Eski Mısır’da Ma’at doğruluk, adalet, hak ve hukuk tanrıçası olarak anılmaktadır. Maat kelimesinin kökündeki Ma Arapça’da su anlamına gelmektedir. Kaostan sonra oluşan evrenin düzenini sağladığına inanılır. Fiziksel görünüşü; başına büyük bir devekuşu tüyüyle örülmüş taç takan, uzun boylu ve beton ya da düz bir taş zemin üzerinde duran bir kadın şeklinde tasvir edilmiştir. Güneş tanrısı Ra‘nın kızı aynı zamanda Ay’ın ve bilgeliğin tanrısı Thot‘un eşidir. Thot ile olan evliliğinden sekiz çocuk dünyaya gelmiştir. Bu sekiz evlat Hermopolis‘in baş tanrılarıdır ve yerküreyi yarattıklarına inanılır. Sekiz çocuğun en önemlisi ise Amon‘dur. Kadim Mısır’da Maat ya da söyleniş şekline göre Mayet denge sağlayan, düzen kuran, hak, hukuk, doğruluk kavramlarına denk gelmektedir.

Ma’at Yasası’nda evrendeki tüm canlıların birbiriyle ilişkili olduğunu ve birbirlerini etkilediğine inanılırdı. Bu etkiler eylemleri olumlu veya olumsuz şekle çevirebilmektedir. Mısır’da insanın bir ruhunun olduğuna inanılırdı ve ölümü ruhun bedenden ayrılıp başka bir dünyaya yolculuğa çıkması olarak yorumlamıştı. Öldükten sonra ölüm ve ceza tanrısı Anubis ölen kişinin ruhunu ifade eden kalbini maat tüyüyle bir terazide tarttığı düşünülmektedir. Ma’at tüyü ve kalp dengede durursa işlem başarılı geçmiş olur ve ruh, tanrılarla birlikte yaşamaya hak kazanır. Kalp tüyden ağır gelirse başarısız işlem olarak görülür ve ruh, tanrılarla yaşamaya hak kazanamaz. Bunun aksine yerin altında ölüler ülkesinde yaşamaya mahkum olur. Bu yargılamalardan o kadar korkmuşlardır ki, günah işlemediği, işlediği günahtan arındığı üzerine belgeleri mezarlara yerleştirmişler; yapılan iyilikleri anlatan ve tasvir eden duvar resimleri yapmışlardır.

Ma’at evren ve doğa düzeni, insanlar için; adalet, düzen, hukuk sağladığı gibi ölümden sonraki yaşamla ilgili de pek çok şeyde yer almıştır. Birçok yerde düzen sağlayan bir tanrıçadır. Ma’at’ın görevlendirildiği alanlardan birisi ise babası olan güneş tanrısı Ra‘nın gökyüzündeki seyahatlerinde ona rehberlik etmesidir. Her gün Ra‘yı taşıyan geminin rotasını belirler hatta onunla birlikte yolculuklara gittiğine inanılırdı. Bu yolculuklarda Ra durduğu yerlerde onun terazisine başvurduğu da söylenmektedir.

“Bugün tam anlamıyla insanlık Ma’at ile buluşma noktasındadır. İşte bu dönemde, kıyamet, yıkım ve dehşetin yarattığı zaman çizgisine katkıda bulunan ve buna hizmet eden ,inanan her insan bu realiteyi kendileri için gerçek kılacaktır. Yeni Dünya’nın gerçek zaman çizgisini taşıyan ve ona inanan, çağıran herkes de bu realiteye katkı yapacaktır ve ona çekilecektir.

Bu da geçmişte yaşamaktan vazgeçerek, önce kendimizi sonra çevremizdeki insanları affederek, her türlü negatiflikten uzaklaşarak, egolarımızdan mümkün olduğunca arınarak ve içimizdeki saf insanı besleyip, büyüterek yapabileceğimiz bir şey. Yani bu durumda güçsüz veya çaresiz değiliz. Çünkü bizler kendimiz ve gezegen için, özellikle insanlık için gerekli radikal değişim gücünü içimizde taşıyoruz. 

Eğer, içinde yaşadığımız gerçekliği beğenmiyor , ona uyum sağlayamıyor ve kendinizi başka bir gerçekliğe ait hissediyorsanız bilin ki hür iradeniz ve sezgileriniz sizi yüksek bir realiteye taşımak üzere. İçinde bulunduğunuz gerçeklikle tamamen zıt ve hayal ettiğiniz bir dünyanın gerçekliği ile rezonans halindesiniz. Eğer Yeni Dünya’nın bu zaman çizgisi ile rezonansını hissediyorsanız ve eğer varoluşun bu yeni düzeninde yaşamayı seçiyorsanız, ağırlığınıza dikkat etmeniz gerekmektedir. Yani biraz önce bahsettiğim gibi kalbimizin terazisini hafifletmeye özen göstermemiz gerekmektedir. Burada bahsedilen vücut ağırlığımız değildir. Gereken yüreğimizin hafifliğidir. 

Buna uyumlanmak ve asıl gerçekliğiniz yapmak için kalbinizdeki ağırlıklardan kurtulun. Bu bazı açılardan, etrafımızdakiler acı içinde yaşarken, cennette yaşamak gibi algılanabilir.. Bunun bizim zaman ve mekandaki yerimiz ile çok az ilgisi vardır, daha çok bizim titreşim halimiz ile ilgisi vardır. Çünkü her titreşim kendi rezonans alanına ve gerçekliğine sahiptir. Eğer biz genel rezonansa uyum sağlayamıyorsak bu bizim mutlaka farklı bir gerçeklik yarattığımız ya da içinde bulunduğumuz gerçekliğin benzeri ya da farklı ama aynı zamanda titreşimsel anlamda zıttı bir zaman çizgisi ile uyumlandığımızı gösterir.

Eğer bir ortama uyumsuz iseniz, mutlaka sizin ait olduğunuz başka bir gerçeklik vardır. O zaman burada hepinize söylemek istediğim şu : Geride kalanlara ya da arkanıza bakmayın ve sizi geri çekmesine izin vermeyin. Sizin titreşiminizle ve farkındalıklarınızla uyumlu rezonans alanına, zaman çizgisine ya da paralel evrene odaklanın ve onu çağırın. Unutmayın, sıçrayacağınız zaman çizgisi ölümle geçilebilen bir rezonans alanı değil. Bunu yaşayacak olanlar geri de kalanlar olacaktır. Şu anda Ma’at size ‘daha yüksek bir bilince geçebilirsiniz’ diyor.

Tara Gürses’in halen yazım aşamasında olan Sessizliğin Sesi kitabından alıntıdır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here