İkinci İzlenimciler Sergisi‘ni gezen bir eleştirmen sergiden ayrıldıktan sonra, akademinin klasik resim anlayışını umursamayan ev sahibi sanatçılar için; “Beş ya da altı deli. Delilerden birisi de kadın.” demişti. Belki de haklıydı. Çünkü döneminde böylesine radikal ve çığır açıcı tekniklerle farklı konular işlemek büyük bir deli cesareti istiyordu. İzlenimci ressamlar Claude Monet, Edgar Degas, Pierre Auguste Renoir, Paul Cézanne, Camille Pissarro ve Berthe Morisot bu cesarete sahip yenilikçi ressamlar olarak ilgi çekmeyi başarmıştı.

İzlenimci delilerin kadın olanı Berthe Morisot ise; döneminde resim anlayışıyla tepki çeken diğer erkek meslektaşlarından daha fazla dikkat çekmişti. Hem akademinin getirdiği resim anlayışına ters eserler üreten bir grupta yer alması, hem de o gruptaki tek kadın olması, değerini ve yeteneğini anlayamayan bazı kesimleri rahatsız etmişe benziyordu.

Dönemin sanat çevreleri Berthe Morisot’u her zaman geri planda bırakmaya çalışmış olsa da, resim aşkından hiç vazgeçmeden eserler üretmeye devam eden sanatçı, kısa ömrüne 860’dan fazla eser sığdırmayı başarmıştır. Eserlerinin çoğunda ev içi mekanları ve kadınların günlük yaşantısını konu edindiği görülmektedir.

19. yüzyılda erkeklere açılan çoğu kapının kadınlara kapalı olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak Morisot’un neden genelde ev içi ortamları resmettiğini anlayabiliriz. Erkek meslektaşlarının girebildiği bar, kabare, genelev gibi mekanlara giriş yapamadığı için bu mekanları resmeden eserler üreten diğer ressamlara göre farklı konular seçmek zorunda kalmıştır.

Aynı zamanda zengin bir burjuva sınıfına mensup bir ailenin kızı olan Morisot, sanatını icra ederken aile nüfuzunun zedelenmemesi için de çaba sarf etmek zorunda kalmıştır. Kısacası Morisot’un hayatında görünmez olarak yer alan bu sınırlar, onun resim anlayışına ister istemez bazı kısıtlamalar getirmiştir.

Morisot’un tüm bu sınırlara rağmen, resme olan derin tutkusundan vazgeçmeden ürettiği eserlerinden biri de; şu an bakmakta olduğumuz “Kelebek Avı” adlı eseridir.

Eser, ilk İzlenimci Sergi’nin gerçekleştiği 1874 yılında resmedilmiştir. İzlenimcilik akımının tüm belirgin özelliklerine rastlayabileceğimiz bu eser, ressamın kendisi gibi burjuvazi bir sınıfa ait olduğunu düşündüğümüz bir kadını, kır veya park benzeri bir alanda resmetmektedir.

Resmin odak noktasında yer aldığını gördüğümüz bu kadın, bize doğru yaklaşmakta ve adeta gözlerini seyirciye dikmiş vaziyettedir. Elindeki değnekle kelebekleri kovaladığını düşündüğümüz bu kadının hemen arkasında iki çocuk yer almaktadır. Kadının alandaki tüm kontrolü elinde tuttuğunu ve çocuklardan sorumlu olduğunu rahatlıkla anlayabiliyoruz.

Resmin odak noktasında çarpıcılığıyla dikkati üzerine çeken kadın bir figür kullanmak, sanatçının öznel bir yaklaşım içerisinde olduğunu göstermektedir. Eserin resmedildiği dönemi düşündüğümüzde konu bakımından bu kadar öznel bir yaklaşım içinde olmak son derece cesur bir hamle.

Resimle ilgili dikkat etmemiz gereken bir diğer unsur da; eserin teknik yapısıdır. İzlenimcilik akımının özelliklerinden biri olan; serbest ve dağınık fırça darbelerinin kullanımına bu eserde de rastlıyoruz. Arkadaki çocukların ve kadının kıyafetinde, özellikle de resmi çevreleyen ağaçların yeşil kısımlarında bu darbeleri rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Ayrıca burada boyanın da iki farklı amaca hizmet edecek şekilde kullanıldığını görüyoruz. Boya, hem betimleme aracı olarak, hem de doğrudan resmin bir parçası olacak şekilde kullanılmıştır.

Berthe Morisot, sadece dört bir yanı sınırlarla çevrili olduğu halde gösterdiği dirayet ve azimden dolayı değil, eserlerindeki eşsiz güzellikten de belli olacağı gibi yeteneğiyle de  takdir edilmeyi sonuna kadar hak eden bir sanatçıdır.

Onun bu güzel ve çarpıcı hayat yolculuğunun içinde kendine büyük bir yer ayıran resim sanatı, belli ki onun için en büyük tutkuydu. Bu tutkusunu başarılı bir şekilde aktardığı “Kelebek Avı” adlı bu eseri günümüzde Paris’te bulunan Orsay Müzesi’nde sergilenmektedir.

Kaynak: 1, 2, 3,

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here