Claude Monet’in insanı gerçekten 1870’ler Paris’indeki Gare St Lazare Tren İstasyonu’nda hissettiren tablosu The Gare St-Lazare yakından bakacağız.

Claude Monet, Londra’dan Fransa’ya dönüp Paris yakınlarındaki Argenteui’ye yerleşti ve 1871 ile 1878 yılları arasında burada yaşadı. 1877 yılının Ocak ayında ise Gare St Lazare Tren İstasyonu yakınlarında bir daire tuttu. Daha sonra tren istasyonunda çalışmak için izin isteyerek buradaki ışık değişimlerini, tren buharlarını, modern hayatın gündelik hareketlerini inceleme şansı elde etti. Tüm bu gözlemlerin sonucu olarak bu tren istasyonunu değişik açılardan defalarca resmetti. The Gare St-Lazare, istasyonun iç görünümünün resmedildiği ve günümüze kadar gelen dört tablodan sadece biri.

Monet’in Gare St-Lazare’i farklı açılardan, günün farklı zamanlarında ve farklı hava koşullarında resmettiği bir düzine tablosu bulunmaktadır. Tüm bu tablolarda, ana öge trenler olmakla birlikte Monet, ışık oyunlarıyla trenlerin çıkardığı buharı ilgi çekici bir şekilde resmetmiştir. Aynı temaya sahip bu on iki tablodan yedi tanesi, 1877 Nisan’da gerçekleşen üçüncü Empresyonist sergisinde yer almıştır.

The Gare St-Lazare tablosunda insanlar, trenler ve normalde ana öge olarak düşünülecek figürler ayrıntılı bir şekilde resmedilmemiştir. Bu eserin en dikkat çekici özelliği – büyüklüğünün yanı sıra (75*104 cm) –  Claude Monet’in ışığı kullanım şekli. Tabloyu fazlaca dolduran ve neredeyse bize doğru gelerek etrafımızı saracakmış gibi hissettiren tren buharının yanı sıra gün ışığını da tabloda oldukça başarılı yansıtarak Monet, eserini dikkatli inceleyenleri kendine hayran bırakmaktadır. İzlenimcilik akımının en iyi örneklerinden kabul edilen bu eserde kullanılan renkler ve ışık oyunları sayesinde tren istasyonunun etrafında yer alan yapılar ve istasyondaki lokomotifler, resmin dominant ögeleri olan buhar ve gün ışığı ile birlikte muhteşem bir şekilde harmanlanmıştır.

Kaynak: 1, 2, 3

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here