Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
153

İstanbul’un en önemli heykellerinden biri de Kadıköy’de bulunan Boğa Heykeli. Kadıköy’ün sembolü haline gelen heykelin önü hiç boş olmuyor. İstanbul’a gelen yerli ve yabancı turistlerin önünde fotoğraf çektirdiği heykel, aynı zamanda insanların yol tarifi, randevu, eylem için kullandıkları bir sembol. Kadıköy’ün popüler heykeli sadece bununla sınırlı değil. Her sanat eseri gibi onun da bir hikayesi var. Üstelik biraz dramatik…

Heykeli herkes Boğa Heykeli olarak biliyor ancak heykelin gerçek ismi Dövüşen Boğa. Dövüşen Boğa’yı yapan heykeltıraşın ismi ise Isidore Jules Bonheur. Bonheur, 1827 yılında Fransa’nın Bordeux kentinde hayata gözlerini açtı. Bonheur, sanatçı bir ailenin çocuğuydu. Annesi bir müzisyen babası ise ressamdı. Ablası Rosa gibi kardeşleri Auguste ve Juliette de gibi ressamdı. Bonheur, Paris’te bulunan Ecole Nationale Supériure des Beaux-Arts’ın Resim Bölümü’nde eğitim gördü. O kadar başarılı bir sanatçıydı ki eğitimi esnasında bile yaptığı bazı çalışmalar sergilerde yer alıyordu. Bonheur’un bu başarısı yaptığı hayvan heykelleriyle ün kazanan Pierre Louis Rouillard’ın da dikkatini çekti. Rouillard, Bonheur’u kendi sanat atölyesine kabul etti. Bonheur çalışmalarının çoğunu bu atölyede hayata geçirdi.

Bonheur’un yaptığı Dövüşen Boğa heykelinin geçmişi ise oldukça tartışmalı. Kimi kaynaklar heykelin Sultan Abdulaziz’in isteği üzerine yaptırıldığını söylese de kimilerine göre hikaye daha başka. İlk rivayete göre Sultan Abdülaziz, III. Napoleon tarafından l’Exposition Universelle fuarına özel olarak davet edildi. Mısır Valisi’nin hediyesi olan 120 metrelik yatıyla Fransa’ya doğru yola çıkan Sultan Abdülaziz, bu yolculuğuyla askeri sefer dışında Avrupa’ya giden ilk padişah olma ünvanının da sahibi oldu. Yat, Toloun Limanı’na yanaştığı esnada görkemli bir karşılama ekibi onları bekliyordu. Limanda en iyi şekilde karşılanan Sultan Abdülaziz, daha sonra Paris’e gitti. Burada da bir törenle karşılandı.

Fransız İmparatoru ile özel olarak görüşen Sultan Abdülaziz, katıldığı fuarda Rouillard ile de görüşerek bazı heykel siparişleri verdi. Sultan’ın sipariş ettiği heykeller Beylerbeyi ve Çırağan Sarayı’nın bahçelerine konulacaktı. Avcılığa özel ilgisi bulunan Sultan Abdülaziz, aralarında Kadıköy’ün sembolünün de bulunduğu 24 farklı hayvan heykelini yaptırıp Osmanlı İmparatorluğu’na getirtti.

İttihat ve Terakki Fırkası başa geçince sarayların bahçelerine konulan bu heykeller, parti yöneticileri tarafından farklı yerlere kaçırıldı. Takvimler 1940’ları gösterdiğinde ise bu heykeller başka yerlerde ortaya çıkmaya başladı. Günümüzde ise bu heykeller farklı farklı yerlerde sergilenmekte. Geyik heykellerinden biri Divan Oteli önünde, Aslan Heykeli Fatih’teki İBB Başkanlık Binası önünde, At Heykeli de Sakıp Sabancı Müzesi’nde bulunuyor.

Dövüşen Boğa ise söylentilere göre Enver Paşa tarafından Beylerbeyi Sarayı’ndan Belgrad Ormanları’nda bulunan Bilezikçi Çiftliği’ne taşındı. Ardından da Kadıköy Kız Lisesi olarak bilinen Mermer Köşk’e götürüldü. Uzun bir süre gözlerden uzak kalan heykel, 1940’lı yıllarda Lütfi Kırdar Spor ve Sergi Sarayı’nda ortaya çıktı. Aradan geçen 10 yıl sonunda heykel, o dönemlerde yeni açılan Hilton Oteli’nin girişine konuldu. Ancak daha sonra buradan önceki yerine geri getirildi ve 1970 yılına kadar da burada kaldı. Öte yandan bazı kaynaklara göre 1950’li yılların başından 1960’lı yılların sonuna kadar heykel, Taksim Gezi Parkı ve Divan Oteli’nin kesiştiği kavşakta kaldı.

