Dünyanın en ünlü bilim kurgu serilerinden olan Star Wars’un belki de en ahmak karakteri olan Jar Jar Binks, Star Wars Evreni’nin en güçlü Sith Lordu olabilir mi? İlk bakışta çok da mümkün olmayan bu teorinin gerçek olması aslında o kadar da imkansız değil. Neden mi? İşte sebepleri…

Star Wars filmlerinde Jedi ve Sithlerden başka akrobasi hareketleri ve manevralar gerçekleştiren karakter yok. Fakat Jar Jar, sonradan çekilen üçlemenin ilk filminde soğukkanlı bir biçimde gerçekleştirdiği şu hareketiyle kafalarda soru işareti bırakıyor;

Binks’in sürekli sakarlığı onun beceriksiz biri olduğunu gösteriyor fakat Jar Jar, beceriksizliğine karşın ayağına bir droid bağlı halde birden fazla rakiple mücadele ederken inanılmaz derecede başarılı. Yüzeysel olarak düşünüldüğünde bunun bir “acemi şansı” olduğunu düşünebilirsiniz ama ya değilse? Obi Wan’ın söylediği “Tecrübelerime dayanak söylüyorum ki şans diye bir şey yoktur” repliği kafaları Jar Jar odaklı olarak bir kez daha karıştırıyor. Öte yandan detaylı olarak düşündüğünüzde beceriksiz bir aptalın her seferinde bu kadar şanslı olması pek olası gelmiyor, değil mi?

Jediler yaratılırken Shaolin Rahipleri’nden ilham alındığını her Star Wars hayranı bilir. Jar Jar Binks’in savaş sahnesindeki hareketleri düşünüldüğünde bir başka kung-fu disiplini olan Zui Quan ya da diğer bir deyişle Ayyaş Yumruk Tekniği akla oldukça yatkın. Zui Quan tekniği ile rakiplerinizle savaşırken budalaca ve kontrolsüz hareketler sergileyebilirsiniz ki bu Binks’in karakterine ve fiziksel özelliklerine oldukça uygun. Bu teknik, görünüşte oldukça kusurlu ya da ‘sarhoşvari’ hareketler barındırsa da aslında vücut momentumu ile kafa karıştırıcı ve öngörülemez olarak uygulanan tökezleme ve aldatma hareketleriyle rakibi alt etmeyi amaçlıyor.

Jar Jar Binks’in gizli bir Zui Quan ustası olması onun “force”u kullandığını göstermez öyle değil mi? Fakat en azından onun bu çocuksu ve aptal karakterinden şüphelenmemize yetiyor. Jar Jar’ın savaş sahnelerindeki “sihirli” ileri görüşlülüğü dışında “Star Wars: Episode I – The Phantom Menace”teki sahnesi, onun göründüğünden daha karmaşık bir karakteri olduğunun en net göstergesi. Sahnede Jar Jar, Jediler ile birlikte droidleri pusuya düşürüp kraliçeyi ve kraliçeyle beraber olan kişileri kurtarıyor. Daha sonra görüyoruz ki Jar Jar “kazayla” balkondan aşağıya düşecekken son anda balkonun duvarına tutunuyor. Birkaç sahne sonrasında ise Jar Jar’ın, balkondayken bulunduğu konumun ters yönünden yere indiği görülüyor. Sizce bu manevrayı “force” ya da ona benzer bir güç kullanmadan yapmak mümkün mü?

Görüldüğü gibi Jar Jar balkonun sağ tarafını tutarken bir kaç sahne sonra balkonun sol tarafından yere iniyor. Ayrıca dikkatle bakarsanız, Jar Jar yere inerken droidler Jar Jar’ın ilk pozisyonuna doğru ateş etmeyi sürdürüyor. Jar Jar farklı bir noktaya düştüğünde ise droidlerden bir tanesi Jar Jar’ın indiği yere doğru dönüyor.

Acaba Jar Jar kazayla düşerken son anda balkonu yakalamış gibi gösterip droidlerin dikkatini dağıtmayı hedeflemiş olabilir mi? Serinin diğer filmlerinde bu manevrayı yapan Jediler görmek mümkün.

Sonuç olarak Jar Jar’ın fiziksel olarak bu kadar şanslı olması oldukça şüpheli. Ancak farklı bir konu daha var ki o da Jar Jar hakkındaki şüpheleri güçlendirir nitelikte.

Jar Jar, Jedi Zihin Kontrolü Tekniği’ni Kullanabiliyor

Jar Jar kadar aptal birinin bir general ya da bir senatör olması çok da beklenen bir olay değil. Jar Jar gibi biri tüm galaksiyi demokrasiden vazgeçirmeye nasıl ikna edebilir? Fakat Jar Jar’ın fizikî olarak sahip olduğu “şans” politik olarak da kendini gösteriyor ki Jar Jar kendisini Galaktik Senato‘da buluyor.  Peki ya Jar Jar’ın politik kariyeri tesadüfler sonucu oluşmamışsa? Ya Jar Jar’ın politik alanda hızlı yükselişi ve anlaşılmaz etkisi rastlantı değil de zihin okumanın oldukça dikkatli kullanımının bir sonucu ise?

