Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
7

Pierre-Auguste Renoir da döneminin ressamları gibi kariyerinin sonlarında tanınır ve para kazanır bir isim olmuştu. Sanatı hakkında her zaman mütevazıydı, burnu havada bir sanatçı olmadı. Onun için sanat çekici ve heyecan verici bulduğu şeyleri resmetmekti. Kendi isteğiyle, herhangi bir fikri ya da duyguyu ifade etmek için düşünmekle ilgilenmedi. Çağının eleştirmenleri, eserlerini hafif ve önemsiz bulmuş olmasına rağmen halk, aksine ulaşılabilir ve eğlenceli olarak gördü.

Pierre Auguste Renoir

Renoir, 25 Şubat 1841 yılında Fransa’nın Limoges şehrinde doğdu. Annesi ve babası Pierre Auguste doğduktan kısa bir süre sonra  Louvre bölgesine taşındılar. Sanatçı ailenin ikinci küçük çocuğuydu, ağabeyleri ile birlikte toplamda beş kardeşlerdi. Paris’in göbeğinde terzilikle geçinmek pek kolay değildi, evleri çok küçüktü. Ağabeyleri Henri ve Victor iş bulup evden taşınınca evdeki sıkışıklık yavaş yavaş azaldı.

Portrait of Romaine Lacaux, 1864

On üç yaşında vazo ve tabak süsleyen bir porselen ressamının yanına çırak olarak girdi. Aile tüm çocuklarını sanatsal işlere yönlendiriyordu, abisi Henri oymacılık mesleği ile uğraşıyor böylece eve para getirebiliyordu. 1862 yılında henüz yirmi bir yaşındayken sanat eğitimi için Ecole des Beaux-Arts‘a kabul edildi. Bu şekilde sanat hayatına temelli adım atmış oldu. Burada Charles Gleyre’nin öğrencisi olmuştur. Sanat hayatı Gleyre’nin atölyesinde başladı, fakat romantizm akımının bilinen ismi Eugene Delacroix ve realist sanatçı Gustave Courbet gibi sanatçılara duyduğu hayranlık ile devam etti.

Woman of Algiers, 1870

Bu sanatçılara olan hayranlığını bazı eserlerinden anlayabiliriz. Özellikle Woman of Algiers tablosu Delacroix’in aynı temalı eserinden etkilenmiştir. Bununla beraber o dönemin sanatında Doğu’ya öykünme çok sık görülürdü.

Women of Algiers, Delacroix, 1834

Yukarıda Delacroix’in Women of Algiers’ini görmekteyiz. İki eser arasında belirli farklılıklar var. Delacroix bu eserinde, hayal gücünü Doğu’nun egzotik temsilleri ile bütünleştirmiştir. Renoir ise, şehvet duygusunu akıllara getiren şuh bir poz ile izleyiciyle birebir iletişim halinde olan bir figür resmetmiştir. Figür Doğu’ya özgü kıyafetler giymektedir. Sanatçının modeli, on dokuz yaşındaki lise öğrencisi kız arkadaşıdır.

Country Foothpath ın the Summer, 1874

Sanatçının ressamlık kariyeri, Akademide dönem arkadaşı olduğu empresyonist ressamlarla birlikte gelişti. Monet, Bazille ve Sisley beraber çalıştığı arkadaşlarıydı. Renoir’ın Esmeralda Dancing with a Goat isimli tablosu, 1864 yılındaki Paris Salonu sergisine kabul edilmiştir. Fakat bu resimle ilgili bir kayıt yoktur, sanatçının tabloyu beğenmediği ve imha ettiği söylenir. Realist ve Empresyonist çalışmaların sürekli reddedildiği bir salondur Paris Salonu,buna rağmen kabul edilmesi tablo hakkında bir çok şey söylemektedir.

Country Footpath in the Summer tablosu Monet’in The Poppy Field near Argenteuil isimli eserine çok benzemektedir. Empresyonizm’e olan bağlılığını bir çok defa kanıtlayan sanatçı bu eserinde de bizlere bunu göstermiştir. 1876’da Durand-Ruel’in galerisinde gerçekleşen Empresyonistler sergisinde sanatçının on beş işi sergilenmiş, altı adet tablosu da satılmıştır.

The Luncheon of the Boating Party, 1880-1881

1870’li yılların sonlarında sanatçı empresyonistlerle sergilere katılmayı bıraktı. Bireysel rotasını takip etmeye karar verdi. The Luncheon of the Boating Party tablosunda kullanılan stil, bu tablodan beş yıl önce yapmış olduğu Le Moulin de la Galette tablosundan daha kesindir. Figürler daha güçlü, renk kullanımları daha nettir. Bu tablodaki figürler için sanatçı, stüdyoya gelen arkadaşları ile çalışmıştır. Onları model olarak kullanmıştır. Mekan ise sanatçının sık sık ziyaret ettiği ve vakit geçirmekten büyük zevk aldığı Restaurant Fournaise‘dir.

The Umbrellas, 1881-1885

Usta ressamın 1881 yılında çıktığı İtalya gezisi onun sanatı için bir dönüm noktası oldu. Döndüğünde empresyonizmin bir çıkmaz olduğunu ve yeni bir tarz araması gerektiğini kabul etmişti. Sanatçının 1880’li yıllardaki yeni tarz arayışı, günümüzde onun ”Kuru Dönemi” olarak bilinmektedir. The Umbrellas tablosu usta ressamın 1880’li yıllardan sonra resim sanatına yaklaşımındaki değişimleri açıkça göstermektedir. Sanatçı bu tabloyu yıllarca tamamlayamamış, tekrar tekrar üzerinde çalışmıştır. Sağ taraftaki figürlerde parlak renkler, yumuşak hatlar ve hafif fırça darbeleri bize Renoir’ın izlenimci yaklaşımını hatırlatır. Ancak sol taraftaki iki figür, daha net çizgilerle tanımlanan ve bastırılmış renklere sahip olan yeni bir tarzdır.

1919 yılında, yetmiş sekiz yaşında hayata veda eden usta ressam altı bine yakın eserlik bir portfolyoya sahiptir. Sanatçının son sözleri: ”Sanırım artık bununla ilgili bir şeyleri anlamaya başlıyorum.” olmuştur. Bu sözleri söylerken hasta yatağında yardımcısı Nenette’nin onun için topladığı dağ lalelerinin resmini yapıyordu.

Kaynaklar: Renoir, Büyük Ressamlar, Koleksiyon Yayınları

Beğen
Beğen Harika Heuheu WOW Olmamış Kızdım!
7

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here