Başta dram filmleri olmak üzere duygusal yönlerimize hitap ederek, hüzün havası yaratmakta oldukça başarılı işler yapılmaktadır. Ancak bazı filmler var ki mekânları, müzikleri, senaryoları ve oyunculukları ile bir bütün oluşturarak, ruh hâlimizde derin bir melankoli etkisi yaratır. Gerçeğe yakın pencerelerden işlenmiş hikâyelerinde duruluğa şahit olduğumuz ve ruhumuzda hüzün bırakan filmleri bir araya getirdik.

1. The Machinist 

The Machinist, uykusuzluk yüzünden bütün hayatı felç olmuş bir fabrika işçisi olan Trevor Reznik‘in hayatını ele alır. Neredeyse bir yıldır hiç uyumamış olan Trevor, günlük hayatında bir hayalete dönüşmüş, hatalar yapmaya başlamış ve gerçeklikle olan bağlantısını yitirme noktasına gelmiştir. Genç adamın yaşantısının alt üst oluşunun sebeplerini ve sonuçlarını izleyeceğimiz film, aynı zamanda derin psikolojik tahliller de barındırmaktadır. Gerilimin kademe kademe arttığı film, izleyicide tam anlamıyla ruhsal bir huzursuzluk yaratır. Filmi izlerken Christian Bale‘in muhteşem oyunculuğuna bir kez daha hayran olurken, kendimizi filmin kasvetli havası tarafından sarılmış buluruz.

2. Blue Valentine   

Eski sevgilisinden hamile olan Cindy, bebeğini aldırmayı düşündüğü sırada yeni sevgilisi Dean’in birlikte bir aile kurma isteği, hayatlarını bambaşka bir yöne çeker. Yetişme tarzları, hayattan beklentileri ve kişilikleri bambaşka olan bu genç çiftin evliliklerinden kısa süre sonra aralarındaki bağ yitirilmiş ve ilişkileri çıkmaza sürüklenmiştir. Hayatın iki farklı noktasında duran bu ikilinin çıkmazını konu alan film, naifliği ve gerçekliği ile izleyenleri kendisine bağlamaktadır. Başrollerinde Ryan Gosling ve Michelle Williams‘ın bulunduğu Blue Valentine, yıkılma evresindeki bir evliliğe dair hassas tespitlerde bulunurken bu çöküşü görselliğinden kurgusuna her karede hissettirmeyi başarır. İlk olarak 26. Sundance Film Festivali’nde gösterime giren filmin yönetmen koltuğunda ise Derek Cianfrance oturmaktadır.

3. Detachment

Detachment, tam anlamıyla kayıp gençlik tabirini kullanabileceğimiz öğrencilerle dolu bir liseye Henry Barthes adlı bir öğretmenin gelişi ile başlar. Okuldaki diğer öğretmenlerin bile uyum sağladığı büyük kuralsızlığın egemen olduğu lisede, Barthes dertlerinden sıyrıldığı noktalarda öğrencilere destek olmaya çalışmaktadır. Detachment’taki her bir karakterin duygusal boşluğuna ayrı ayrı şahit olurken, ebeveynlerin çocuklarını bir birey olma yolunda nasıl tek başına bıraktıklarını tüm gerçekliği ile izleme şansına sahip oluyoruz. Adrien Brody‘nin başrolünde olduğu film, isminin hakkını vererek izleyicisine bir kopuşun öyküsünü başarılı bir şekilde sunuyor.

4. Lost in Translation

Bir reklam çekimi için Japonya’ya giden Bob Haris ve fotoğrafçı eşinin peşinden bu yabancı ülkeye sürüklenen Charlotte‘un yolları bir barda kesişir. Dışarıdan mükemmel görünen bu iki ayrı hayat, aslında aynı sorgulamalar içinde kaybolmuş durumdadır. Lost In Translation bambaşka bir dile sahip ülkede, kendini ifade edemeyen 2 turistin hikâyesi gibi dursa da çok daha öte anlamlar verme çabasında. Yeni tanışmış bu iki yabancı, hayatta en yakın olmaları gereken insanlara uzak kalmış, psikolojik sancılar çekerken kendilerini sorgulamaktadırlar. Bill Murray ve Scarlett Johansson‘i başrolde izlediğimiz filmi yazıp yöneten isim ise Sofia Coppola. “En İyi Senaryo” dalında Oscar sahibi olan film sakinliği ve duru akışı ile keyifli bir seyir zevki yaşatıyor.

5. Kış Uykusu

Emekli tiyatro oyuncusu olan Aydın, bir süredir genç eşi ve kız kardeşi ile birlikte kendilerine ait olan Othello Otel’de yaşamaktadırlar. Aydın, yerel bir gazetede köşe yazıları yazmaktan ve bir kitap çıkarma hayalini kurmaktan başka bir şey yapmayı reddeden ve dünya ile bağını zayıflatmış bir karakterdir. Aydın’ın başta karısı Nihal ve kız kardeşi Necla ile olmak üzere tüm yan karakterlerle olan tezat ilişkisini belli bir çerçeveden veren film, toplumsal katmanlaşmanın yanında; kibir, gurur gibi insani duyguları karakterlerin her birine yedirerek izleyicisine vermektedir. Oyuncu kadrosu tamamıyla bir şaheser olan filmin yönetmenliği ise Nuri Bilge Ceylan üstleniyor. 2014 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan film, senaryosundan oyunculuklarına her noktası ile akıllara kazınmayı başarmaktadır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here