“Hikaye bitti, anlatacak başka bir şey olmayacak.”

Jose Saramago Kabil adlı kitabını bu cümle ile bitirmiştir. Eğer kitabı sevdiyseniz cümle sizi çok üzecektir. Peki ya yazarı çok seviyorsanız, bu kitabı da son kitabıysa?

 

Kabil adlı kitabı yayımlandıktan bir yıl sonra ölen Jose Saramago Nobel ödüllü bir yazar. Bu ünvan dışında noktalama işaretlerinden sadece virgül ve nokta kullanması ile bilinir. Romanları toplumsal ve dinsel eleştiriler barındırır. Bu yüzden Katolik Kilisesi’nden aforoz bile edilmiştir. Kabil adlı yapıtı da dinsel bir eleştiridir.

Bu romanı nerede olursa olsun, hangi ırka ait olursa olsun insanın her zaman çevresinde bulundurduğu ve klasik söylevlerine maruz kaldığı dinlerin anlatış üslubuyla merkezlenmiştir. Dinlerde tanrı kutsaldır ve yarattığı her şey sorgulanamayacak kadar muhteşem bir düzene sahiptir. Eğer karşı çıkacak olursan cezalandırılacaksındır, aynı Kabil gibi aynı Adem ve Havva gibi. Tanrının seni sınamasıysa en büyük ödevlerinden biridir. Tanrı seni sınamak için sana acı çektirebilir. Yapman gereken sadece şükretmektir, aynı Eyüp gibi. Tanrının her şeyi bilmesine rağmen yine de senin acı çekmen gerekir.

Bu mitlere sadık kalarak oluşturduğu kurguda aslında tanrının anlamsal çelişkilerini ifade etmiştir. Ateistliğin klasik bir tutumu olarak görünebilir. Ancak Jose Saramago’nun edebi dili ve kurgusuyla gayet olgun bir tada erişmiştir.

Romanın olay örgüsü

Kitap tanrının Adem ve Havva’yı yaratmasıyla başlar. Cennette bulunan bütün hayvanlarla birlikte olan insan bir türlü kendisini ifade edecek sesi çıkaramamış ve tanrıyı eserinden utandırmıştır. Tanrı hiddetle ilk insan olan Adem ve Havva’nın ağzına dil koymuş ve ikisini baş başa bırakmıştır.

“Bunu üzerine, ilk kez, Adem Havva’ya yatağa gidelim,dedi.” (sf. 12, Kabil)

Böylelikle Adem ve Havva’nın çocukları dünyaya gelmiştir. Tanrının yönlendirmesinin sonucu ise sadece bununla sınırlandırılmamıştır.

“Efendinin kendi döllerinin suskun dillerine şiddetle saldırmasındaki bir diğer amaç onları varlığın huzursuzlanmaları olarak adlandırılan,bedensel varlıklarının en gizli yanıyla temasa geçirmekti; böylece gelecekte -işin iç yüzünü de az çok bilerek-,penceresinden, yani ağızdan kendini göstermeye başlayan labirentsi ve karanlık kafa karışıklıklardan birbirlerine söz etmeleri mümkün olacaktı.” (sf.12, Kabil)

Kitabın ana karakteri Kabil ve cezasının sebebi olan Habil doğduktan sonra ikisi tanrıya kurbanlar vermiş ve algıladıkları işaretlere göre Habil’in kurbanları tanrının gözünde daha değerli görünmüştür. Bunu farkeden Habil, Kabil ile dalga geçmekle kalmamış kendisini bu sebeple kardeşinden üstün görmüştür. Kabil bu duruma çok içerlenmiş ve tanrıya öfkesinin sonucu olarak -tanrıyı öldüremediğinden- Habil’i öldürmüş ve en büyük cezası aynı zamanda da macerasını başlatmıştır.

Macera olarak adlandırmamın sebebi Kabil’in cezasının ömrü boyunca kimse ona zarar vermeden yeryüzünde dolaşmasıdır. Çıktığı bu gezinti Jose Saramago tarafından Kabil’in mitlerdeki karakterlerle bir araya gelmesiyle yorumlandırılmış ve karşımıza birçok mit karakterini çıkararak romanına dahil etmiştir.

Kabil yaptığı zaman yolculuklarıyla tanrıyla yüzleşir. İnsanlığın tanrı gözündeki yerini keşfeder. Macerasına yeryüzündeki ilk katil olarak çıkan Kabil tanrı sorgulamasına insanlığın katili olmayı seçerek cevap verir.

“Katil, benim prejeme karşı çıkmaya nasıl cürret ettin, Habil’i öldürdüğünde senin yaşamını esirgemiş olmama böyle mi teşekkür ediyorsun, diye sordu efendi, Bir gün birisinin seni gerçek yüzünle karşı karşıya bırakacağı gün gelmeliydi, Ya ilan ettiğim yeni insanlık, Bir tane oldu bir daha olmayacak ve kimse buna üzülmeyecek, Sen Kabil’sin, kötüsün, alçak kardeş katilisin, Senin kadar kötü ve alçak değilim, Sodom’daki çocukları hatırla.” (sf.146, Kabil)

 

Kaynak: Jose Saramago, Kabil, çev.  Işık Ergüden, Yayınlayan: Kırmızı Kedi Yayınevi, 2011

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here