Joker üzerine ayrı bir film çekileceğinin konuşulduğu bu günlerde biz de Joker’in kökenlerine inmek istedik. Joker karakterine hepimiz az çok aşinayız fakat çoğumuzun düşündüğünün tersine Joker, DC Comics’in çizimleriyle hayat bulmuş bir karakter değil. Hatta Joker’in izini Victor Hugo’nun 1869’da yayımlanmış bir romanına kadar sürebiliyoruz: L’homme qui rit (Gülen Adam). 

Victor Hugo’nun Sefiller, Notre Dame’ın Kamburu gibi eserlerinin yanında neredeyse hiç duyulmamış bir roman Gülen Adam. Roman, 17. yüzyılın sonlarında geçiyor ve Gwynplaine isimli genç bir adamın hikayesini anlatıyor. İngiliz bir lordun oğlu olan Gwynplaine, küçük yaşlarda kaçırılıyor. Kaçıranlar ona özellikle zarar verip onu yaralıyorlar. Gördüğü şiddetin sonucunda yüzünde onu devamlı gülüyormuş gibi gösteren bir yara izi kalıyor.

Tim Burton’ın Victor Hugo’dan esinlenerek çizdiği Joker

Gwynplaine bir yetişkin olduğunda, Lord Clancharlie’nin tek meşru oğlu olduğunu öğreniyor ve babası öldükten sonra Lordlar Kamarası’nda görev yapmaya başlıyor. Yüzündeki devamlı gülümseme yüzünden kimse tarafından ciddiye alınmıyor ve bir bunalıma sürükleniyor. Onu kaçıranlara ve eski hayatına dönmek istiyor fakat hayatının aşkının öldüğünü öğrendiğinde intihar ediyor.

1928’de Alman yönetmen Paul Leni, Gwynplaine’in hikayesini bir sessiz filmle beyaz perdeye aktardı. Gwynplaine, Dr. Caligari’nin Muayenehanesi ile bilinen Conrad Veidt tarafından canlandırıldı.

1940 yılında Bill Finger, Bob Kane ve Jerry Nicholson Batman çizgi romanındaki kötü karakter Joker’i çizmek için kolları sıvadılar. Çıkan sonuç, tıpkı Conrad Veidt’in canlandırdığı Gwynplaine’e benziyordu. 1994 yılında Bob Kane de bir röportajında Gülen Adam‘dan esinlendiklerini doğruladı.

2012’de Gülen Adam bir kez daha sinemaya uyarlandı. Bu defa Gwynplaine’in makyajı, Joker’den etkilenmişe benziyordu.

Sizleri filmin 1928 versiyonundan bir sahneyle baş başa bırakıyoruz: