Dünya Sineması Dosyası olarak tasarlanmış bu seride birbirinden farklı ülke sinemasını mercek altına alacağımızı bir önceki yazımız olan ”Modern Japon Sineması” yazımızda belirtmiştik. Bu serilerde önemli yönetmenlere ve film listelerine de yer vererek, belirli bir ülke sinemasına olan perspektifinizi genişletmeyi umut ediyoruz. Öyleyse, Japon Sineması denildiğinde belki de akıllara gelen ilk isim olan Akira Kurosawa‘nın tarzına göz atmaya başlayalım.

1951’de Akira Kurosawa’nın Rashomon‘u, Venedik Film Festivali‘nde Altın Aslan kazanarak batılı sanat çevresinin kapılarını, Japon sinemasına açtı. Rashomon, bir eşkiyanın, bir soyluya saldırısının dört farklı versiyonundan ibaretti. Japon bezemine rağmen çok batılı bir tema, gerçeğin göreceli teması etrafında kavramsallaşıyordu. Japon ve batılı etkilerin bu bileşimi, Kurosawa sinemasının en önemli özelliklerinden biriydi.

Kurosawa’nın görüntülerle öykü anlatma yönteminin dinamizmi, konulara hümanist yaklaşımı da her daim içinde barındırmıştır. Yoğun kurgusal dünyalar yaratmak için eşsiz bir yönetmenlik gücü sergileyen Kurosawa’nın bu becerisi daha ilk filmi olan Sugata Sanshiro‘da bile açıkça bellidir. Gerçekçi bir betimleme, seyrek romantizm anlarının bir birleşimiyle doğura ulaşan filmlerinin öykü kompozisyonu Norainu filmlerde klasik saflığa ulaşır.

Bu klasik biçim, Batı’ya ait bir üslup ile Avrupa ve Hollywood tarzlarının karışımıyla oluşturulur. Kurosawa’nın filmlerindeki sinematik biçimlerin büyük bölümü Batı tarzı montajı temel almıştır. Japon kültürüne ait olmayan temalara dönük ilgisi, Kurosawa’nın Dostoyevski, Gorki, Shakespeare dahil, batılı edebiyattan esinlenilmiştir. (Örneğin Macbeth öyküsünden uyarlama olan Kumonosujo)

Bununla birlikte Kurosawa, filmi bir eğlence biçimi olarak geliştirmiştir. Hollywood filmlerinden özellikle John Ford‘dan derinden etkilenmiş ve Ford’un western aracılığıyla ifade ettiği şey, Kurosawa’nın jidaigeki dönem filmleri biçiminde ortaya çıkmıştır. (Shichinin no samurai/Yedi Samuray, Kakushi-toride no san-akunin/Gizli Kale)

Kurosawa’nın konularının merkezinde, ilk eserlerinden itibaren dünya görüşünün temelini oluşturan insancılık yatar. Bu duygu, en açık haliyle kısmen Goethe‘nin Faust‘undan esinlenen Ikiru ve  Akahige‘de ortaya çıkar.

Ne var ki, 1975’te SSCB’de yapılan Dersu Uzala ile Kurosawa üslubunu epik biçimde daha da genişletmeye gitmiştir. Kurosawa’nın en önemli çalışmaları arasında yer alan Kagemusha ve Ran uzunluk ve tema açısından muazzam ölçekli yapımlar olarak öne çıkmıştır. Sonra, Yume ve Madadoyo‘da görüldüğü gibi, önceki filmlerinden farklı olarak daha kişisel bakış açılarına yönelmiştir.

Seçme Filmografi 
  • Sugata Sanshiro (1943)
  • Rashomon (1950)
  • Ikiru (1952)
  • Shichinin no samurai (1954)
  • Kumonosujo (1957)
  • Kakushi-toride no san-akunin (1958)
  • Dersu Uzala (1975)
  • Kagemusha (1980)
  • Ran (1985)
  • Madadayo (1993)

Akira Kurosawa‘nın, başarılı yönetmenler denilince akıllarda ilk beliren, Francis Ford Coppola, Steven Spielberg, Martin Scorsese, George Lucas, Ingmar Bergman ve Andrey Tarkovski gibi isimlerin övgüyle ve saygıyla bahsettiği bir isim olduğu düşünüldüğünde, sinema tarihinde çok eşsiz bir yere sahip olduğu sonucuna varıyoruz.

Japon Sinemasını burada sonlandırmıyoruz. Birbirinden güzel film listeleri ile devam edeceğiz. Lakin şimdiden, bir sonraki ülke sinemasının hangisi, olması gerektiği hakkında görüş belirtebilirsiniz!

Kaynak:

  1. The Oxford History of World Cinema- Oxford University Press, 1996
  2. Dünya Sinema Tarihi Kabalcı Yayınları, 2003

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here