Esaretin Bedeli 1994 yapımı bir ABD filmidir. Frank Darabont‘un yazıp yönettiği film, yıllardan beri IMDB’de 1. sıradaki yerini korumaktadır. Stephen King‘in “Rita Hayworth and Shawshank Redemption” adlı kısa öyküsünden uyarlanan film için Frank Darabont Stephen King’e 1 dolar telif ödemiştir. Filmin başrollerini Tim Robbins ve Morgan Freeman paylaşmaktadır.

Andy Dufresne (Tim Robbins) karısını ve karısının sevgilisini öldürmek suçuyla yargılanır ve işlemediği bu suçun sonucunda iki kez arka arkaya ömür boyu hapse mahkum edilir. Andy Dufresne sakin, çok konuşmayan bir yapıya sahip bir banka memurudur. Dışarıdan bakıldığında da bu portreyi çizen Andy’nin suçsuz olduğuna yine de kimse inanmaz.

Cezasını çekmek için geldiği bu hapishanedeki insanlar onun belki de hayatı boyunca asla karşılaşmayacağı, karşılaşsa dahi muhatap olmayacağı kişiliktedirler. Kahramanımız burada iki zorlu yıl geçirir. Bu süreçte dayak yer, hücre hapsinde tutulur ve defalarca tecavüze uğrar. Bu iki yıldan sonra bir görevlinin maliye konusundaki bir sıkıntısını çözmesi sonrası ağır ağır istediklerine ulaşmaya başlar ancak ona bu kolaylığı sağlayan hesap yeteneği aslında onun mahkumiyetini de uzatacak olan şeydir. Andy, zamanla hapishanedekilerle dostluğunu ilerletirken bir yandan da devrim niteliğinde değişiklikler yaptırır. Bu mahkumiyetteki en yakın dostu ise Ellis Boyd ‘Red’ Redding (Morgan Freeman) olur. Öyle ki hikâyeyi en başından itibaren fonda anlatan da Red’in kendisidir. Red ile ilgili olan ilginç bir kısım ise şudur ki, Red bir İrlandalıdır. Ancak bu rol için yönetmen en başından beri Morgan Freeman’ı düşündüğü için Red karakteri sinema dünyasındaki ilk siyahi İrlandalı olarak tarihe geçecektir.

Film bizlere mahkumiyetin bile zamanla bağımlılığa dönüşebileceğini anlatır. Mahkumiyet bağımlılığının özgür dünyada yaşamayı imkansızlaştırdığını gözler önüne serer. Tıpkı uzun zaman uçmayan bir kuşun ilk uçtuğu an duvara çakılması gibi. Bir yandan da eğer kafanıza bir işi koymuşsanız bunun ne kadar zamanda gerçekleşeceğinin bir önemi olmadığını, yalnızca hedefe kilitlenip sabırla çalışmak gerektiğini öğütler.

Yukarıda da bahsettiğim gibi film senelerdir IMDB’deki birinciliğini koruyor. Kaldı ki bu filmden çok daha iyilerini izlediğinizi düşüneceksiniz. Bu doğru olabilir. Gerçekten de o birinciliği hak edecek çok daha çarpıcı filmler olduğu kanısındayım. Politik ve siyasi ayağı var mıdır bu birinciliğin bilmiyorum ama birçok kişi aşıladığı umuttan dolayı bu sıralamayı koruduğu inancında. Umut, uyuşturucu gibi bağımlılık yaratan ve vazgeçtim diyenin bile vazgeçmediği bir şeydir. Umudun gücü bu filmi bile koruyor olabilir. Çünkü film her ne olursa olsun, her ne yaşamış olursanız olun, umut etmeyi bırakmayın diyor.

Oscar’da 7 adaylığı bulunan filmin Oscar’dan ödülünün bulunmaması, IMDB’deki sıralamasının sebebinin Akademinin hata yaptığı fikrini yüzüne vurmak için olabilir diye düşündürüyor. En İyi Görüntü ödülünü o yıl İhtiras Rüzgârları adlı filme kaptırmış ancak Esaretin Bedeli filminin gerçekten görüntü, ışık ve renk matematiği çok dikkat çekici ve kusursuzdu. Bu konuda hakkı yenmiş olabilir ama o yıl yarıştığı filmler de oldukça başarılı. 1995 senesi gerçekten de Oscar adayları için zorlayıcı bir yılmış.

Son olarak yazımızı Andy’nin sözüyle bitirelim: “Unutma Red, umut iyi bir şeydir, belki de en iyisi. Ve iyi şeyler asla ölmez.”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here