Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Bölüm 2 filmiyle Harry Potter’a veda etmiştik. Çoğu insan için bu veda 2007 yılında, yani kitapların sona ermesiyle çoktan gerçekleşmişti ama Harry Potter gibi bir efsaneye beyaz perdede şahit olmak, yaşadığımız çağda sahip olabileceğimiz yegane şanslardan bir tanesi. En nihayetinde, 2011 yılının Temmuz ayında vizyona giren son filmle beraber Harry Potter hayranı çoğu insan için bir çağ kapandı neredeyse. Çok mu abarttım? En azından benim için öyleydi. İyisiyle kötüsüyle 10 yıl süren bu beyaz perde macerasının bittiğini kabullenmek zordu ve kalp kırıcıydı ama en azından güzel, tatmin edici bir şekilde vedalaşmıştık. Peki, kitaplarıyla ve filmleriyle birçok insan için çok özel bir yere sahip olan Harry Potter evreni; ya da şimdi ki kurumsallaşmış adıyla Büyücülük Dünyası (Wizarding World), 2011’den sonra biz hayranlara neler sundu?

Büyücülük Dünyasının Dijital Kalbi: Pottermore

Serinin son bulmasından sonra, J.K. Rowling‘in, Harry Potter hakkında ki projelerinin henüz bitmediğini öğrenmemiz çok uzun sürmedi. 2012 yılında, Pottermore adlı site açıldı ve serinin hasretini çekenlerin kaba tabirle gazını bir nebze de olsa almayı başardı. Türkiye’ye gelmesi olağandan birkaç ay geciken sitede hesap açıp, Hogwarts binanı seçebiliyordun. İşin kilit noktası burasıydı zaten. Seriyi seven herkes için Hogwarts binası, önemli bir mevzuydu. Ait olduğun binaya göre sihir dünyasıyla ya da karakterlerle bağ kurmak, seriye olan ilgiyi kuvvetlendiriyordu. Bunun dışında, seriye ait hikayelerin geçtiği mekanlarda gizli objeleri bulmak ve diğer kullanıcılarla düello etmek gibi etkinlikler de vardı. Bu etkinliklerden toplanan puanlar, binaya puan kazandırıyordu ve bina şampiyonu belirleniyordu. İlk bakışta, Harry Potter evrenine geri dönmek için güzel bir yol gibi görünen bu site, bir süre sonra sıkan etkinliklerden dolayı, bir süre sonra J.K. Rowling’in, karakterler, mekanlar ve yaratıklar hakkında yeni bilgiler sunduğu bir site oldu. 2016 yılında, Fantastik Canavarlar Nelerdir ve Nerede Bulunurlar? kitabının sinemaya uyarlanacağı duyurulduktan sonra Büyücülük Dünyası, sınırlarını genişleterek Büyük Britanya’dan çıkmayı başararak dünyanın farklı bölgelerinde de var olmaya başladı. Bu bağlamda tanıtılan ve filmde de adı geçen Ilvermony adlı büyü okuluna ait binalar hakkında bilgi edinmeye başladık. Pottermore’da da kendimizi bu binalardan birine yerleştirebileceğimiz bir test yayınlandı. Hemen akabinde yayınlanan Patronus testi asıl ilgi çeken nokta oldu. Kendilerini bu evrenin bir parçası olarak gören hayranlar için patronusun hangi hayvanın şeklini aldığı önemli bir soruydu. Genel olarak, Büyücülük Dünyasının ansiklopedisi gibi bir işlev gören ve çeşitli Harry Potter testleri hazırlayan Pottermore, 2019 yılı ile birlikte, arkadaşlar arasında ”Hesap aç bakayım, hangi binadasın?” diyaloğundan öteye geçemeyen bir site haline geldi. Bir de, Hogwarts’ı Keşfet adı altında bir etkinlik daha çıkmış ama şahsen ilgimi hiç çekmedi, göz atma ihtiyacı duymadım.