1971 yılında ise heykel, Kadıköy Şehremaneti Binası’na getirildi. Burada yaklaşık 16 yıl kalan heykel daha sonra Kadıköy’deki ikinci durağına yani bugünkü yeri Altıyol’a yerleştirildi. O tarihten itibaren de Altıyol’da bulunan heykel, Kadıköy’ün en önemli simgesi halini aldı.

Heykel ile ilgili bir diğer hikayede ise söylenenler biraz daha farklı. Kaynaklara göre 150 yıllık heykel, Almanya ve Fransa’nın birbirleriyle çekişmeleri sonucunda hayata geçirildi. Almanya ve Fransa sınırında bulunan Alsas Loren, iki ülke için de önemli bir konumda bulunuyordu. Bu bölgeyi bu kadar önemli kılan ise kömür rezervleriydi. Sanayi Devrimi sonrasında sanayileşme açısından geri kalmak istemeyen iki ülke bu bölgedeki kömür rezervlerini ele geçirmek için birbirleriyle çekişme halindeydi. Oldukça gergin olarak geçen bu dönem iki ülkeyi en sonunda karşı karşıya getirdi. İki ülke arasında bu bölge için çıkan savaş sonunda Fransızlar galip geldi ve zaferin simgesi olarak Kadıköy’ün simgesi heykeli yapıldı. Bu heykel Fransa’nın gücünü simgeliyordu. Her daim saldırıya hazır, heybetli ve bir o kadar da güçlü…

1870 yılına gelindiğinde Almanya ve Fransa arasında Sedan Savaşı patlak verdi. Alman General Bismarck, Alsas-Loren’i Fransızlardan geri aldı. Böylece burada bulunan Fransa’nın onur sembolü olan heykel de Almanya’ya geçmiş oldu. Ancak heykelin Almanya’daki macerası çok uzun sürmedi.

Birinci Dünya Savaşı’nda bilindiği üzere Almanya ve Osmanlı İmparatorluğu yakın ilişkiler içindeydi. Bu iyi ilişkiler dahilinde heykel, Alman İmparatoru İkinci Willhelm tarafından 1917 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne hediye edildi. Bu olay sayesinde heykelin Türkiye sınırlarındaki macerası başlamış oldu. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne hediye edilen heykel, buradan da Enver Paşa’ya verildi. Enver Paşa heykeli ilk olarak Beylerbeyi Sarayı’na getirdi. Daha sonra ise heykel, Yıldız Sarayı Şale Köşkü’nün önüne yerleştirildi.

Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Envar Paşa ülkeyi terk etti. Enver Paşa, ülkeyi terk etmeden önce ise heykeli sahibi olduğu Bilezikçi Çiftliğine götürdü. Unutulmuş bir halde çiftliğin bahçesinde bekleyen heykel, 50 yıl sonra ise yeni yapılan Hilton Oteli’nin bahçesine yerleştirildi. Daha sonra ise Lütfi Kırdar Spor ve Sergi Sarayı’na konuldu. İlk rivayette de belirtildiği gibi Taksim Gezi Parkı yakınlarında da görülen heykel daha sonra Avrupa’dan Anadolu tarafına taşındı.

1970’li yıllarda Anadolu’ya gelen heykelin ilk durağı ise bugünkü Kadıköy Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi olan tarihi Şehremaneti Binası. Tıpkı ilk rivayette olduğu gibi burada 16 yıl kalan heykel 1987’de Altıyol’a getirildi.

İki hikaye de bazı benzerlikler gösterse de Dövüşen Boğa hakkında bazı farklılıklara da sahip. Özellikle heykelin Türkiye topraklarına girmeden önceki macerası iki hikayede de farklı şekilde anlatılıyor. Ancak heykelin Türkiye topraklarındaki macerası konusunda iki hikaye de hem fikir. İster İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne hediye edilmiş olsun, ister Sultan Abdulaziz’in isteği üzerine yapılmış olsun, Dövüşen Boğa heykeli Kadıköy’ün en önemli sembolü. Altıyol’a getirildiğinden itibaren tüm Kadıköy’ün hatta Kadıköy’den yolu geçen tüm insanların bizzat tanıdığı bu heykel, uzun yıllar boyunca da bu ünvanını koruyacak gibi görünüyor.

 

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
153

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here