Filmlerde gördüğümüz üzere Jediler -ve muhtemelen Sithler- Zihin Okuma Teknikleri‘ni kullanırken bazı belirtiler gösteriyor ki biz onların bu tekniği kullandığını kolayca anlayabilelim. Karakterler genelde bu tekniği uygularken el hareketlerinden faydalanmakla beraber çok sinsi şekilde olmasa da rakiplerine fark ettirmeden onlara doğru yavaşça el sallama hareketi yapıyorlar.

Bilin bakalım başka hangi karakter bu belirtileri sergiliyor. Jar Jar Binks elbette…

Ana hikayenin öncesini anlatan üçlemeyi, Jar Jar’ın manipülatör ve karanlık bir karakter olduğunu varsayarak izlerseniz, Jar Jar’ın dahil olduğu her anda bu manipülatör karakterini sergilediğinin farkına varabilirsiniz.

Birkaç örnek vermek gerekirse;

Jar Jar’ın, Jedileri gezegenin çekirdeğine onlarla beraber gitmek için kandırması.

Jar Jar’ın, Qui-Gon‘un arkası dönükken onunla dalga geçmesi ve daha 8 yaşındaki Anakin‘in bunu görmesi. (Anakin’in Jedi öğretilerine karşı saygısızlığı öğrenmesine yol açıyor)

Jar Jar’ın, Anakin’e Padme‘den bahsederken “oldukça çekici” tabirini kullanması. (İleride yaşanacak olan Padme-Anakin aşkı için ilk kıvılcım)

Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda Jar Jar’ın aptal biri olmadığı sonucuna varabiliriz. Peki bir de Jar Jar’ın Palpatine ile olan ortak özelliğini göz önünde bulundurduğumuzu düşünelim. Hani şu Darth Vader‘ın ustası olan Sith…

Bilindiği üzere Jar Jar ve Palpatine aynı gezegenden geliyorlar; Naboo gezegeninden. Naboo gezegeni oldukça eski bir gezegen olma özelliği taşıyor. Belki bu ikili seride gerçekleşen olaylardan çok daha önce tanışıyorlardı. Belki beraber eğitildiler ya da biri diğerini eğitti. Eğer bu söylenti gerçekse Palpatine’in Jar Jar ile gizli bir ortaklığı bulunduğunu ve Jar Jar’ın Palpatine için çalışan gizli bir “Sith Ajanı” olduğunu düşünebiliriz. Ancak dediğimiz gibi bunlar sadece yürütülen tahminler.

Şimdi ise bildiklerimiz üzerinden gidelim. Jar Jar’ın, Palpatine’in Şansölye seçilmesi için kandırılmasından yıllar sonra bu ikili “Star Wars: Episode III – Revenge of the Sith” filminde yan yana görülüyorlar. Peki ama neden? Jar Jar gezegenin belki de en aptal karakteri iken neden gezegenin en güçlü insanı olan Palpatine’in yanında yer alıyor? Acaba galaksinin en güçlü insanı diye nitelendirdiğimiz kişi Palpatine değil de Jar Jar olduğu ve gerçekte sanıldığı kadar aptal olmadığı için olabilir mi?

Star Wars’un yaratıcısı olan George Lucas için 1999-2005 yılları arasındaki üçlemenin önemi ana hikayeye genel anlatıcı temasıyla ışık tutması ve ana hikayeyle uyumlu olmasıydı. Bu göz önüne alındığında yolun kenarında bekleyen, zararsız fakat gelecek zamanlarda önemli kimliğini ortaya çıkaracak karakterlerden söz edebiliriz. Yoda buna bir örnek…

“Yoda, mitolojik hikaye anlatıcığılından gelen, ana yolun kenarında bulunan, zararsız ve önemsiz fakat daha sonradan usta bir büyücüye ya da bir ustaya dönüşen küçük bir yaratık.”

Yukarıdaki bu söz Lucas’a ait. Lucas’ın bu sözlerini düşündüğümüzde Yoda’yı bu temanın aydınlık taraftaki temsilcisi olarak düşünebiliriz. Peki ya karanlık taraf için kimi düşünmek daha olası? Jar Jar Binks elbette… Fakat daha Binks’in herhangi bir şeyde üzerinde ustalaştığını görmedik. Bu da demektir ki, serinin sonraki filmlerinde bunu görmemiz oldukça olası. Her ne kadar Disney’in Star Wars Evreni’ni satın alması sonrası, insanlar önceki zamanları anlatan üçlemeye önem verilmeyeceğini düşünseler de bu pazarlama açısından pek de mantıklı bir hamle değil. Öyle ki sonradan çekilen üçleme; karakterleri, video oyunları, oyuncakları ile oldukça gelir getirmiş durumda. Ayrıca son çıkan “Star Wars: The Force Awakens” filminin perde arkası görüntülerinde sonradan çekilen bu üçlemenin izlerini görmek mümkün.

Son olarak filmlerde Binks’i seslendiren aktör Ahmed Best‘in sosyal medyada yaptığı paylaşım oldukça dikkat çekici:

“Söylemeliyim ki, perde arkasında kalan gizli gerçeğin fark edilmesi gerçekten iyi hissettiriyor. Ne kadar zaman aldığı önemli değil #TPM”