Buşido, Japon samuraylarının savaşçılık geleneğini kapsayan,  sosyal ve etik boyutları da olan yaşam felsefesidir.

Samurayların savaşçılık geleneği olarak adlandırdığımız şey aslında sadece fiziki savaş stratejileri değildir. Bu savaşçılık geleneği, temelinde, kişisel gelişim, ruhsal olgunlaşma ve ilerleme gibi kavramlarla ele alınır.

Buşido, samuraylar için oldukça önemli bir kavramdır çünkü yaşama dair sorunlara bu felsefeyle yanıt bulurlar.

Yazar, diplomat ve siyasetçi olan Inazo Nitobé, Buşido’nun temel prensiplerini şöyle sıralamıştır:

  • Dürüstlük ve adalet
  • Cesaret, gözü peklik, tahammül
  • İyilikseverlik ve acıma duygusu
  • Nezaket
  • Doğruluk ve açık sözlülük
  • Onur
  • Sadakat yükümlülüğü

Thomas Cleary’nin ifadesiyle ”Samuraylar yüzlerce yıl boyunca yalnızca ulusun siyasal yazgısının efendileri olmakla kalmadı, aynı zamanda halk vicdanının önderleri sayıldı. Savaşçının moral ve ruhu, toplum üzerindeki etkileri bakımından en az maddi güçleri ölçüsünde önemliydi.”

Kazanma hedefi, kaybetme korkusu, yaşam arzusu, ölüm korkusu gibi sınırlandırıcı duygular Buşido felsefesinin özüne terstir. Savaşçı hiçbir şekilde, hiçbir şeyle kendini, zihnini ve bedenini sınırlandırmaz. Savaş sanatlarında, yaşamınızı yaratır, olaylara belirli bir mesafeden bakabilir ve kendinizi özgürleştirerek buraya ve şimdiye ait olabilirsiniz. Bu yaklaşım, her şeyin temelini içerir. Kodo Sawaki’nin yaklaşımına göre savaş sanatlarının sırrı, kazanan ya da kaybedenin olmamasıdır.

”Ne yenebilir ne de yenilebilirsiniz.”                                        Deshimaru 

 

Tai, Wasa, Shin

Taisen Deshimaru

Taisen Deshimaru, üç önemli noktaya dikkat çeker:

  • Tai: Beden
  • Wasa: Teknik
  • Shin: Zihin ya da ruh

Bu kavramlardan hangisinin daha önemli olduğunun sorgulanması üzerine Japonya’da ‘Kedinin Savaş Sanatları Meclisi’ isimli bir hikaye anlatılır.

Japonya’da Shoken adında bir Kendo (Japon kılıç sanatı) ustası vardı. Bu ustanın başı, evini işgal eden bir fareden dolayı beladaydı. Fare her gece ustanın evine geliyor ve ustayı uyutmuyordu. Hatta bu yüzden artık gündüzleri uyumak zorunda kalmıştı. Bunun üzerine usta,  kedi eğiticisi olan bir arkadaşından yardım istedi ve kendisine en iyi kedisini ödünç vermesini rica etti. Arkadaşı ona müthiş hızlı bir sokak kedisi verdi. Bu kedinin muhteşem kasları ve iri pençeleri vardı; güçlü bir kediydi. Tam bir fare avcısı olan bu kedi maalesef evdeki fareyi yakalayamadı ve farenin direnmesinden dolayı kaçıp gitti. Bu olaydan sonra Shoken yeni bir kedi aldı. Bu kedi gösterişli, muhteşem bir yaşam enerjisi olan saldırgan bir kediydi. Bu yüzden kaçmayarak fareyle mücadele etti fakat fare üstün geldi ve ikinci kedi de bunun üzerine kaçıp gitti. Üçüncü kedi ise tuzak kurmayı denedi fakat o da başarısız oldu. En sonunda, ustanın arkadaşı ona siyah, yaşlı bir kedi verdi. İddialı bir görünüşü yoktu. Fare bir süre boyunca onu seyretti, tedirginliği geçti ve bu sakin kediye doğru hareket etti. Kedi fareye tepki vermiyor, onunla ilgilenmiyordu. İyice tedirginliği geçen fare daha da kedinin yanına sokuldu. Kedi o anda harekete geçerek bir hamlede fareyi yakaladı. Bunun üzerine kediler toplandılar ve siyah kedinin neden başarılı olduğunu araştırdılar: Tek başına tai’nin(beden) wasa’nın(teknik) ya da ki’nin(yaşam enerjisi) başarı için yeterli olmadığını fark ettiler. Tüm kavramlar, shin’le( zihin/ ruh) bir araya gelmediğinde savaş sanatlarında bir başarıya ulaşılamayacağına karar verdiler.

Savaş Sanatları’nda bir teknik seçimi yapılmaz. Her şey bilincin ötesindedir ve otomatik olarak gelişir. Zihin, beden ve teknik birleşiminin esas oldığı Savaş Sanatları’nda doğru hareketin yapılabilmesi, bir farkındalık gerektirir. Bu farkındalık ile doğru hareket seçilir, teknik ve beden sayesinde hareket uygulanır ve tamamlanır. Bu süreçte düşünceye yer verilmez.

”Düşünce zaman demektir ve zaman da kusurdur. Sporda, birkaç saniye kadar kısa da olsa zaman kavramı vardır. bu süre içinde hızla düşünür, karar verir ve uygularsınız. savaş sanatları’nda ise beklemek için zamanınız yoktur. zafer ya da yenilgi, yaşam ya da ölüm bir anda kararlaştırılır. bu yüzden şimdide yaşamak zorundasınız. yaşam ve ölüme karar veren şey şimdidir.”

-Deshimaru

Takuan Soho,  zihnin bir noktaya takılıp kalmasını su metaforuyla açıklıyor. Su donduğunda onunla elimizi yıkamayız, içemeyiz. Aynı durum zihin için de geçerlidir. Zihni eritmeyi başarabilirsek o da su gibi kullanılabilir hale dönüşür, bedenin ihtiyaç duyulan yerlerine yayılır ve harekete yön verir. ‘Düşünceden arınma’ Buşido’da ulaşılacak önemli bir aşamadır. Bu durum başarıldığında zihin bir yere takılmadan su gibi akar, yolunu bulur ve gereken yerde açığa çıkar.

”Düşünmeyeceğim diye düşünmek de bir düşüncedir. Düşünmeyi düşünmeyin.”

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here