmesi biraz da eskiden işlediği suçların ortaya çıkması üzerine, 8 ay hapis ve Roma’dan uzaklaştırılma cezasına çarptırılır. Ancak ne yazık ki ceza tam olarak işlenmez ve adam birkaç aydan sonra hapisten çıkıp Roma’da çalışmalarına devam eder. Çoğu tecavüz davası gibi bu dava da suçludan çok mağdura zarar vermiştir.

Dava bittiğinde Artemisia 19 yaşındadır ve Roma’da yaşayamayacak kadar baskı görür. Bu durumdan kurtulması için mutlaka evlenmesi gerektiğini söyleyenler arasında ne yazık ki babası da vardır ve kızını ressam çevresinden bir tanıdığıyla evlendirmek ister. Artemisia hakkında çıkan dedikodulara dayanamaz, durumu kabul eder ve Floransalı ressam Pietro Antonio Stiattesi ile evlenerek Floransa’ya taşınır. Formalite ile başlayan evlilik güzel devam eder ve bir kızları olur. Floransa’da sanatsal olarak kendini geliştirme fırsatı bulan Artemisia Tasarım Sanatı Akademisi (Accademia delle Arti del Disegno)‘ne kabul edilen ilk kadın olur. Akademiye kabul edilmeyen ve Artemisia’nın artan başarısı altında gölgede kaldığını düşünen kocası ise evliliklerini huzursuz bir sürece sokar. Kendi resimleriyle para kazanamayan adam Artemisia’nın resimlerini pazarlamaya başlar ve para kazanır. Lüks ve kumar düşkünlüğüyle paraları sorumsuzca harcar ve sonra kanunsuz bir işe karışarak ortadan kaybolur. Kocasının bile kadın olarak güçlü olmasını kaldıramamasına ve dönemin resimlerinde hep erkeğin gücüne dikkat çekilmesine rağmen Artemisia tablolarında her zaman kadınları güçlü resmetmiştir. Kocası ortadan kaybolduğunda kendi ayakları üstünde durabilecek kadar bilinen bir ressamdır. Tekrar evlenmeyen Artemisia; Cenova, Roma, Venedik, Londra ve Napoli gibi şehirlerde hayat mücadelesini sürdürür. Saygın bir çevre edinir ve birçok ünlü isim için çalışır. Genç bir kadınken maruz kaldığı tecavüz ve yargılamanın yarattığı travmanın etkisinin bütün tablolarında görüldüğü söylenir. En ünlü olayların resmedildiği tablolarda kadınların güçsüz, merhamet dolu, kaderci tasvir edilmesinden rahatsız olmuş, ressamların bu kadınların düşüncelerini yansıtamadığına inanarak tabloları yeniden resmetmiştir. Çiçek ve natürmorta yönelen döneminin kadın ressamlarının aksine tüm hayatı boyunca insan motifli dinsel ve mitolojik olayları işler. Kadın ressamların çıplaklığı resmetmesinin yasak olmasına rağmen bundan vazgeçmez hatta bu yüzden hayatının bir döneminde ceza alır. Model olarak yardımcı olabilecek kişiler bulamadığı için çoğu resminde kendi vücudunu yansıtmıştır. Şimdiye kadar bilinen 34 tablosu vardır.

 

Judith ve Holofernes Tablosu

En ünlü eseridir. Ondan önce birçok resmeden ressam olmakla birlikte kendisi de birkaç kez resmetmiştir. Eski incil olan Tanah’ta geçen bu hikayeye göre Holofernes Asur ordusunun komutanıdır ve Asurlular İsrail’i fethetmektedir. Judith de İsrail’de yaşayan güzel ve zengin bir kadındır. Yanına hizmetçisi Arba’yı da alarak düşman karargâhına giden Judith, kıyafet ve tavırlarıyla Holofernes’in dikkatini çeker. Holofernes de kadının dikkatini çekebilmek için bir ziyafet düzenler. Holofernes sonunda içkiden sızıp kaldığında Judith hizmetçisi yanındayken adamın kılıcıyla kafasını gövdesinden ayırır ve bir sepete koyup şehre geri döner. Ertesi gün Asurlular geri çekilir ve şehir kurtulur.

Artemisia’dan önce resmedilen Judith’ler çok şık giyimli, kılıcı alışık olmadığı bir iş yaparmış gibi tutan ve yüzüyle durumdan hoşnut olmadığını gösteren kadınlardır. Ayrıca hizmetçiler de yaşlı ve pasif, sadece yanında durarak resmedilir. Artemisia ise Judith’i ne yaptığını bilen bir ifadeyle resmetmiştir. Son derece kararlılıkla kılıcı tutan, tutkulu ve güçlü bir kadın görürüz. Hizmetçisi Arba ise daha gençtir ve Judith’e yardım etmek için Holofernesin göğsüne bastırır. Holofernes bu iki güçlü kadına direnmeye çalışır fakat başaramaz.

 

Susanna ve Yaşlılar Tablosu

Ünlü eserlerinden biri olan Susanna ve Yaşlılar ise Tevrat’ta yer alan bir hikayeye dayanır. Hikaye İsrailoğullarının Babil sürgünü sırasında gerçekleşir. İki yaşlı adam zengin bir tüccarın karısı olan Susanna’yı evinin bahçesinde banyo yaparken gözetler ve taciz ederler. Suzanna’ya istediklerini yapmasını yoksa ona iftira atacaklarını söylerler. Susanna karşı koyar ve adamlar tehtidlerini yerine getirir. Zina yapmakla suçlanan Susanna idam kararıyla cezalandırılır. Araya giren Daniel Peygamberin işlerin seyrini değiştirmesiyle Susanna ölümden kurtulur.

Erkek ressamlar Rubens ve Velazquez‘in resimlerinde Susanna taciz edildiği hâlde, cinselliği öne çıkarılmış ve erkekleri kışkırtmaktan hoşlanırmış gibi resmedilmiştir. Artemisia ise çıplak ve savunmasız hâldeki kadının üzerine gelen iki erkek karşısında duyduğu rahatsızlığı öne çıkarmıştır. Susanna’yı durumdan son derece tedirgin ve sıkıntılı görürüz. Ayrıca Artemisia’nın resmi yaparken Sussanna’yı kendine, iki yaşlıyı da babası ve Tassi’ye benzettiği söylenir.

Ancak Artemisia’nın zamanın ahlak yargısına uymadığını düşünenler yüzünden başına gelenler öldükten sonra da devam etmiş. 1652 veya 53’te hayatını kaybetmesinin ardından adına 2 tane kitâbe çıkarılmış ve ikisinde de sanatından söz edilmeyerek nemfoman ve zinacı bir kadın olduğu anlatılmıştır. Sonraki yüzyıllarda unutulan ve sanat tarihçilerince görmezden gelinen kadının eserleri de babasının adıyla anılmıştır. Tekrar gündeme gelmesi ise son birkaç on yılda feminist sanat tarihçilerinin emekleriyle olmuştur. Bizler de bu emeklerin karşılığını veriyor, Artemisia’yı gururla anıyoruz!

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here