Batı edebiyatının ilk büyük eserleri olarak kabul edilen İlyada ve Odysseia destanlarını derleyen ünlü ozan Homeros hakkında elimizdeki bilgiler oldukça kısıtlı olmasının yanında eserlerine ve yaşamına dair hatta daha doğrusu gerçekten bu isimde bir ozanın yaşayıp yaşamadığına dair birçok spekülasyon bulunmaktadır. Bu tartışmalara değinmeden önce çoğunluğun kabul etmekte olduğu bilgiler ışığında Homeros’ tan bahsedelim.

İyonyalı ozanın M.Ö. 8.yüzyılda doğduğu ve doğduğu yerin Sakız Adası ya da Smyrna yani bugün ki adıyla İzmir olduğu düşünülmektedir. Yaşamını nasıl sürdürdüğüne dair enformasyonumuzun kaynağı ise Antik Yunan tarihçisi Herodot’ tur. Herodot, Homeros’ un kör ve ihtiyar bir şair olduğundan, oradan oraya dolaşarak şiir okuduğundan ve yaşamını Ege adalarında sürdürdüğünden bahseder, bu tasvir o dönemde yaşamış rhapsodosları betimler niteliktedir. Herodot’ un söylediklerini doğrulayacak nitelikte bir kanıt ise Eski Yunan dilinde ‘homeros’ kelimesinin kör anlamına gelmesidir. Ancak eserlerinde yaptığı gerçekçi ve doyurucu dış dünya tasvirleri görme duyusuna sahip olmayan birinin yapabileceğinin çok ötesinde olması ile yine ayrı bir tartışma konusu olmuştur.

Yazdığı eserlerin Antik dönemde Yunanistan ve Anadolu’ da halk tarafından neredeyse ezbere bilindiği, birçok alanda içerdiği bilgilerden yararlanıldığı ve hatta yüzyıllar boyunca okullarda temel kitap olarak okutulduğu söylenmektedir. Hiç kuşkusuz destanları ile Homeros Antik Yunan dini ve tarihinin temelini oluşturmaktadır. Ortaya çıkarmış olduğu Yunan tanrılarına ait soy ağacı ile hem Olimpos tanrılarını daha net bir şekilde nitelemiş hem de Anadolu ve Yunan mitolojisini bir araya getirmiştir. Söz konusu eserleri yalnızca kendi çağını etkilemek ile kalmayıp James Joyce, Shakespeare, Romalı şair Virgil’ i de etkilemiş ve günümüzde de bu etkisini kaybetmemiştir.
İlyada Truva Savaşı’nı konu alırken, Odysseia Truva Savaşı’ndan dönen Odysseus’ un maceralarını mitolojik ve fantastik bir dille anlatmaktadır. Ancak bu destanlarda anlatım biçimi ve lehçede birbirinden tutarsız bir üslup görülmektedir, bu da ister istemez araştırmacıların aklında bazı soru işaretleri bırakmıştır; öyle ki bir rivayete göre Homeros’ un bir kişi mi yoksa birden fazla kişi mi olduğu – yani Homeros adının bir ozanlar grubuna ait olabileceği- bile spekülasyonlar arasındadır. Ancak bu noktada Homeros’ un halkın dilinde dolanıp duran Troya Savaşı’na ait epik olayları derlediği de göz önünde bulundurulmalıdır. Çoğu araştırmacı ise bu üslup değişikliğinin Homeros’ un İlyada’yı gençliğinde Odysseia’yı ise daha ileri ki yaşlarında yazmış olmasından kaynaklandığını düşünmektedirler. Ancak her ne olursa olsun döneminden önce yaşanmış bu halk efsanelerini kaleme alırken, kendi tahayyül gücünden de ögeler katarak, dönemin kültürel motiflerini, yaşam ve inanış biçimini etkili bir şekilde ele almıştır. Mevzubahis destanların bu denli topluma nüfuz etmesinin sebebi ise eserlerinde iyi ve kötü olarak keskin bir çizgi çizmeksizin, gerçekçi bir şekilde insan doğasını, temel içgüdü ve duygularını işlemesi, destanlardaki kahramanların kişiliklerini de derinlemesine inceleyerek okuyucuya aktarmasıdır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here