Roma İmparatoru Jul Sezar hakkında neler biliyorsunuz? Mesela imparator olmadan önce gladayatör oyunları düzenleyen bir devlet adamı olduğunu biliyor muydunuz? Bu yükseliş basamaklarını, imparatorluğa; diktatörlüğe giden yolunu elimizden geldiğince anlatmaya çalışacağız.

BÖLÜM 1: Genç Bir Memur

Roma’da sadece zenginliğin bir anlam ifade ettiği dönemlerde Sezar; varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Babası ve amcası gibi devlet içinde görevli bir memurdu. Para ve güç aşkıyla yanıp tutuşan Sezar, genç yaşlarında birçok yatırım yapmış fakat işler beklediği gibi gitmemiş; kendini iflasın eşiğine sürüklemişti. İstediğini almak konusunda oldukça ısrarcı biri olan Sezar hiçbir zaman vazgeçmedi.

BÖLÜM 2: Tanınma Hırsı

Sezar oldukça iyi bir konuşmacı, harika bir yazardı. Kitlelere hitap edebilir, onları manipüle etmekte hiç zorlanmazdı. Parası olmasa da ailesinden gelen adını kullandı ve gladyatör oyunları düzenlemeye başladı. Sezar’ın aklında tarihte benzeri görülmemiş derecede etkileyici gladyatör oyunları düzenleyip halka adını duyurmak vardı. Muhteşem bir takvim hazırladı. Fakat planlarını gerçekleştirmeye yetecek parası yoktu. Tekrar adına sığındı. İnsanlarla konuştu, onları kendisine yatırım yapmaları konusunda ikna etti. Yatırım adı altında borç alıyordu yani. Konuşma yeteneği sayesinde çok da zorlanmadan ihtiyacı olan parayı topladı.

BÖLÜM 3: Yeni Bir Kumar

Sezar, büyük bir kumar oynamıştı. Bu oyunlar sayesinde kesinlikle halka ismini duyuracaktı. Ama harcadığı parayı geri kazanabilecek miydi? İşte bu kısım pek kesin değildi. Sezar çılgın kararlarıyla bilinirdi. Borç mevzusunu günü geldiğinde düşünmek üzere rafa kaldırdı. Odaklandığı tek olgu, adını duyurabilmekti. Ki bunu da başarabildi. Oyunlar oldukça büyük ses getirdi, herkes Sezar’ı tanıyordu. Fakat Sezar borç içindeydi. 31 Milyon Sesterce – Roma’da cumhuriyet döneminde kullanılan sikke- borcu vardı. Eğer iflas ederse sürgün edilebilir, bu onu halkın gözünde küçük düşürüp uğrunda savaştığı her şeyi kaybetmesine sebep olabilirdi. Yeni bir riskin kapısını aralamak zorundaydı Sezar.

Kazanılan savaşların paraları Roma’ya akıyor, halkın aydın kesiminin parasına para katıyordu. Sezar çıkış yolunu komutan olmakta, bir lejyon yönetmekte buldu. Ama bir orduya hükmetme hakkını elde etmek için ismi yeterli değildi. Güçlü insanlar tanıması gerekiyordu. Kendisine yatırımlar yapan varlıklı kişi Craussus ve kızının kocası Pompei  ile ortak çıkarları doğrultusunda birtakım gizli anlaşmalar yaptı. Sonunda istediğini elde etmişti, artık Galya valisi olmuştu. Galya savaşlarının komutanıydı artık.

BÖLÜM 4: Hatırlanmak

Sezar’ın istekleri  tanınmak ve para kazanmakla sınırlı değildi. Gelecek nesiller tarafından hatırlanmak da istiyordu. Bu istek onu savaş anılarını yazmaya itti. Galya Savaşları Üzerine Notlar” isimli kitabı sadece gelecek nesillere bırakacağı bir imza değildi. Henüz Galya’dayken anılarını Roma’da yayınlattı. Halkın zaferlerini, kahramanlıklarını bilmesini istiyordu. Tanınmayı, hatırlanmayı fena halde kafaya takmıştı ve bu yolda gerçekten çok başarılı ilerliyordu.

BÖLÜM 5: Askeri Deha

Galyalılar… Roma’nın korkulu rüyasıydı. Eğer Sezar; Galyalıları alt edebilirse, borçlarını ödemekle kalmayacak, gerçek bir kahraman haline gelecekti.

Galya Savaşları sırasında Roma lejyonlarının komutanları, açıkta kalan Galya kabilelerini görünce hemen saldırmak isterler. Sezar ise izin vermez. Çünkü açıktaki Galyalıların birer yem olduğunu, yüzlercesinin ise ormanlarda saklanıp kendisini tuzağa düşürmek istediğini öngörebilmiştir. Ama Galya’daki zeka dolu hareketleri bununla sınırlı değildi. Galyalıları Alesia kasabasında bir kalede kıstıran Sezar; buranın kuşatılmasının mümkün, işgal edilmesinin imkansız olduğunu söyler. Sezar stratejisini çoktan kurmuştur. Alesia kasabasının etrafına 16 km uzunluğunda bir duvar inşa ettirir. Duvarın önüne ise hendekler kazdırıp kazıklar çaktırır. Ama bununla da yetinmez. Galyalıları içeride tutacak duvarın ardından bir de dışarıdan gelecek tehlikelerden korunabilmek amacıyla ordusunun arkasına bir duvar öldürür. İçe ve dışa dönük olmak üzere iki istihkam duvarı yaptırmıştır. Hendekler, tuzaklar, kazıklar… Galyalılar ne dışarı çıkabilir ne de dışarıdan yardım alabilirdi. Sezar beklemeye koyulur, 4. haftanın sonunda Galyalılar açlıktan kırılır, Sezar’ın ordusundan aman diler hale gelirler. Ama Sezar; ordusuna, Galyalılara acımamaları yönünde kesin emirler vermiştir. Galyalıların beklediği yardım sonunda gelir. 290 bin kişilik devasa bir Galya ordusu, Sezar’a saldırmaya başlar. Fakat duvarı bile aşamazlar. Bu savaşta 250 bin Galyalı ölür, 40 bin‘i ise esir alınır. Galyalılar teslim olsalar da Sezar’dan merhamet göremezler. Sezar, tüm esirleri köle olarak satar ve zenginliğine zenginlik katar.