Umbridge Kadar Kötü: Lanetli Çocuk

Evren ile alakalı son kitabın çıkmasından 8, son filmin vizyona girmesinden ise 4 yıl geçtikten sonra, 2015-2016 yılları, Harry Potter seven herkes için fazlasıyla hareketli geçen yıllardı. Newt Scamender’ın hayatını ve başından geçen maceraları konu alacak filmin duyurulmasından; filmle ilgili çıkan detaylardan sonra gelen Lanetli Çocuk haberleri de bir hayli heyecan uyandırıcıydı. En başta, iki bölümden oluşan bir tiyatro oyunu olarak sahnelenen bu yapımın senaryosunun, kitap haline getirilerek tüm dünyada satılacağı duyuruldu. Yıllar sonra, Harry’nin hikayesine tekrar şahit olmak ve sevdiğimiz karakterlerle yeniden buluşmak, hayranların yıllardır beklediği bir şeydi. Harry Potter’ın devamı geliyordu işte! Keşke gelmeseydi.

Jack Throne ve John Tiffany tarafından yazılan ve maalesef ortaya çıkan Lanetli Çocuk hikayeyi okumak gerçekten acı verici bir tecrübeydi. Harry Potter’a ve o evrene hakaret niteliğindeki bu saçmalığı okumanın vermiş olduğu mide bulantısı bir yana, J.K. Rowling’in böyle bir rezilliğe onay vermesi ve hikayenin asıl devamı olarak kabul etmesi asıl öldürücü darbeydi. Tiyatro oyunuyla ilgili olarak ise Hermione’nin siyahi bir aktrist tarafından canlandırılması büyük bir skandal olmuştu. J.K. Rowling’in bu skandallara vermiş olduğu cevap, Harry Potter evrenini ve tüm o karakterleri yaratan kişiye ait değildi sanki. Lanetli Çocuk isimli saçmalığın neden bu kadar kötü olduğunu anlatıp hakaretler savurmak eğlenceli olabilirdi fakat kendisi, zamanımı harcamama ve ekrana bakarken yorulan gözlerimi yormama değecek bir şey değil. Tek kelimeyle, çöp.

Electronic Arts?: Hogwarts Mystery

Harry Potter oyunları hiçbir zaman aşırı kaliteli ya da iddialı yapımlar olmadılar. Harry Potter serisinden değil, Harry Potter filmlerinden uyarlanan eserlerdi çünkü. Dolayısıyla, filmde neler gösterildiyse oyunlarda da onları görmeyi beklemek en doğrusuydu. Sonuç olarak oyunlar, eksik ya da fazlasıyla bunları bizlere sundu. Arada çıkan Quidditch World Cup oyunu, çerezlikti ve aşırı kolay bir oyun olduğu için bir süre sonra sıkabiliyordu ama Quidditch oyunuydu sonuçta. Hangimiz Harry Potter gibi süpürgeye binerek uçmayı hayal etmedi ki? Harry Potter serisi hiçbir zaman fazla beklentiye sokan oyunlar sürmedi piyasaya. Reklamlarını da buna uygun bir şekilde yaptılar. Hatta hiçbir beklentisi olmadan Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı oyununa başlayan ben, Hogwarts’ta nispeten özgürce dolaşabileceğimi gördüğüm zaman, hayatımın bir bölümünü Hogwarts’ta dolaşarak geçirmiştim. Devam oyunu olan Melez Prens oyununda ise devasa şatoda nispeten istediğin gibi dolaşmanın yanında, Quidditch maçları ve her binanın kendisine ait bölgesinde düellolar yapma imkanı vardı. Bu oyunlar; oyunların sundukları, hiçbir zaman çok iyi olmadı ama doyuruculardı.

