Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

2003 yapımı The Room filmini hatırlıyorsanız, bu yazıyı okurken yüzünüzde bir gülümseme var demektir. Hatırlamıyorsanız da şöyle özetleyelim: IMDB puanı an itibariyle 3.6 olan, Tommy Wiseau’nun yazıp-yönetip-oynadığı kült “romantik dram” filmi. Ancak bildiğiniz gibi bir efsanelik değil bu; özellikle Amerika’daki yerel sinemalarda gece seanslarına konan ve hala vizyonda olan efsaneleşmiş bir “komedi” filmi olarak kült. Wiseau, zamanında Polonya’dan Amerikan rüyasını gerçekleştirmek için göçmüş ve daha önce emlakçılıktan kazandığı parayı ünlü olmak için Hollywood’a savurmuş amatör bir aktör. Ancak kendisinin Avrupalı konuşma tarzına “Bu, New Orleans aksanı!” cevabı vermesi, gerçek yaşını hiç söylememesi ve kendini abartı derecede ciddiye alması gibi ilginçlikleriyle tam anlamıyla cins bir karakter. Ancak The Disaster Artist (2017) ile onu sevmemek elde değil!

Yetenekli aktör James Franco’nun tıpkı Wiseau gibi yönettiği ve oynadığı 2017’nin en başarılı eserlerinden olan bu film, bizlere bu efsane yapımın çekilme aşamasını anlatıyor. Bu arada hemen söyleyelim: The Room, gerçekten de “enteresan” bir şekilde kendini sonuna kadar izleten amatör bir film. The Disaster Artist’i izlemediyseniz, esprilerin yüzde 80’ini anlamak için öncesinde mutlaka The Room’u izleyin. Bu efsanenin bir dram filminden komediye geçiş sürecini ise Franco, bizlere tek kelimeyle dahiyane bir anlatımla sunuyor. Üstelik başarılı oyuncu, film çekimleri boyunca karakterden çıkmamış; yani bütün oyuncu ve set ekibine Wiseau’nun gözlükleri ve aksanıyla direktif vermiş.

The Disaster Artist’in en önemli rolleri için resmen “yabancıya gitmesin” denilmiş. Ekip, oyuncu kadrosuyla tam bir aile: Başkarakterler James Franco ve kardeşi ünlü aktör Dave Franco’ya ait. İşin ilginç tarafı ise iki aktör de yıllardır piyasada olmasına rağmen ilk defa burada birlikte rol alıyorlar. Aile bu kadarla sınırlı değil: Dave Franco’nun filmdeki kız arkadaşını ise onun gerçek hayattaki eşi olan ünlü aktris Alison Brie oynuyor. Ayrıca Franco kardeşlerin diğer üyesi Tom Franco ise ufak da olsa Karl rolünü canlandırıyor. Üstelik bir de James Franco’nun Freaks and Geeks (1999) efsanesinden beri en büyük dostu olan ve beraber birçok bromance filmine imza attığı Seth Rogen da var. En güzeli de, bu aile ortamı, bizlere o kadar sıcak bir kara mizah örneği sunuyor ki, filmin ne ara bittiğini anlamıyorsunuz bile!

(Spoiler) James Franco, Tommy Wiseau’yu gerçekten çok etkili bir şekilde canlandırıyor: Wiseau’nun The Room’daki o garip mimikleri, hareketleri, konuşma şekli, hatta ses tonu bile resmen aynısı olmuş. 20 saniyelik de olsa merak edenler şu Jimmy Kimmel videosunun başına göz atabilir. Ayrıca çatı sahnesinde Franco, Wiseau’nun bastırarak “ha ha ha” şeklindeki gülmesini bile olağanüstü yapıyor. Jimmy Fallon videosunda taklidini ve burada da filmin benzerliklerini izleyebilirsiniz. Aslında, Dave Franco’nun filmde canlandırdığı Greg Sestero, The Room hakkındaki The Disaster Artist kitabını yazmış. Kitap temel alınarak da senaryo yazılmış. Senaryoyu yazan Scott Neustadter ve Michael H. Weber ikilisini ise (500) Days of Summer (2009) güzelliğinden tanıyoruz. Bu ikili, The Disaster Artist ile de beklenildiği üzere Oscar’da En İyi Uyarlama Senaryo adaylığına layık görüldü. James Franco da Altın Küre’de Komedi / Müzikal Dalında En İyi Aktör Ödülü’nü evine götürdü.

Franco’nun ödüllü performansı dışındaki oyunculuklar da gayet başarılı. Özellikle kardeşi Dave’in filmin ilk gösterim sahnesinde ona yaptığı konuşma akıllara adeta kazınıyor. Bu ilham verici sahneden sonra özellikle ikilinin çatıdaki “parmaklı” diyalogları da gülümseten başka bir sahne. Seth Rogen ise bildiğiniz gibi: Her zamanki samimiyetiyle filmin etkili oyunculuklarından birini sergiliyor. Ancak Rogen’in Neighbors filmlerinde de yan yana rol aldığı ünlü aktör Zac EfronChris-R sahnesinde gerçekten de döktürmüş. Kısa bir bölüm olsa da resmen kahkaha atmamak elde değil.

Filmin komediyi böyle ince ince dokuması ise James Franco’nun yönetmen kimliğinin özeninin sonucu. Franco, esprileri izleyicinin suratına sokmayan kara mizah dolu bu bakış açısı ve karakterlerin gerçekçi mimikleriyle kalpleri fethediyor. Aslında, filmde gerçekçi olmayan tek yapaylık, Dave Franco’nun (takma) uzun sakallı haliydi. Bu bile filmdeki gerçekçiliği tek başına ortaya koyuyor. Genel olarak ise film, Rotten Tomatoes’dan şu 91 puanı almış olmayı cidden hak eden bir eser. İlk The Room’u, ardından da bu filmi izleyin, kaliteli kara mizahın zevkini tadın!

Kaynak: 12.

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here