BÖLÜM 6: Eski Dost, Yeni Düşman

Galya’yı fetheden Sezar, Roma’ya dönmekteydi. Eskisinden daha zengin, daha güçlü biri olarak. Neredeyse cumhuriyetin en güçlülerinden biri. Ama asıl düşmanları da Roma’da onu bekliyordu. Halkın gözünde hızla yücelen Sezar’ı eski dostları dahi kendilerine rakip olarak görmüş, düşman kesilmişlerdi. Sezar ise Roma’nın tek hakimi olmak istiyordu ve istediğini almasını bilen bir liderdi. İşler Sezar için harika gitse de Roma pek iç açıcı bir halde değildi. Zirâ asayiş bozulmuş, çeteler şehirde kol gezer haldeydi. Senato, Pompei‘i yetkilendirdi, Pompei isyanı bastırdı. Artık Roma’da güç sahibiydi, Sezar’a ihtiyacı yoktu. Pompei; Sezar’ın, ordusundan vazgeçmeden Roma’ya girmesini yasaklattı. Ama Sezar’ın bu kararı kabul etmeye niyeti yoktu.

BÖLÜM 7: Halea İacta Est

Sezar, Roma sınırındaki Rubicon Nehri‘ne varmıştı. Ordusunu bırakmayı reddetmişti çünkü; bu onu sıradan bir insan haline getirirdi. Önünde fazla seçenek yoktu. Ordusuyla Roma’ya yürüyecek, yönetimi ele geçirecekti. O nehrin kıyısında, ordusuna ilerleme emrini vermeden önce şu sözler döküldü Sezar’ın dudaklarından:  “Halea iacta est” yani “Ok yaydan çıktı”. Sezar şehre ilerledi ama şehri terk edilmiş halde buldu. Sezar’ın gazabına uğramak istemeyen senatörler şehri terk etmişti. Cumhuriyet hazinesi ile Sezar’ı baş başa bırakmışlardı. Her şeyin merkezine parayı koyan birine daha iyi ne verilebilirdi ki? Sezar, savaşlarının masraflarını bu hazineden karşılamaya başladı. Artık devlet Sezar’dı.

Şehirden kaçan Pompei, Sezar’ı durdurmak için bir ordu kurdu. Sezar, onun peşine düştü ve onu yendi. Güç, artık Julius Sezar‘ındı. Sezar, 10 gün sürecek bir şölen düzenledi. Daha önce görülmemiş büyüklükte bir şölen. Herkesin gözü artık General Sezar’ın üzerindeydi. Sezar ise boş durmadı. Halkının zenginliğine zenginlik kattı. İnsanlara yemekler, şaraplar sundu. Vergileri azalttı. Askerlerine topraklar verdi. Artık halkın gözünde kahramandan da öteydi. Gücünü koruyabilmek için inanılmaz paralar harcadı. Ama gözü hâlâ daha yukarılardaydı.

BÖLÜM 8: İmparatorun Doğuşu

Yıllar süren iç savaşın ardından Roma, kriz içindeydi. Bu karışıklığın giderilmesi gerekiyordu. Cumhuriyet senatosu; isyanın bastırılması için bir diktatör atayabilirdi. Sezar’ın da isteği bu yöndeydi zaten. Geçici bir süreliğine diktatör oldu. Daha sonra senatoyu diktatörlüğünü 3 yıl uzatmak için ikna etti. Daha sonra ise 10 yıl. Yetinmeyi bilmeyen generalimiz sonunda ömür boyu diktatör olma isteğini de kabul ettirebildi. Halk Sezar’dan memnundu fakat senatörler durumdan çok rahatsızdı. Bu rahatsızlıklar senatörleri harekete itti. 60 senatör bir suikast planladı. Sezar’ı senatoya çağırdılar ve her biri kıyafetlerinin altına sakladıkları hançerleri Sezar’a saplamaya başladılar. Bu isyancıların arasında Sezar’ın eski dostu Brütüs de vardı. Sezar’ın son sözlerinin “Sen de mi Brütüs?” olduğu rivayet edilir.

İşin ilginç yanı; İmparator Sezar öldükten sonra cumhuriyet tekrar kurulmamış hatta yeni imparatorlar da isimlerinin önünde “Sezar” ünvanını kullanmaya başlamıştır. Halk Sezar’ın ölümünü kabullenmemiş, isyan çıkmış. Sezar’ın intikamını ise İmparator Agusto almıştır.

 

Kaynak: [eafl id=”130511″ name=”” text=”1″]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here