Aralık 2017 geldiğinde, Hogwarts Mystery isimli oyun çıktı piyasaya. Karakterimizi oluşturduktan sonra Hogwarts’ta öğrenci olabileceğimiz ilk oyundu bu. Oyunun mobil olması az da olsa hayal kırıklığıydı. Böyle bir deneyimi bilgisayarda ya da konsolda yaşamak çok daha muhteşem olurdu. Ancak, oyunun reklamları oyuncuya fazlasıyla özgürlük vaat ediyordu. Hogwarts’ta istediğimiz her şeyi yapabilecekmişiz gibi bir izlenim yaratılıyordu. Uzun yıllar sonra Harry Potter’a ait bir ürüne yeniden heyecan duyarak oyunu indirdim ve oynamaya başladım. Kimse, elmas bekleme denen son derece sinir bozucu ve saçma olaydan bahsetmemişti! Oyuna girdikten ve karakterimi büyük bir heyecanla yarattıktan sonra, hikayede biraz ilerledim. Sadaka niyetine verilen elmasları harcadıktan sonra beklemeye başladım. Daha sonra da hiçbir şey yapmadım. Belli bir zaman sonra gelen elmasları, karakterimin yanında duran süpürgeye, tüylü kaleme ya da Snape’in deney tüplerine basarak harcadım. Bu kadar… Bir oyunu indirmenin amacı, o oyunu oynamaktır. Hogwarts Mystery’de ise elmas bekleyip, basman gereken ders materyallerine tıklamak yeterliydi. Oyunda ilerleyebilmek için ihtiyacın olan elmasları beklemek yerine satın alma seçeneği de vardı ama neden? Oyuncuya herhangi bir şey sunmayan oyunda ilerleyebilmek için neden para harcamamız gerekiyor?

Sönük Bir Geri Dönüş: Fantastik Canavarlar Film Serisi

Fantastik Canavarlar film serisi hakkında fazla konuşmaya gerek var mı, emin değilim açıkçası. Seriye ait iki film de güncelliklerini hala koruyorlar. Zaten daha önce bu filmlerle ilgili bir sürü inceleme yazısı yazıldı, YouTube videoları çekildi. Yine de, bu yazıya istinaden az da olsa bahsetmem gerekiyor. Bence ilk film iyi bir başlangıç filmiydi. Harry Potter evrenini sinema perdesinde yeniden görmek gerçekten çok hoştu. Bazı yaratık kovalamaca sahnelerinde ve diyaloglardan sıkıcı olduğunu düşünsem de bu filme karşı objektif olmayı pek başaramıyorum. İkinci film ise, filmin başında izlediğimiz Grindelwald’ın kaçış sekansı ve muhteşem Hedwig’s Theme eşliğinde Hogwarts’ı uzun yıllar sonra yeniden gördüğümüz sahne dışında, Lanetli Çocuk’tan biraz daha iyiydi. Leta Lestrange‘in ve Credence‘ın aşırı bayık aile dramasını kim merak ediyor gerçekten? Credence, filmin merkezinde olmayı hak edecek kadar ilgi çekici bir karakter mi? Büyücülük Dünyasının temelini oluşturan 7 kitaptan ve aynı sinema evreninde geçen 8 filmden tamamıyla alakasız bir senaryo, orijinal seriye ait kaç referans daha verilirse kurtarılır?

Aradan geçen 8 yılda, satış rakamlarının güçlü olacağı öngörülen efsane külliyatların adını kullanarak kalitesiz eserler üretmek daha da popüler hale geldi. Tek dertleri para olan ağzı salyalı yapımcıların hakim olduğu bir ortamda, J.K. Rowling’in yarattığı bu efsanenin kaderi, yine kendisinin ellerinde. Yine de tüm suçu yapımcılara atmak yanlış olur. J.K. Rowling’in bu dünyaya herkesten fazla hakim olduğu bir gerçek. Ancak, hakimi olduğu seride, geçmişte yazdığı ya da yarattığı şeyleri, bir nedenden ötürü değiştirmek; başka hale getirmek, yenilikten ziyade tutarsızlıktan başka bir şey değil. Umarım önümüzdeki yıllarda, sevdiğimiz serilere ait gerçekten kaliteli eserler tüketme imkanımız olur.

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here