Herkesin favori ‘kötü’ karakteri Joker‘i pek çok filmde gördük ama en çok akıllara kazındığı 2008 yapımı The Dark Knight filmindeki haliydi. Oscar ödülüne layık görülmüş olan performansın sahibi Heath Ledger, özellikle trajik ölümünün ardından kalplerimizde ayrı bir yer edinmişti. Ardından Suicide Squad ile Jared Leto‘yu Joker olarak izlemiştik fakat Jared Leto’nun oyunculuğu ve Joker’i yansıtış biçimi izleyenleri ikiye bölmüştü. Kimisi sevmiş, kimisi ise Joker’in abartılı bir gangster olarak anlatılmasının yanlış olduğunu savunmuştu. Şimdiyse Joaquin Phoenix‘in Joker yorumu çok konuşuluyor. Oscarlık bir oyunculuk sergilediğini düşünenler ise çoğunlukta. Peki, Joker filminin sahne arkası hakkında neler biliyoruz?

Öncelikle kısa bir uyarı: Spoiler olabilir! Bu nedenle filmi izleyene kadar okumamanızı tavsiye ediyoruz!

1. Joaquin Phoenix, Joker rolü için epey ağır bir diyet yaptı ve 52 kilo verdi.

Vanity Fair’e göre Phoenix, The Master filmi için kilo vermesine yardımcı olan aynı doktorla çalıştı ve çekimlerden sonra tekrar 25 kilo aldı.

2. Arthur Fleck’in rolü de Phoenix düşünülerek tasarlandı.

2017 yılının sonunda senaryoyu incelemek için alan Phoenix, projeye imza atmadan önce annesinin bile senaryoya göz atıp incelemesini istemiş.

3. Phoenix, rolünü geliştirirken geçmiş Joker karakterlerinin herhangi bir karakteristik özelliğine -yinelemelerine- gönderme yapmadığını söyledi.Venedik Film Festivali basın toplantısında Phoenix, “Bu bizim yaratıcılığımıza kalan bir şeymiş gibi hissettirdi ve bu benim için gerçekten en önemli olan şeydi.” şeklinde bir açıklama yaptı.

4. Rol için hazırlanırken Phoenix, Buster Keaton ve Ray Bolger gibi ikonik sessiz film yıldızlarının hareketlerini inceledi.

Ayrıca The Wizard of Oz‘daki korkuluktan da ilham aldı.

5. 70’lerin sonu ve 80’lerin başında çıkan karakter odaklı filmlerin (The Taxi Driver gibi), Joker filminin üzerinde çok büyük bir etkiye sahip olduğunu bariz bir şekilde görebilirsiniz.

Venedik Film Festivali’nde Phillips, Taxi Driver, The King of Comedy, Serpico, Raging Bull ve One Flew Over the Cuckoo’s Nest gibi filmlerin Joker filminin sinematografisinde etkili olduğunu söyledi. Ayrıca filmden çıkan seyircilerin Joker için ”Taxi Driver Part 2” gibi fikirleri oluştu.

6. Başarısız bir komedyeninin hikayesini konu alan filmin senaryosu, ünlü çizgi roman Batman: The Killing Joke’dan ilham alınarak oluşturuldu.

The Killing Joke, Batman ve Joker’in mücadelesini ele alan en popüler çizgi romanlardan birisi.

7. The Man Who Laughs adlı sessiz film, Joker filminde büyük etkisi olan diğer filmlerden!

Ortak yazar Scott Silver, 1928 yapımı bu filme -özellikle karakterin gelişimi ve mimikleri bakımından- sık sık atıfta bulunduğunu belirtti.

8. Arthur’un palyaço makyajı, özellikle nostaljik olması için yapılmış ve dudaklarının rengiyle kanı simgelemek için kahverengi-kırmızı tonlarında seçilmiş.

Makyöz Nicki Ledermann‘a göre, “Eğik gülümsemesi bile her şeyin mükemmel olmadığını gösteren bir metafor. Belki komik, belki değil.”

9. Senaryo, çekimlerden önce sık sık değişti ve aktörler bu değişime hızlıca uyum sağlamanın yanı sıra rahatlıkla doğaçlama bile yaptılar. 

Yönetmen Todd Phillips, Zazie Beets‘in karakteri Sophie‘nin çoğunlukla doğaçlamalardan oluştuğunu söyledi. Beets için “Değişiklikler konusunda hevesliydi, karakteri için diyaloglarda çok yardım etti.” dedi.

10. Todd Phillips, film çekimleri başlamadan önce, Phoenix’e, Joker’in gülüşünü neredeyse acı veren bir şey olarak hayal ettiğini söyledi.

Phoenix, birçok farklı gülüş tekniğini denemiş ve denediklerini Phillips’e göstererek eleme yapmasını istemiş.

11. Joker’in kullandığı en az üç kahkaha şekli var; “kederli” gülüş, “sıradan” gülüş ve “gerçek mutluluk” gülüşü.

Bu gerçekten de biraz garip. Belki de öyle olması gerek çünkü Joker’in kendisi garip!

12. Robert DeNiro, Phoenix’in en sevdiği Amerikalı aktör olmasına rağmen, ikili sette çok az konuşma imkanı bulabildi.

Bu durum, ikisinin benzer oyunculuk yöntemlerine sahip olmasından kaynaklanıyordu.

13. Aslında, ikili arasında biraz gerginlik vardı çünkü DeNiro, oyuncuların sahneleri çekmeden önce mutlaka bir okuma yapması gerektiğini düşünüyordu. Aksine Phoenix ise hiç okuma yapmak istemedi.

İkili, yaşadıkları anlaşmazlıklara rağmen yine de bir orta yol bulmayı başarmışlar.

14. Phillips, genelde filmlerde yapılanın aksine, besteci Hildur Guðnadóttir’den senaryodan bağımsız bir şekilde şarkı yazmasını istedi.

Aynı zamanda Guðnadóttir, popüler mini dizi Chernobyl‘in de müziklerinin bestecisi.

15. Ve Hildur Guðnadóttir’in şarkıları, sette havaya girmek için sık sık çalındı.

Beets, Guðnadóttir’in müzikiklerinin çok iyi bir motivasyon kaynağı olduğundan bahsetmiş.

16. Hatta şarkılarından biri, Arthur’un banyoda dans ettiği sahneyi, senaryodakinden çok daha farklı bir hale getirdi.

Senaryoda, Arthur basitçe banyoya girer, silahı gizler ve yüzünü yıkar. Phillips, çekim yaparken Guðnadóttir’in müziğini çaldı ve Phoenix, dans hareketlerini yapmaya başladı. Sahne bu şekilde devam etti.

17. Her ne kadar birçok oyuncu Joker rolünü oynayabilmek için ürpertici yerlere gitmiş olsa da, Phoenix böyle bir şey yapmadığını söylüyor.

Phoenix, “Ben mücadele etmedim. Bu rol benim için keyifli ve tatmin ediciydi.” dedi.

İzleyici olarak bizim için de keyifli ve tatmin ediciydi! Joker filmi, her bir dakikasını, ince düşünülmüş detaylara ve karakter çözümlemelerine adamış ve izleyiciye görsel bir şölen yaşatarak Arthur’un Joker’e dönüşme hikayesini anlatmış!

İşte, sizin için bir şarkı!

Kaynak: 1

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here