İtalyan resim sanatına çoğumuz ilgi duymuşuzdur. Peki bu nadide resim sanatının çıkışı nasıl oldu?

İtalyan resim sanatında, 18. yüzyıla değin sürdüğü izlenen şaşırtıcı gelişmenin kökleri daha 13. yüzyılda atılmıştır. Bizans mozaiğinden miras kalmış olan alışkanlıklar o güne dek içinde kapalı kaldığı dar sınırlarından birkaç dahi sanatçının etkisiyle adeta birdenbire kurtulur. Ama değişen resim tekniği değil, hala tümüyle din konulu olan motiflerin ele alınış biçimleridir. Resim artık yalnız hayal edilenlerin kağıda geçirilmesi gibi dinsel bir saygının aynası olmaktan çıkmış, gerçek dünyanın görüntüsü olmuştur. O zamana dek figürler, bir kabartmadaki gibi canlandırılırken şimdi derinlik kazanırlar. Kumaşlar ağır kıvrımlarla dökülmekte, çizgilerle belirtilmektedir.

Cimabue, Tahtta Oturan Meryem’le Melekler

Cimabue ile başlayan değişim her şeyden çok resim tarihinin üstün ve dahi kişiliklerinden biri olan Giotto di Bandone’nin yapıtı sayılır. Öğrencileri çok uzun yıllar onun dehasından aldıkları etkiyi sürdürmüşlerdir.

Floransa Resim Sanatı

Cimabue’da henüz Bizans ruhu görülür. Onun “Madonna in Maesta”sında hala bir ağırbaşlılık vardır. Figürlerin hepsi altın yaldız fonun önünde derinliksiz dizilidir. Resim, zamansızlık duygusu getiren bir sessizlikle doludur. Çarmıha gerilmiş İsa resimleri yoğun dramatik bir duyguyu yansıtır, dış çizgilerin iyice belirtilmiş olması bunu daha da artırır ama Cimabue’nin asıl 1288’den sonra yaptığı freskler hayranlık uyandırıcıdır diyebiliriz. Meryem’in yanındaki Francesco onun en çarpıcı eserlerinden biridir aynı zamanda.

Giotto, Cimabue’nin öğrencilerinden biri. Ama yapıtlarıyla onu yaratıcılıkta geride bırakmış diyebiliriz. Aşağıdaki fotoğraflar bir kiliseye ait. Bu kilise Assisi BasilicaAssisi Bazilica‘nın nefinin resimlendirilmesini Giotto yönetmiş. Burada Kutsal Kurtarıcı’nın yaşamı 28 büyük freskte anlatılmış, ayrıca her türlü anlatıcı gerçeklikten uzak, daha çok doğallığı ağırbaşlı bir anıtsallık düzeyine çıkartan yalın bir üslup içinde ele alınmış.

Assisi Basilica

Sanatçının özgünlüğünü çok daha güçlü bir şekilde kanıtlayan yapıt da Padua’da Scrovegni Şapeli’ndeki Kutsal Bakire ile İsa’nın yaşam öykülerinin, acılarının ve erdemlerinin üç resim dizisinde canlandırıldığı yalnız gri tonlarla çalışılmış bezemeleri. Olayların her biri dramatik gerilimin doruğa çıktığı anı gösterir. Kutsal sahnelerin bundan daha olgun bir anlatıma ulaştığı nadir görülür. Floransa Okulu yüzyılın sonuna kadar bu büyük ustadan öğrendiklerini yineler.

Siena Okulu

Duccio özgünlüğünü, Bizans geleneğini yeni bir incelik ve Gotik anlayışla kavrayarak kanıtlar. Arka yüzü İsa’nın yaşamından alınmış küçük sahnelerle bezeli büyük “Maesta”nın katedralde sergilenmesi Siena’da büyük bir bayram yaratmış. Duccio geleneğini izleyen Simone Martini ve 1319 ile 1348 arasında yapıt vermiş olan Lorenzetti, Pietro ve Ambraogio kardeşlerdir. Simone Martini’nin bir başka yapıtı olarak Siena belediyesindeki Condottiere Guidoriccio da Fagliano’nın bir portresi örnek verilebilir.

Simone Martini, Annunciation

Resmin Duccio’nunkinden daha incelmiş bir Gotik üslupla soylu, hareketli, belirgin ve canlı dış çizgileri vardır. Ambrogio Lorenzetti 1338’den 1339’a kadar belediye yapısını fresklerle bezemiş. iyi ve kötü yönetimlerin karşılıklı etkilerinin konu edinen bu resimler aynı zamanda da gündelik sahneler de barındırmakta. Avrupa’nın başka yerlerinde sanat aynı yönde ilerleyememiş, simgesel nitelikte kalmış.

Lorenzetti, Allegory of Good and Bad Government

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here